Yüreklerde Dinmeyen Acı: “Sivas 1993”

29 yıl önce 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 33 aydın, sanatçı ve 2 otel çalışanı katledildi. Mahkemelerde sürüncemede bırakılan dava 19 yıl sürdü. Yargılanan 2 kişi bu süreçte ölürken, katliamla ilişkili 5 kişi ise zaman aşımından dolayı serbest bırakıldı. Yıllarca kırmızı bültenle aranan Sivas katliam sanığının Sivas’ta ölmesi, kendini mağdur ya da dışlamış hisseden insanların yüreğindeki yarayı kanatmıştır.

Sivas katliamı, başı başına işlenmiş bir katliam değildi. Maraş ve Çorum’da 1978 ve 1980 tarihlerinde yapılan katliamlarının bir devamı niteliğindeydi. Yarı sömürge tipi bir ülkede uluslararası tekelci sermayenin, boyunduruğu altına aldığı yerel siyasi iktidarların, yükselen sınıf mücadelesini engellemek adına işçi-emekçi kitlelerin içinde dini, mezhebi ayrımları körükleyerek kitleleri birbirine düşman eden bölünme ve yönetmenin bir devamı niteliğindeydi. Derin devletin içinde yuvalanan faşist paramiliter güçlerin 1978 yılında Çorum ve Maraş’ta gerçekleştirdikleri katliamın bir devamıydı.

Sivas Madımak Oteli’nde yaşanan katliam, yüzyıllarca süren “Anadolu Alevileri”ne karşı yapılan kırımın devamıdır. Genel anlamda sağcı radikal gruplar ile faşist saldırıların tümü “öldürme” amaçlıdır. Adli tutanaklar da olayın mezhepsel katliam amaçlı olduğuna vurgu yapıyor. Oysa madalyonun öteki yüzünde yatan gerçek, sınıf mücadelesine gözdağı verme amacının gizlenmisidir.

29 yılını geride bıraktığımız insanlık utancının ardından Türkiye’de hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu görüyoruz. O günün aydınlanmaya karşıtı olan gerici ve radikal İslamcı isyanın savunuculuğunu yapan zihniyet, ne yazık ki bugün ülkeyi yöneten kadrolardan oluşmuştur. Çeyrek yüzyıl önce yapılan katliamla, günümüze kadar yüzlerce insanımızın canıma mal olan eylemleri yapanlar aynı zihniyetin ürünüdür. Bunların arkasındaki güç de aynı güçtür. Belki 29 yıldan bu yana çok şeyler değişti, ama zihniyet değişmedi, zihniyetin arkasındaki kadrolar değişmedi, adaletsizlik değişmedi, öfke, isyan, direniş, umut arayışları değişmedi.

Türkiye’nin NATO’ya girişiyle birlikte üye ülkelerde GLADİO tipi yasa dışı örgütlenmeler kurulmaya başlandı. Temel amaçları sosyalist rejimin önüne geçmekti. Türkiye’de bunun karşılığı ÖZEL HARP DAİRESİ’ydi. Bu yapı, DERİN DEVLET’in elindeki katliamcı yapıydı. Hedef, aydınlanma devrimlerini, laik, sosyal misyonunu ve burjuva devletini baskı altına alarak uluslararası tekelcilerin amaçlarına göre mevcut yapıyı yeniden dizayn etmekti.

Türkiye, 1952 yılında NATO’ya girdi. Akabinde GLADİO denen yapı kuruldu. Amaç, 6-7 Eylül 1955 tarihlerinde görüldüğü gibi İstanbul’da, Trabzon’da, Ankara ve İzmir’de başlayarak diğer illere sirayet eden ve Gayrimüslim toplulukları hedef alan, evleri, işyerlerini yakıp yıkan, insanları katleden ve ülkeden kovulmasını sağlayan sağcı, milliyetçi, ırkçı ve dinci kesimleri besleyen ucube bir yapıyı dizayn etmekti. Bu dizayn işlemi ne yazık ki hala devam ediyor. Bilinçli çıkartılan çatışmalar, kimlik ve etnisite üzerinde yapılan katliamlar, meşruiyeti olmayan karanlık güçlerin hizmetkârı görünümü devam ediyor. Bu ucube yapı, Sivas’ta, Malatya’da, Çorum’da Gaziosmanpaşa’da, Elazığ ve diğer yerleşim birimlerinde katliamlarla devam eden ve kısa sürede piyon olarak kullanılan faillerin ülkücüler ve MHP’ler olduğu 12 Eylül mahkemelerinde kayıtlara geçti. Bu yapı, AKP iktidarı sırasında 17/25 Aralık sonrası FETÖ’cüleri kullandı; bugün kullandığı tarikat ve cemaatler gibi. Ülkeyi 15 Temmuz aşamasına kadar getirdi. 

Olayların Gelişimi

Yıl 1993, Temmuz ayının ikinci günü yani 29 yıl önce bugün Sivas’ta, Madımak otelinde 35 insanımız göz göre göre yakıldı. “Pir Sultan Abdal Şenlikleri” kapsamında, sanatçılar, fikir insanımız Sivas Valisi’nin özel davetlisi olarak kente akın etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupların çıkan taşlı-sopalı çatışması güvenlik güçleri tarafından fazla büyümeden önlendi.

Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup, ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Otelin pencere perdeleri ile alt katta bulunan eşyalar birlikte ateşe verildi. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Behçet Aysan, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Asıf Koçak ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan karşıt görüşlü kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin’i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

Yargılama

Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Sonraki günlerde gözaltına alınanlarla birlikte bu sayı 190’a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124’ü hakkında “laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açıldı, geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994’te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15’er yıl, 3 sanık hakkında 10’ar yıl, 54 sanık hakkında 3’er yıl, 6 sanık hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi. Cezalar, günümüzde kadınlara karşı yapılan cinayet davalarına benzer ödül verir gibi cezalar verildi.Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını “taraflı, hukuka ve adalete aykırı” olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.28 Kasım 1997’de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası’nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998’de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usul noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000’de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası ise; sağlık sorunları gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi. Cumhurbaşkanlığı kararına göre, 27 yıl hapis yatan Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası, Adli Tıp Kurumu’nun verdiği sağlık raporu doğrultusunda, Anayasa’nın 104’üncü maddesinin 16’ıncı fıkrası hükmü uyarınca kaldırıldı.

Sanıkların avukatlığını üstlenenler arasında olan Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan, bakanlığı sırasında onları hapishanede ziyaret etti. Geniş avukat listesinde çok sayıda Refah Parti üyesi ve yöneticisi olması eleştiri konusu oldu. Bu avukatlar ilerleyen yıllarda AKP ve Saadet Partisi’ne katıldılar ve içlerinden üst yönetim görevlerine yükselenler oldu. 26 kişilik bu listede biri bakan olmak üzere 4 AKP milletvekili de bulunuyordu. Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33’e düştü. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclis üyesi Cafer Erçakmak ile Yargıtay’ın 1997’deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır. Davanın firari olan 5 sanık ile ilgili kısmı, 13 Mart 2012 tarihinde zaman aşımından düşürülmüştür. 

Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında tek bir davada bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır. 

Katliamda Yaşamını Yitirenler

Muhibe Akarsu – (35 yaşında, misafir), Muhlis Akarsu – (45 yaşında, sanatçı), Gülender Akça – (25 yaşında, sanatçı), Metin Altıok – (52 yaşında, şair, yazar), Ahmet Alan – (22 yaşında, sanatçı), Mehmet Atay – (25 yaşında, gazeteci), Sehergül Ateş – (30 yaşında, sanatçı), Behçet Aysan – (44 yaşında, şair, tıp doktoru), Erdal Ayrancı – (35 yaşında, yönetmen), Asım Bezirci – (66 yaşında araştırmacı, yazar), Belkıs Çakır – (18 yaşında, sanatçı), Serpil Canik –(19 yaşında, sanatçı), Muammer Çiçek – (26 yaşında, aktör), Nesimi Çimen – (67 yaşında, şair, sanatçı,), Carina Cuanna – (23 yaşında, Hollandalı gazeteci), Serkan Doğan – (19 yaşında, sanatçı), Hasret Gültekin– (23 yaşında şair, sanatçı), Murat Gündüz  – (22 yaşında, sanatçı), Gülsüm Karababa –(22 yaşında, sanatçı), Uğur Kaynar – (37 yaşında, şair), Asaf Koçak – (35 yaşında, karikatürist), Koray Kaya – (12 yaşında, çocuk), Menekşe Kaya – (17 yaşında, sanatçı), Handan Metin – (20 yaşında, sanatçı), Sait Metin – (23 yaşında, sanatçı), Huriye Özkan – (22 yaşında, sanatçı), Yeşim Özkan – (20 yaşında, sanatçı), Ahmet Öztürk – (21 yaşında, otel görevlisi), Ahmet Özyurt – (21 yaşında, sanatçı), Nurcan Şahin – (18 yaşında, sanatçı), Özlem Şahin – (17 yaşında, sanatçı), Asuman Sivri – (16 yaşında, sanatçı), Yasemin Sivri – (19 yaşında, sanatçı), Edibe Sulari – (40 yaşında, sanatçı), İnci Türk – (22 yaşında, sanatçı), Kenan Yılmaz – (21 yaşında, otel görevlisi).

Sivas katliamı avukatlarıdan bazılarının getirildiği makamlar: [1]

Av. Celal Mümtaz Akıncı – AKP oylarıyla seçilen Anayasa Mahkemesi üyesi,
Av. Hayati Yazıcı (Eski Bakan),
Av. Haydar Kemal Kurt – AKP Isparta Milletvekili,
Av. Zeyid Aslan – AKP Tokat Milletvekili, Erdoğan’ın eski avukatı,
Av. Hüsnü Tuna – AKP Konya Milletvekili,
Av. Burhanettin Çoban – Afyonkarahisar AKP’li Belediye Başkanı,
Av. Faik Işık – Başbakan Erdoğan’ın ve Süleyman Mercümek’in avukatı,
Av. İbrahim Hakkı Aşkar – 22. Dönem AKP Afyon Milletvekili,
Av. M. Ali Bulut – AKP Maraş Milletvekili,
Av. Bülent Tüfekçi -(Eski Bakan),
Av. Halil Ürün – RP kayıp trilyon davası sanığı, AKP Afyon Milletvekili
Av. Mevlüt Uysal – AKP İstanbul eski Büyükşehir Belediye Başkanı,
Av. Nevzat Er – Eski AKP Eminönü eski Belediye Başkanı
Av. Suat Altınsoy – Eski AKP Konya İl Başkanı Yardımcısı
Av. Tayfun Karali – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanı,
Av. Ferruh Aslan – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü
Av. İbrahim Kök – AKP Elazığ Milletvekili Aday Adayı,
Av. Ali Aşlık – Eski AKP İzmir İl Başkanı ve 24. dönem milletvekili,
Av. Bedrettin İskender – AKP Ümraniye Belediye Başkan adayı,
Av. Ekrem Bedir – Sakarya AKP Hendek Belediye Meclis Üyesi,
Av. Faruk Gökkuş – AKP Kâğıthane İlçe Başkanı,
Av. Hasan Hüseyin Pulan – AKP İstanbul İl Disiplin Kurulu üyesi,
Av. Hurşit Bıyık – AKP Trabzon İl Başkan Yardımcısı,
Av. Reşat Yazak – Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi.

Sonuç

Katliamların, soykırımların eksik olmadığı hastalıklı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafya, bugün kapitalist sömürünın hakim olduğu modelle “barış içinde” yaşamanın mümkün olmadığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Burjuvazinin hakim olduğu ülkemizde farklı etnisite ve inanç gruplarının meskenlerine konulan çarpı işaretinin bıraktığı derin izler, insanların tehdit, korku ve tedirginlik altında hissetmesine sebep olan resmi ideolojinin içinde sürüklendiği bataklığın öteki yüzüdür.

Bu sistemle mücadelenin başarısı salt barbarlığa, kanlı katliamlara son vermek değil, aynı zamanda insanlığın ve uygarlığın geleceğini kurtarmanın başarısı olacaktır.

Sivas katlimı ne denli acılar yaşatırsa yaşatsın, unutturma çabaları, yıldırma politikalarıylaa ve burjuva adaletsizliğiyle bu acılar hafızalarda yaşamaya devam edecektir. 

Kapitalist sistem devam ettiği sürece burjuvazi, işçi sınıfını dinsel, mezhepsel ve etnik temelde bölerek sömürüye devam ettirecektir. Uluslararası tekelci sermayenin boyunduruğundaki burjuva iktidarlarının bu kirli oyunlarının bozulması da ancak sınıfsal mücadeleden geçebiliyor. Sivas katliamı, Kemalist sol milliyetçilerin empoze etmeye çalıştığı laik ve anti-laik çatışmanın ürünü değil, sınıf mücadelesini yükseltmeye çalışan işçi sınıfını ehlileştirmek için atılan kanlı adımlardır. Bu sömürüyü ortadan kaldırmanın yolu da ancak sömürü düzenine son vermekle mümkündür. 


[1] Liste: “https://haber.sol.org.tr/turkiye/iste-sivas-katliami-saniklarinin-avukati-olan-akpliler-241654”