Kıyı kumullarımızda yetişen endemik türler ve karşı karşıya olduğu riskler…


Resmi verilere göre Türkiye’de kıyı kumulları, Toplam kıyı uzunluğu olan 8333 km’sinin %12,2’si kıyı kumul alanları oluşturuyor. Türkiye kıyı kumullarının net uzunluğu ise 1017 km kadardır. Türkiye’nin kuzeyinde Karadeniz kıyılarında yer alan kumulların uzunluğu 422 km’dir. Güneyde Akdeniz kıyılarında yer alan kumulların uzunluğu ise 390 km’dir. Geriye kalan kumullar ise Ege 123 km ve Marmara denizi 82 km kıyılarında yer almaktadır.

Tüm kıyı kumul alanlarında, nadir Endemik kumul bitki türleri bakımından en zengin alanlarıdır. Aşağıya alıntıladığımız, “Türkiye Kıyı Kumulları” listesindeki her alan, kendi çapında özel öneme sahiptir. Bunların bir kısmı “Özel Çevre Koruma Bölgesi ” olarak ilan edilmişlerdir. Örneklersek; başta en gündemde olan Saroz Körfezi Kumulları, Datça Körfezi Kumulları, Dalaman Ovası Güneyindeki Kumullar, Yine son zamanlarda talan edilen Patara kumulları, Finike Körfezi Kumulları, Antalya Gazipaşa Kumulları ve Göksu Deltası Kumullarıdır.

Çevre ve Orman Bakanlığının 2009 yılı 3 Nisanında yayınlanan belgesinde şöyle deniliyor:“ Bu 27 kıyı ilinde toprak haritalarına göre 110 büyük kıyı kumul ekosistemi bulunmaktadır. Ayrıca bu kumullar üstünde veya büyük kumul ekosistemlerinin dışında 300’ün üzerinde plaj Türkiye’de bulunmaktadır. Kumullar kıyılarda yer aldığı ve turizmde çok önemli olan kumları barındırdığı için getirim değerleri çok yüksektir. Bu nedenle Türkiye’de en çok ve en hızlı tahrip edilen ekosistemler içinde kıyı kumulları bulunmaktadır.”(1)

Bugün bu kumulların ne kadarının kaldığını, ne kadarının yok edildiğini, yeni bilgiler ortaya çıkmadıkça bilmek pek mümkün değildir. Wikipedia’nın 2016 yılında güncellediği kıyı kumul sayımız yukarıdaki sayının çok altında kalmaktadır. Bu kumul alanlarda yüzlerce Kumulda eşine az rastlanır ender endemik bitkileri bulunmaktadır. Ayrıca bu Kumullarda farklı canlı türleri yanında binlerce mikroorganizma türleri de barınmaktadır. İşte Wikipedia da verilen liste aşağıdaki gibidir:

“Türkiye Kıyı Kumulları. (Wikipedia.org)

1-Yalıköy, 2- Tirebolu, 3-Espiye, 4-Ordu, 5-Samsun-Merkez-6-Çarşamba ve Terme (Asarağaç-Sakarlı), 7-Samsun-Bafra ve Merkez (Yürükler-Yeşilköy), 8-Samsun-Alaçam ve Bafra (Alaçam-Balık Gölü), 9-Sinop-Karasu Çayı ağzı, 10-Sinop-Erfelek(Sarıkum), 11- Çatalzeytin, 12-Zarbana,13- Sakallı, 14-Cide, 15-Kocaeli ve Sakarya-Kaynarca ve Karasu (Karaağaç-Melen), 16-Kocaeli-Kandıra (Cebeci), 17-İstanbul-Şile (Ağva-Kurfallıaltı), 18-İstanbul-Şile (Kumbaba-Ağlayankaya), 19-İstanbul-Şile (Sofular-Sahilköy), 20-İstanbul-Şile (Karakiraz), 21-İstanbul (Riva-Anadolu Feneri), 22-İstanbul (Kilyos), 23-İstanbul-Çatalca (Ormanlı-Terkos), 24-İstanbul-Çatalca (Yalıköy), 25-İstanbul-Çatalca (Kastro), 26-Kırklareli-Vize (Kıyıköy), 27-Kırklareli-Demirköy (Servi Burnu),28-Kırklareli-Demirköy (İğneada), 29-Bursa-Karacabey (Kocasu Deltası) ve Mudanya (Bayramtepe-Esence), 30-Balıkesir-Erdek (Belkıs Tombolosu), 31-Balıkesir (Gönen Deltası), 32-Balıkesir (Karabiga Deltası), 33-Kocaeli-Karamürsel (Hersek Deltası), 34-Kocaeli Merkez (İzmit’in güneyi), 35-Edirne-Enez (Meriç Nehri ağzı), 36-Edirne-Enez (Abdürrahim ve Mecidiye), 37-Çanakkale-Gelibolu (Bolayır), 38-Çanakkale-Gelibolu (Yıldız Koyu), 39-Çanakkale-Eceabat (Bayır Köy), 40-Çanakkale-Eceabat (Anafarta Limanı), 41-Çanakkale-Eceabat (Büyük Anafarta), 42-Çanakkale-Eceabat (Kilitbahir güneybatısı), 43-Çanakkale-Gökçeada (Aydıncık Burnu), 44-Çanakkale-Merkez (Kumburnu), 45-Çanakkale-Ezine (Yeniköy), 46-Çanakkale-Ezine (Dalyanköy-Poyraz Limanı), 47-Çanakkale-Ayvacık (Tuzla), 48-Balıkesir-Edremit (Çoruk), 49-Balıkesir-Burhaniye (Armutova), 50-Balıkesir-Ayvalık (Yumra Burnu), 51-Balıkesir-Ayvalık (Sarmısaklı), 52-Balıkesir-Ayvalık (Altınova), 53-İzmir ve Balıkesir-Dikili ve Ayvalık (Altınova-Salihler), 54-Çeşme-Ilıca, 55-İzmir-Selçuk (Pamucak), 56-Aydın-Kuşadası (Soğucak-Davutlar), 57-Aydın-Söke (Didim), 58-Muğla-Datça, (Datça Körfezi), 59-Muğla-Köyceğiz (Dalyan kıyıları), 60-Muğla-Köyceğiz (Kayacık), 61-Muğla-Fethiye (Kargı), 62-Antalya ve Muğla-Kaş ve Fethiye (Gavurağalı-Gelemiş), 63-Antalya-Kaş (Kale-Beymelek), 64-Antalya-Kumluca ve Finike (Finike-Yeniceköy), 65-Antalya-Merkez (Konyaaltı), 66-Antalya-Manavgat-Alanya, 67-Antalya-Gazipaşa, 68-Mersin-Silifke (Taşucu-Paradeniz Dalyanı), 69-Mersin-Silifke (Göksu ağzı-Susanoğlu), 70-Mersin-Merkez ve Tarsus (Kazanlı), 71-Mersin-Tarsus (Dipsiz Göl),72-Adana (Karataş),73-Adana (Yumurtalık), 74-Hatay-Dörtyol (Turunçlu-Dörtyol), 75-Hatay-Samandağ (Kaburluk -Meydan).” Bu kadar kıyı kumul şeridinin çoğunda turistik yatırımlar, parklar ve benzeri yatırımların önü açılarak, buradaki endemik canlı yaşamı yok edilmektedir. İşte Saros Körfezinde yapıldığı gibi veya Patara kumlarının taşınması gibi çalışmalar, buralardaki ender bulunan endemik bitkiler yok olmayla karşı karşıya kalmaktadırlar. Patara’da kumlar başka alanlara taşınarak, oranın doğal örtüsü de talan edilmiş oldu. Saros kumullarında bulunan Kum İncisi (Aurinia uechtritziana), buradaki liman çalışmasında yok edilecektir. Patara kumullarında ise Hasır otu (Cyperus capitatus) ve Kum Zambağı (Pancratium maritimum) endemik türleri, kumların taşınması ile yok ediliyorlar. Bunların benzerlerini çoğaltmak mümkündür. En önemlisi ise kıyıların yazlık site tarzı konutların ve Turizm yapılaşmasına açılması, devasa otellerin ve komplekslerin yapılması, bu alanlardaki canlı yaşamını tehlikeye sokmaktadır. Son dönemde Ege kıyılarının bir vakfın kullanımına bırakılmasının yaratacağı yıkımların hesabı olamayacak. Ve geri dönüşü olmayan kayıplar olacaktır.

Asıl olarak aşağıya alacağımız kısa birkaç alıntı ile işin hassasiyeti daha da anlaşılır olur. 2017 Ekim’nde Düzenlenen Uluslar arası jeomorfoloji Sempozyumuna, sunulan sunumlarda şunlar yer alıyor:

“Trakya’nın Karadeniz kıyıları ile Batı Karadeniz bölümü, nadir kumul bitki türleri bakımından en zengin alanları meydana getirmektedir. Burada Terkos gölünü kapatan kıyı okunun kumulları ve çevresi, nadir türlerin en yoğun bulunduğu merkez durumundadır. Bu alan, çok nadir olarak nitelenen kelebekotu (Isatis arenaria) ve kokar nevruzotu (Linaria odora) gibi türlerin sınırlı sayıda bulunduğu bölgedir. Kum zambağı (Pancratium maritimum) Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz bölümündeki kumullarda, iyi gelişmiş topluluklar halinde görülür. Kızılırmak deltası kumullarından, batıda Bulgaristan kıyılarına kadar uzanan alanda yayılış gösteren türlerin başında, Kilyos moru (Jurinea kilaea) gelir. Sinop’taki Sarıkum kumulu, mendeburotu (Alyssum stribrnyi), acem yayılganı (Convolvulus persicus), kıyı kerevizi (Peucedanum obtusifolium) ve sahil sığırkuyruğu (Verbascum degenii) gibi Batı Karadeniz ve İstanbul’a özgü türleri barındırması nedeniyle, son derece önemli bir kumul alanıdır. Kızılırmak deltası ve Yeşilırmak deltası, ince pulotu (Corispermum fılifolium), yağ marulu (Lactuca tatarica) ve kumgelini (Tournefortia sibirica) gibi, Orta Karadeniz’e özgü kumul bitkilerinin en yaygın görüldüğü yerlerdir. Bataklık papatyası (Tripolium pannonicum subsp. tripolium), sutaşı (Hydrocotyle vulgaris), macar hasırotu (Cyperus pannonicus), kilinotu (Kyllinga brevifolia), suçileği (Phyla nodiflora) ve üç semerotu (Schoenoplectus triqueter), Orta Karadeniz’den batıya doğru gittikçe azalan, yerel ve nadir türlerdir (Ketenoğlu vd. 2014). Bunlardan kilinotu ilk defa Karasu kumullarından tanımlanmış bir türdür. Kilyos-Ağaçlı kumulları da ülkemiz açısından nadir 15 kadar bitki taksonuna ev sahipliği yapan bir alandır. Yine Bern Sözleşmesi listesinde yer alan bazı bitkilerin (Verbascum degenii ve Silene sangaria) zengin toplulukları burada yer alır.”

“Dalaman ovası kıyı kumullarının uzunluğu 9-10 km’yi bulur ve burada kıyıdan iç kesimlere doğru kumul vejetasyonunun çeşitli kuşaklarını ayırtedilir. Önkıyıda kum teresi (Cakile maritima), hasır otu (Cyperus capitatus), kum boğadikeni (Eryngium maritimum), kum zambağı (Pancratium maritimum) yayılış gösterir. Artkıyıda mersin (Myrtus communis), zakkum (Nerium oleander) ve menengiç (Pistacia terebinthus) gibi içinde maki elemanlarının da bulunduğu çalı toplulukları yer alır. Daha gerideki sabit kumul alanları, Akdeniz kıyılarının karakteristik ağaç türü olan kızılçam (Pinus brutia) toplulukları yanında bazı maki elemanlarının yayılış alanını meydana getirir (Byfield ve Pearman 2005).”

“Patara kumullarında da önkıyıdan sabit kumullara kadar çeşitli kumul vejetasyon kuşakları ayırtedilir. Özellikle önkıyıda hasır otu (Cyperus capitatus) ve kum zambağı (Pancratium maritimum) toplulukları yaygındır. Artkıyıda ise daha az halofitik karaktere sahip türler görülür. Ülkemizin relikt bitkilerinden birisi olan Datça hurması (Phoenix theophrasti) da bu alanda ortaya çıkar. Patara kumulları üzerinde yayılış gösteren endemik kıyı kumotu (Arenaria pamphylica ssp. pamphylica var. turcica), endemik yılan pancarı (Biarum ditschianum), endemik süsen (Iris xanthospuria) ve yine endemik kuduzotu (Limonium effusum) küresel ölçekte nesli tehlike altında kabul edilen bitkilerdir. Kızılçam ve maki elemanları ise sabit kumulların yaygın bitkilerindendir (Duman ve Güner 2005).”

Bu kısa alıntılarda da görüldüğü gibi, ülkemiz kıyı kumulları endemik türler bakımında ayrı bir hazinemizdir. Bunlar sadece çok az bir bölümüdür. Ancak ülke olarak bu hazinemizin talanına seyirci kalınıyor. Bu hazinenin önemi hiç anlaşılmıyor gibi duruyor. Her alanda olduğu gibi bu alanda da talan ve yok etme hançeri saplanıyor. Kıyı kumulları ve barındırdığı endemik canlıları da yok ediliyor. Asıl olarak kıyı ilerindeki Çevre örgütleri, yerellerindeki kıyı kumulları ve o alanlardaki endemik türler, bu türlerin son durumu konusunda özel bir çalışma yaparlarsa, durum çok daha net ortaya çıkar. Kısaca ülkemizin neleri kaybettiğini ve daha neleri kaybedeceğini ortaya koyabilir.


(1)- http://www.cedgm.gov.tr/icd_raporlari/cevredurum.htm