Ege Bölgesi’nde günlerdir etkili olan sağanak yağışlar Aydın, Muğla, İzmir ve Antalya’da taşkınlara yol açtı; Büyük Menderes Nehri’nin taşmasıyla tarım arazileri sular altında kalırken üreticiler milyonlarca liralık zarar ve iklim krizine karşı yetersiz önlem tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Aydın Ovası Sular Altında
Aydın’ın Söke ilçesinden geçen Büyük Menderes Nehri’nde meydana gelen taşkın, Aydın Ovası’ndaki geniş tarım alanlarını su altında bıraktı. Son günlerde etkisini artıran sağanak yağışların ardından nehir yatağının dolduğu, özellikle Burunköy–Bağarası hattında taşkınların yaşandığı bildirildi. Bazı çiftliklerin de su baskınından etkilendiği bölgede Devlet Su İşleri (DSİ) 21. Bölge Müdürlüğü ile yerel yönetim ekipleri müdahale çalışmalarına başladı.
Bölge, Türkiye’nin en önemli sulama ve tarımsal üretim havzalarından biri olarak bilinirken, yaşanan taşkın üretim kaybı ve gıda fiyatları üzerindeki olası etkiler nedeniyle ekonomik sonuçları bakımından da dikkat çekiyor.
Muğla Ve İzmir’de Yağış Rekorları Taşkına Dönüştü
Muğla’nın Menteşe ilçesinde 24 saat içinde metrekareye 96,5 kilogram yağış düşmesi taşkınlara yol açtı. Düğerek, Yaraş, Ortaköy ve Yeniköy mahalleleri ile Karabağlar Yaylası çevresindeki bazı tarım alanları su altında kaldı. Aralıklarla günlerdir süren yağışlar, altyapının aşırı yüklenmesine neden oldu.
Ege genelinde etkili olan sağanak İzmir’de de hayatı aksattı. Tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu Bayındır ve Ödemiş ilçelerinde tarlalar, süs bitkisi üretim sahaları, bazı evler ve hayvan damları su baskınından etkilendi. Üreticiler, Türkiye’nin önemli süs bitkisi merkezlerinden biri olan Ödemiş’teki kayıpların hem yerel üreticiyi hem de ülke ekonomisini doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
Antalya’da Üretim Zinciri Aksıyor
Antalya’da geçen haftadan bu yana aralıklarla süren yağışlar Kumluca ve Aksu ilçelerinde tarımsal üretimi sekteye uğrattı. Seracılık ve açık alan üretiminin yoğun olduğu bölgelerde su baskınları, hasat takvimini ve tedarik zincirini riske sokuyor.
Uzmanlar, art arda yaşanan taşkınların yalnızca meteorolojik bir olay değil, dere yataklarının daraltılması, plansız kentleşme ve iklim krizinin etkileriyle birleşen yapısal bir risk alanına işaret ettiğini belirtiyor. Tarım havzalarında erken uyarı sistemleri, taşkın yönetimi ve su rejimi planlamasının yetersizliği her yağışta benzer sonuçların yaşanmasına yol açıyor.

















