Dünya kara yüzeyinin yalnızca yüzde 6’sını kaplayan sulak alanlar, biyolojik çeşitliliğin yüzde 40’ına ev sahipliği yaparken Türkiye’de son 50 yılda bu alanların yüzde 35’i kaybedildi; uzmanlar ekosistem tahribatının iklim krizi ve doğal afet risklerini büyüttüğü uyarısında bulunuyor.
Biyolojik Çeşitliliğin Sessiz Taşıyıcıları
2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü, insan faaliyetleriyle hızla yok edilen bu ekosistemlerin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Sulak Alan Bilgi Sistemi (SAYBİS) verilerine göre Türkiye’de 2021 itibarıyla 1.159 doğal durgun, 78 denizel ve 1.357 yapay olmak üzere toplam 2.594 sulak alan bulunuyor. Bu alanlar yaklaşık 1 milyon 491 bin hektarlık bir yüzölçümünü kapsıyor.
Tropik yağmur ormanlarından sonra yeryüzündeki en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip alanlar olarak kabul edilen sulak alanlar; kuşlar, balıklar, sürüngenler ve bitkiler için yumurtlama, beslenme ve barınma alanı olmanın yanı sıra suyu filtreleyerek kirliliği azaltıyor ve karbon yutağı işlevi görüyor.
Ramsar Sözleşmesi Ve Türkiye’nin Tablosu
Sulak alanların korunmasına yönelik ilk uluslararası modern anlaşma olan Ramsar Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de 14 uluslararası öneme sahip sulak alan bulunuyor. Bunun yanı sıra 59 Ulusal Öneme Haiz ve 65 Mahalli Öneme Haiz sulak alan resmi statüye sahip. Ancak çevre örgütleri, koruma statülerinin sahada etkin uygulanmadığına dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre sulak alanların azalması yalnızca canlı türlerini tehdit etmiyor; aynı zamanda sel, kuraklık ve su krizleri gibi doğal afetlerin şiddetini artırıyor. Çünkü bu alanlar, kara ve su ekosistemleri arasında hayati bir geçiş zonu oluşturuyor.
Azap Gölü Ve Aşağı Dip Gölü: Yerel Ekosistemlerin Kırılganlığı
Çevre aktivisti Ali Makal’in paylaştığı verilere göre, Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan statüsündeki Azap Gölü ve çevresinde yapılan çalışmalarda 114 bitki türü, 5 çift yaşamlı, 26 sürüngen ve 6’sı endemik olmak üzere çok sayıda balık türü tespit edildi. Bölgede 172 kuş türü gözlemlenirken, At Kuyruklu Kartal, Tepeli Pelikan ve Saz Kedisi gibi türler en fazla zarar gören canlılar arasında yer alıyor.
Mahalli öneme sahip Aşağı Dip Gölü ise Yenipazar ilçesinde Menderes Nehri kıvrımlarının oluşturduğu yaklaşık 60 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor. Azmaklar ve sazlıklarla çevrili göl, göçmen ve yerleşik kuşlar için kritik bir durak niteliği taşıyor. Yapılan flora çalışmalarında, ikisi endemik olmak üzere 11 bitki türü tespit edildi; endemik türler arasında Alçı Salebi ve Mor Belumotu öne çıkıyor.
Koruma Kağıt Üzerinde, Tehdit Sahada
Çevreciler, sulak alanların kağıt üzerindeki koruma statülerine rağmen tarım baskısı, yapılaşma, su rejiminin bozulması ve kirlilik nedeniyle hızla tahrip edildiğini vurguluyor. Ali Makal, sulak alan kaybının yalnızca doğa koruma meselesi değil, aynı zamanda bir yaşam ve gelecek sorunu olduğuna dikkat çekiyor.
- NHY / Çevre aktivisti Ali Makal’in kamuoyuyla paylaştığı saha notları
- ABD’nin Terör Gerekçesi, Petrol Coğrafyasında Yeni Askeri Hatlar Açıyor - 4 Şubat 2026
- İmamoğlu Ve Yanardağ’a “Siyasal Casusluk” Davası - 4 Şubat 2026
- Le Monde: Trump’ın İkinci Perdesi Liberal Demokrasiyi Hedef Alıyor - 4 Şubat 2026

















