Bu zafer yalnızca İstanbul’un değil tüm Türkiye’nin

YSK darbesiyle İstanbul seçmeninin oyları gasp edildiğinde “İktidar büyük bir kumar oynadı ancak bu kumarın bedeli onlar için ağır olabilir” demiştik. Hileli zarlarla oturdukları masada artık oyun bitti. Bu sefer ilkinden çok ama çok daha büyük kaybettiler! Öyle ya da böyle siyasal İslam’ın ve gelmiş geçmiş müttefiklerinin “hikâyesi” sona eriyor. Bu son, bize yeni bir dönemin arifesinde olduğumuzu gösteriyor. Aydınlık bir memleket düşü bugün daha yakın.

6 Mayıs darbesi, kontrolsüz bir güç denemesi olarak İslamcı ve milliyetçi-muhafazakâr seçmeni tahkim etme taktiğinin parçasıydı. İktidar bloku “Biz istersek sandığı dahi deviririz. bakın ne kadar güçlüyüz” mesajını verdiğini zannetti. Halbuki sağ seçmen, sandık devirmeyi büyüklük alameti değil halkla inatlaşma ve kuvvet kaybı olarak gördü. AKP’nin kalesi olarak bilinen ilçelerde AKP’li seçmen sandığa gitmeyerek “Artık size inanmıyoruz” dedi. “Çünkü çaldılar” diyenlere, rakibine tuzak kurmayı siyaset zannedenlere itibar etmedi.

Seçimi iptal ettirdiklerinde nasıl bir strateji izleyeceklerini dahi bilmiyorlardı. 1,5 ayda ne kadar yalpalanabilirse o kadar yalpaladılar. Kampanyayı kim yürütsün, dili ne olsun, öncelikle kime hitap etsin buna dahi bir türlü karar veremediler. İstanbul konuşacağız dediler Pontus’tan öteye geçemediler. Erdoğan’ın 39 ilçede yapacağı miting de Bahçeli’nin İstanbul’a atacağını iddia ettiği mitil de büyüklere masallardan öteye geçemedi. Geriye Erdoğan’ın son dakika yaptığı “rutin” konuşmalar ve Bahçeli’nin 2 gün süren mehter marşlı İstanbul seyahati kaldı.

Şu geride bıraktığımız sürede, bilinen manada AKP diye bir partinin kalmadığı teyit edilmiş oldu. Seçimden seçime de olsa seçmeninin derdini dinleyen, belirli bir disiplin dahilinde hareket eden bir iktidar partisi artık yok. Rant ve talan düzenin korumak uğruna seçmenin evine zorla girmeye kalkan, Saray’a yaranma uğruna birbirleriyle çelişen hamleler yapan bir yapı var karşımızda. 2. İstanbul yenilgisi bu gerçeğin ispatıdır ve partiden çok çete gibi işleyen örgütün çözülmesini hızlandıracaktır.

Bahçeli iptali çok istedi ama, seçimin gasp edilmesi AKP- MHP blokunu kuvvetlendirmek yerine yerle yeksan edecek. Daha seçim yapılmadan İslamcı basında MHP’den kurtulma senaryoları yazılmıştı zaten. MHP’lilerin seçimden çok İYİ Partililere saldırmakla uğraşması da cabası. İmamoğlu’nun kazanacağı belli olunca iktidar kanadında “yeni hükümet sistemi” AKP’ye kaybettiriyor diyenler çıktı. Artık yalnızca iktidarın İstanbul hezimeti değil parlamenter sisteme dönüş de konuşulacak.

Muhalefet ise başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere yakın tarihin belki de en önemli sınavını verdi. İktidar cephesinin, muhalefeti birbirine düşürme girişimlerinin hepsi boşa çıkarıldı. Buna VİP tuzağı da “Öcalan mektubu” da dahil. Muhalefetin başarısı zannedildiği gibi yalnızca yönetici kadrolara ait bir başarı değil. Yandaşların oyunu asıl bozan, tabanda oluşan yan yana durma pratiklerinin, bilhassa son 6 yılda edinilen tecrübenin ilmek ilmek ördüğü en geniş halk ittifakı. Bu ittifak, parti-devlet projesinden de lider kültünden de güçlü olduğunu dosta düşmana gösterdi. Üstelik kimlik siyasetini aşan yeni bir politikanın da ipuçlarını verdi.

Neticede İstanbullu israfa, talana, yolsuzluğa, yüzsüzlüğe izin vermeyeceğiz demekle yetinmedi YSK darbesine, onun arkasındaki tek adam rejimine, siyasal İslam’a, şovenizme, hukuksuzluğa geçit yok diye haykırdı. AA’dan Pelikancılara, Esenler BB.’ndan Ordu Valisine bu düzenin işbirlikçilerini sildi süpürdü. Ve İktidar blokuna 16 Nisan referandumunun 2. raundunu kaybettirdi.

Bu sonuç, Türkiye için bir dönüm noktası olacak ve siyasette domino taşı etkisi gösterecek. Ekonomiden dış politikaya her kulvarda sıkışan iktidarın bu kan kaybıyla yola devam etmesi artık zor. Muhalefet için ise artık emeklerin semeresini toplama vakti. “Her şey çok güzel olacak” sloganının yarattığı rüzgar, şayet 23 Haziran başarısından gerekli dersler çıkarılır tabanda biriken bu enerji doğru biçimde örgütlenirse Türkiye’nin yakın geleceğini belirleyecek.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları