Eğitim Öğretim Yıllı Başlarken


2021-2022 Eğitim-Öğretim yıllı diğer yıllarda olduğu gibi yine sorunlarla başlıyor. Pandeminin etkisi, Öğretmen sayısının azlığı(acil olarak en az 100-150 bin öğretmen ataması yapılması gerekir),okullarda alt yapının yeterince hazır olmaması, ailelerin ekonomik yetersizliklerinden dolayı çocuklarına istenilen eğitim ortamını oluşturamamaları, yaşanan toplumsal olaylar, ekonomik sorunlar, kontenjanından fazla öğrenci yerleştirilen okullar (Bakanlık gerek duyulursa ikili eğitime geçileceğini açıklıyor ama öğretmen yokken bunu nasıl yapacak.),eğitim öğretimin nasıl işleyeceğine yönelik standartlar da belirlenmiş değil, öğrenciler için ağır müfredat, ana dilde eğitim, fiziki açıdan yetersiz okullar… Bütün bu sorunlar eğitim ve öğretimde istenilen başarının gerçekleşmesine engel olmaktadır.

Çağdaş yaşamın gereği olarak en büyük yatırımın eğitime yapılması gerekir. Uzun vadede ülkeler için en karlı yatırım eğitime yapılan yatırımdır. Oysa ülkemizde eğitime yapılan yatırım istenilen düzeyde değildir. Bu nedenle her yıl okulların birçoğu alt yapı yetersizliği ile açılmaktadır. Özellikle taşımalı eğitimin yapıldığı okullarda alt yapı yetersizliğinden ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bir çok okulda yemekhane olmadığı için öğrenciler ya yerde yada hijyenik olmayan ortamlarda yemek yemek zorunda kalıyorlar. 

Ayrıca taşımalı okullarda öğrenci servis sorunu bir türlü çözülemiyor. Servisler kontenjanının çok çok üzerinde öğrenci alıyorlar. Özellikle pandemi döneminde salgının yayılması konusunda sorun oluşturmaktadır. Bu nedenle öğrenci servisleri mutlaka pandemi şartlarına göre düzenlenmelidir.

Hala okulların olmadığı köyler, bir sınıfta 30-40 kişinin eğitim gördüğü okulların bulunduğu şehirler vardır. Hala öğretmeni olmayan okullar, atama bekleyen binlerce öğretmen vardır. Nerdeyse iki yıldır okul yüzü görmeyen hangi okula gideceğini bilmeyen öğrenciler vardır. İlkokul ikinci sınıfa geçip okuma-yazma bilmeyen öğrenciler vardır…

Bütün bu olumsuzluklar içerisinde, çocuğun başarıya ulaşabilmesi için yük daha çok ailelerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin omuzuna yüklenmektedir. Bu durumda hiçbir mazerete sığınmaksızın eğitimde başarının elde edilmesi için fedakârlıklardan kaçınılmamalıdır.

Anne-Babaların çocuklarına yaklaşımlarında ve çocuklarından beklentilerinde gerçekçi olmaları, baskıdan uzak, demokratik bir aile ortamında çocuklarını değerlendirmeleri, Çocuklarını iyi tanıyıp, kendi beklentileri ile çocuklarının zekâ, yetenek ve kişiliklerinin birbiri ile örtüştüğü bir beklenti içerisine girmeleri, her durumda çocuklarını sevdiklerini ve çocuklarının onlar için değerli olduğunu belirtmeleri gerekir. Çünkü sevgi çocuğu başarıya götürmede en temel araçlardan biridir. 

Çocukların da bütün olumsuzluklara rağmen, hiçbir mazeret uydurmadan veya mazerete bakmadan kendi düzeylerine uygun başarıyı gerçekleştirmek için çaba sarf etmeleri gerekir. Öğrencinin her koşulda başarılı olacağına inanması ve bu inancı doğrultusunda çabasını sürdürmesi gerekir. Eğitimin gerçekten onlar için önemli ve amaçlarına ulaşmada bir araç olduğunu unutmamaları gerekir. Bu gün yaşamda başarılı olan birçok insanın bu olumsuz koşulların içinden çıktığını unutmamalıdırlar.

Öğretmenler, bireysel beklentilerden uzak, insana sevgi ve saygı anlayışı ile demokratik, çağdaş bir eğitim ortamı oluşturma çabası içerisinde çalışması gerekir. İnsan eğitmenin sorumluluğuyla, eğitimli, çağdaş bir toplum oluşturmanın onların eserinin olacağını unutmamalıdırlar. Yaşadıkları sorunların bahanesiyle eğitimci olma davranışından uzaklaşmamalıdırlar. Unutulmamalıdır ki çocuklar onların yaşadıkları sorunların nedeni değil ki sonucu olsunlar. Böyle bir eğitimci davranışı toplumu sorunsuz bir toplum yapmaya götürür.

Bütün olumsuzluklara rağmen herkesin üzerine düşeni yerine getireceği inancıyla başarının gerçekleşeceğine inanıyorum. Başarı, başarıyı elde etmek isteyenin çabasıyla gerçekleşir. Başarılı bir Eğitim- Öğretim dönemi dileğiyle…

Arslan ÖZDEMİR