Yurttaş gittikçe fakirleşiyor… Kart borcu ikiye katlandı!

Kredi kartı borçları ve ihtiyaç kredileri üzerinden yurttaşların gittikçe fakirleştiğini ve bunun ekonomik ve sosyal sorunları gündeme getirebilecek boyuta ulaştığı görülüyor.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) seçim öncesi aldığı kararla kredi kartlarında nakit avansa sınırlama getirmiş, daha sonra bu kararından geri adım atmıştı. Enflasyonist süreçte gelir artışlarının artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalması sonucu bireysel borçlanmanın, yılbaşından bu yana hızlı bir artış gösterdiği, son bir yılda ise neredeyse ikiye katlandığı belirlendi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, tüketici kredileri ile kredi kartı borçlarından oluşan toplam bireysel borç bakiyesi, yılbaşından 12 Mayıs’a kadar olan dönemde yüzde 32,5 artışla 2 trilyon 28 milyar liraya ulaştı. Bireysel kredi kartı borçları ise yılbaşından bu yana yüzde 50,1 oranında net 223,7 milyar lira büyüyerek 670,3 milyar liraya ulaştı.

Bu artışın da 142,6 milyar liralık bölümü 12 Mayıs itibarıyla 360,4 milyar liraya ulaşan taksitli kredi kartı borçlarından kaynaklandı. Taksitli kart borçları anılan dönemde yüzde 65,5’le bireysel borçlanma kanalları içinde en hızlı artan kalem oldu. Taksitsiz/ peşin yapılan kart borçlarının tutarı da bu dönemde yüzde 35,4 oranında 81 milyar liralık net artışla 309,9 milyar liraya çıktı.

İhtiyaç kredileri yüzde 68 arttı

Bireysel borçlanmadaki hızlı artış özellikle yurttaşların “nakit avans” da dahil “taksitli kredi kartı” harcamaları ile “ihtiyaç kredisi” kullanımlarından kaynaklandı. Toplam bireysel borç bakiyesinde, bu dönemdeki net 498 milyar liralık artışın 178,5 milyar liralık bölümü, yurttaşların son dönemde dayanıklı tüketim malı alımlarının yanında birikmiş kredi kartı borçlarını kapamak ya da diğer nakit borçları için başvurduğu ihtiyaç kredileri kaleminde gerçekleşti.

Bankaların 12 Mayıs itibarıyla 852,1 milyar liraya ulaşan ihtiyaç kredisi alacak bakiyesi, toplam tüketici kredilerinin yüzde 62,8’i, toplam bireysel borç bakiyesinin de yüzde 42 ile en büyük bölümünü oluşturdu. İhtiyaç kredilerinin hacmi bu dönemde yüzde 67,7 büyüdü.

Toplam bireysel borç bakiyesinin son 1 yılda ise neredeyse bir kat büyüdüğü dikkati çekti. Söz konusu borçlar 12 Mayıs itibarıyla son bir yılda yüzde 83,9 oranında net 925,4 milyar lira artış kaydetti. Son bir yıldaki büyümenin net 504,1 milyarı tüketici kredilerinden, 421,3 milyarı bireysel kredi kartlarından kaynaklandı.

Tüketici kredileri içinde son 1 yılda da en fazla artan 343,9 milyar lira ile ihtiyaç kredileri oldu. Konut kredilerinde yıllık artış oranı ise yüzde 31’le yıllık enflasyonun çok altında kaldı. Başka deyişle konut kredilerinde reel bazda düşüş yaşandı. Bu kredilerin hacmi son bir yılda net 101 milyar lira büyüdü. Son 1 yılda oransal bazda en hızlı artış yüzde 303’le taşıt kredilerinde yaşandı, ancak toplamdaki payı düşük olan bu kalem, toplam bireysel borç bakiyesini miktar bazında net büyüme 59 milyar lira büyüttü.

Borçlanmanın ekonomik ve sosyal sonuçları

Yurttaşların gittikçe fakirleşmesine neden olan bu aşırı borçlanmanın ekonomik ve sosyal sonuçları da ağır oluyor. Öncelikle bu durum tüketicilerin gelirlerinin önemli bir bölümünün faiz ödemelerine gitmesine yol açarak harcama gücünü azaltmakta ve tasarruf eğilimini düşürmektedir. Bu da ekonomik büyümeyi ve istihdamı olumsuz etkilemektedir.

Ayrıca bu durum tüketicilerin finansal risklerini de arttırarak gelecekteki gelir beklentilerini zayıflatmaktadır. Bu da tüketicilerin psikolojisini bozarak stres ve kaygının artmasına neden olmaktadır. Bu da sağlık sorunlarına ve aile içi şiddete yol açabilmektedir.

Bu nedenlerle devletin ve bankaların tüketicilerin aşırı borçlanmasını önlemek için tedbirler alması gerekmektedir. Örneğin faiz oranlarının makul seviyelerde tutulması, gelir düzeyine göre uygun limitler belirlenmesi, tüketicilere finansal okuryazarlık eğitimi verilmesi gibi adımlar atılabilir.

Sonuç olarak

Yurttaşların gittikçe fakirleşmesine neden olan aşırı borçlanma sorunu hem ekonomik hem de sosyal açılardan ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunu çözmek için devletin ve bankaların ortak bir sorumluluk alması ve tüketicilere yardım etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde hem tüketiciler hem de ekonomi daha fazla zarar görecektir.