23 Nisan 1920 BMM’nin açılışı

31 Mart yerel seçimleri nedeniyle 2 Mart’ta tatile giren TBMM Genel Kurulu bugün 23 Nisan özel oturumu ile açılacak. Genel Kurulda, parti genel başkanları konuşma yapacak. Ne söyleyeceklerini, daha doğrusu hepsinin merkıbe türü nutuklar atacaklarını biliyoruz. Bugün aynı zamanda 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi(BMM)’nin kuruluşunun 99.yılı. Bu vesile ile BMM’nin açılış gününden söz etmek istiyorum.

Ankara’da oluşan yeni meclisin açılış töreni ve milletvekillerinin niteliği üzerinde durmak istiyorum. Bu nedenle konuynin önemi deneniyle  önemmeclisin Heyet-i Temsiliye adına M. Kemal imzasıyla 21 Nisan 1920’de kolordu ve tümen komutanlıkları ile bütün valiliklere, müstakil liva mutasarrıflıklarına, Müdafaai Hukuk Cemiyetleri merkezlerine ve Belediye başkanlıklarına gönderilen bir genelge ile Büyük Millet Meclisi(BMM)’nin 5 maddelik açılış programı şöyleydi:

“1- Bimennikilkerim (Allahın lütfü keremiyle) Nisan 23 Cuma günü, Cuma namazından sonra, Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

“2- Vatanın istiklali, yüce Hilafet makamının ve saltanatın kurtulması gibi en mühim ve hayati vazifeleri ifa edecek olan bu “Büyük Millet Meclisi’nin” açılma gününü Cuma’ya tesadüf ettirmekle adı geçen günün mübarek oluşundan istifade ve bütün Mebusanı kiram hazretleriyle Hacı Bayramı Veli Camii şerefinde Cuma namazı kılınarak ve Kur’an-ın nurlarından ve Salatu Selam’dan da feyiz alınacaktır. Namazdan sonra Peygamber Efendimizin mübarek Sakalı Saadet ve Sancağı şerifi taşıyarak daireyi mahsusaya gidilecektir. Daireyi mahsusaya girmezden evvel, bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. İşbu merasimde camii şeriften başlanarak daireyi mahsusaya kadar Kolordu Kumandanlığı’nca askeri kıtalar ile hususi tertibat alınacaktır.

“3- O günün kutsiyetini teyit için bu günden itibaren merkezi vilayette vali beyefendi hazretlerinin tertibiyle hatim ve Buhariyi şerefin okunmasına başlanacak ve Hatmi Şerif’in son aksamı (ayetleri ve duası) tebrürken Cuma günü namazdan sonra daireyi mahsusa önünde ikmal edilecektir.

“4- Mukaddes ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı surette bu günden itibaren Buhari ve Hatmi şeriflerin okunmasına başlanarak Cuma günü ezandan evvel minarelerde Salavatı Şerife okunacak ve Hutbe esnasında Halifemiz Şahişah Efendimiz hazretlerinin namı (ismi) hümayunları anılırken Zati Şahaneleri ile ona ait bütün memleketlerin ve bütün tebasının (vatandaşların) bir an evvel kurtuluş saadetine kavuşmaları duası ilave olarak okunacak ve Cuma namazının kılınmasından sonra da hatmin geri kalan kısmı ikmal edilerek Hilafet ve Saltanat makamının ve bütün vatan parçalarının kurtarılması maksadıyla girişilen milli gayretlerin kutsiyeti, ve her millet ferdinin kendi vekillerinden mürekkep olan bu Büyük Millet Meclisi’nin tevdi edeceği vatani vazifeleri yerine getirme mecburiyeti hakkında vaazlar verilecektir. Bundan sonra Halife ve Padişahımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtulup selamet ve istiklalimiz için dua edilecektir. Bu dini ve vatani merasimin icrasından ve camilerden çıktıktan sonra Osmanlı beldelerinin her tarafında hükümet makamına gelinerek Meclisin açılından dolayı resmi tebrikler kabul edilecektir. Her tarafta Cuma namazından evvel münasip surette Mevlidi Şerif okunacaktır.

“5- İşbu tebliğin hemen neşri tamimi için her vasıtaya müracaat olunacak ve acele ile en uzak köylere, en küçük askeri kıtalara, memleketin bilumum teşkilat ve müesseselerine ulaştırılması temin edilecektir. Ayrıca büyük levhalar halinde her tarafa asılacak ve mümkün mertebe bastırılıp çoğaltılarak meccanen dağıtılacaktır. Cenabı Hak’tan kâmil ve muvaffakiyet niyaz olunur.”

Bu programa uygun olarak 23 Nisan 1920 günü önce Hacı Bayram Camiinde bütün milletvekilleri ile birlikte Cuma namazı kılındı. Hoca hutbede Meclisin açılışının önemini anlattı ve namazdan sonra ayetler okundu. Daha sonra Hacı Bayram Veli’nin üzerinde ayetler yazılı sancağı, bir rahle üzerine yeşil örtü üzerine bir Kuran-ı Kerim ve peygamberin Sakalı şerifi konuldu. En önde ruhani sancak, onun ardında Sinop Mebusu Hoca Abdullah Efendi’nin başında tuttuğu rahle ve onunda arkasında hocalar, şeyhler, kalpaklı ve fesli mebuslar, ileri gelen idareciler ve yüksek rütbeli askerler olduğu halde Meclis binasına doğru yürüyüşe geçildi. Meclis’in önünde kurbanlar kesildi ve Bursa Mebusu Fehmi Hoca tarafından dualar okunduktan sonra meclis binasına girildi. Hacı Bayram Veli’nin sancağı kürsüye örtüldü, üzerine Kuran-ı Kerim ve Sakalı Şerif yerleştirildikten sonra Hatmi şeriflerinin duası Meclisin açılışı için okundu.

Açılış günü Mebusların çoğu Ankara’ya gelmiş ve açılış törenine katılmıştı. Ancak Meclis için yapılmış bir bina yoktu. Enver Paşa tarafından 1915 de Ulus Meydanı’nda İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne ait olan ve hünüz tamamlanmamış olan binanın meclis olarak kullanılmasına karar verilmişti. Bunun için alelacele hazırlanan binanın eksik olan kiremitleri Ulucanlar İlkokulu’nun kiremitleri ile tamamlanmış, Öğretmen Okulu’nun oturma sıraları getirilmiş, elektrik tesisatı olmadığı için gaz lambaları yerleştirilmiş, kürsü yapılmış, iki odun sobası konulmuştu ve bir odası da Mescit haline getirilmişti. Ayrıca Kuranı Kerim’den alınan “Ve emrühüm şura beynehüm” (Onların işleri, aralarında müşavere iledir) sözleri büyük bir levha halinde yazılıp duvara asılmıştı.

Meclis öğleden sonra 1.45’de en yaşlı üye olan Sinop Mebusu Şerif Bey’in konuşmasıyla açıldı. M. Kemal’in önerisiyle seçilmiş milletvekillerinin mazbatalarını incelemek üzere bir komisyon kurulduktan sonra o günkü oturuma son verildi. 24 Nisan 1923’de saat 10’da toplanan 120 kişiyle toplanan Meclis’in başkan seçimi yapıldı. M. Kemal, 110 oyla birinci başkanlığa, Celalettin Arif Bey’de 109 oyla ikinci başkanlığa seçildi.

Meclisin adı tartışma konusu olmuş, Türk Ocağı kökenli bazı milletvekilleri Meclise “Kurultay” adını vermek istemiş, bir kısmı “Meclis-i kebir-i milli” üzerinde durmuş, sonuçta Fransız devrimi terminolojisinden devralınan Büyük Millet Meclisi (BMM) adı (daha sonra başına Türkiye konularak TBMM oldu) benimsenmişti.

Meclisin açılışına katılamayan Kazım Karabekir’in gönderdiği, “15. Kolordu’nun milli meclisimizin emrinde olduğunu kemal-i hürmetle arz eylerim” şeklindeki telgrafı ayakta alkışlandı. Bu açıklama Meclisi ve Meclis hükümetini daha işin başında örgütlü bir orduya sahip olma konumuna yükseltmişti. 13 Eylül 1920’de Vekiller Heyeti Programında; Ordunun, BMM’nin ordusu olduğu, emir ve komuta yetkisinin BMM’nin manevi şahsiyetinde bulunduğu ve komutaya ait işlerin Genelkurmay Bakanlığı tarafından yürütüleceği belirtildi. l5 Eylül 1920’de kabul edilen 18 sayılı Nisab-ı Müzakere Kanunu’nun 4. Maddesi ile Ordu ve Kolordu Komutanlığı görevlerinin Meclis Üyeliği ile bağdaşabileceği de öngörüldü.

Osmanlı Meclis-i Mebusanı’dan beri Milletvekilleri aynı zamanda memur olabildikleri için Meclis’in yarıdan fazlasını asker ve sivil memurlar oluşturmuştu. Milletvekillerinin çoğu aynı anda Komutanlık, Valilik, Büyükelçilik, Kaymakamlık, Yargıçlık, Öğretmenlik gibi görevleri de yapıyorlardı. Bu durum yasama ve yürütme gücünü ellerinde tutanların aynı zamanda kararların uygulayıcısı olarak da görev yapmaları anlamına geliyordu. Meclis-i Mebusan’ın 9 Mart 1916 kararına göre milletvekilleri yıllık 500 lira ödenek ve 40 lira aylıklı yüksek bir devlet me­murunun maaşına göre yolluk alıyorlardı. Ordu Komutanları ise hemen her yerde yürütme gücünü ellerinde tutuyor ve askeri birliklerin her türlü ihtiyacını halktan ikna ya da zor kullanarak karşılıyorlardı. Bu özgünlük, Kemalist hareketin ve rejimin askeri ve sivil bürokratik niteliğini gösteriyordu.


Yararlanılan kaynak: Şaban İba, Serv’den Lozan’a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket, s.314-318, Aram Yayınları, İkinci baskı-2013

Bunları da beğenebilirsin