Penceremin kenarında,

yüreğinin dizleri üzerine düşmüş elma kokulu çocuklar uyuyor...!!!

“Ben, eden bulur karşılığı peşindeyim…” diyor
Karamazovlar’ın ortancası İvan;
“ Hem bu karşılık ileride, sonsuzlukta değil,
hemen burada, yeryüzünde olmalı;
bunu gözlerimle görmeliyim….
O ana kadar ölürsem diriltsinler beni,
çünkü her şey bensiz olursa acırım doğrusu. …
Başkaları dünyada olanların nedenini öğrenirken bulunmak isterim…”

Sıcacık evde titrememin önüne geçemediğim bir ruh hali içindeyim.
Üstünkörü bir ” Eyvallah…” deyip gitme halleri…
Kederli vazgeçmeler…
Geceyi kendi haline bırakıp, manzara önlerine kül bırakma,
Balkon köşelerine çekilme seansları….
Herkesin bir penceresi var…
Oralarda kaybediyor kişileri ya da umutları…
Duvar saatinin tiktakları ,
Zamanın dışına nasıl çıkabileceğime cevaplar arıyor …
Diğer yanda Sartre ,
Geçmiş , hiçbir zaman yitip gitmez, hep önümüzde bir saplantıdır diyor…
Farkediyorum ki hiçbir savaşın kazananı değilim,
Kendimle mücadelelerim bile zafer felsefecilerinin budala hayallleri
gibi geliyor bu aralar…
Birgün lazım olur düşüncesiyle korumak istediklerim,
Önemsiz diye fırlatıp attıklarım,
Gelişigüzel hoyratça harcadıklarım,
Hepsi o pencerenin kenarındalar şimdi…

Saklayamadıklarım,
Gücüm olmadığı için yok saydıklarım ,
”Kayıp…” diye iki heceli bir sözcüğün çok anlamlılığı aslında…

Tarihin en suçlu sayfasını,
En masumundan kadınların, çocukların sessiz derin uykularını kaybettirme
sevdasında belleğim…
Ağır silahların yanında hardal,sarin ve tabun gibi her türlü canlıyı yok
edici gaz bombalarının Kürtlerin üzerine yağdırılmasını sansürlüyor zihnim…
Oysa,
Bir gün geldiler…..
Ellerinde Din’ leriyle….
Enfal; Kuran’ da bir sûre adı…..
Enfal sûresinin birinci ayetinde;
…Düsmana karsi elde edilen savas ganimetleri Allah ve onun peygamberinindir,… der.
Kürtleri yokedecek operasyonlara verildi bu ad…
Kürtlerin Hiroşima’ sı Halepçe…..
Beş bin elma kokulu ölüm;
Tanıklığından utandırıyor Güneş’ i….
Ne bir kuşa çiçek, ne de bir çiçeğe kuş atmıştım….
İyi çocuktum yani, payıma düşen elmayı beklerken uyuyakalırdım…..

Halepçe,
insanlığın çıkarları uğruna suskunluğu, ikiyüzlülüğü…
Sanıldığının aksine , padişahlar , hükümdarlar değil,
Onlara çanaklar tutanlarda yapılanıyor
en zehirli iksirler….

Ne diyordu
Karamazovlar’ın ortancası İvan;
“Ben, eden bulur karşılığı peşindeyim…
Hem bu karşılık ileride, sonsuzlukta değil,
hemen burada, yeryüzünde olmalı;
bunu gözlerimle görmeliyim….
O ana kadar ölürsem diriltsinler beni,
çünkü her şey bensiz olursa acırım doğrusu. …
Başkaları dünyada olanların nedenini öğrenirken bulunmak isterim…”

Keşke canımın çok acıdığına dair bir kanıt sunabilseydim size…
Keşke Ivan gibi ,
Eden’ in bulabileceğine inanabilseydim…
Keşke Aşk’ tan ölebilseydim bu gece..

Penceremin kenarında ,
yüreğinin dizleri üzerine düşmüş
elma kokulu çocuklar uyuyor…
Duyguları büyük bir törpüyle yontulmuş
çarkın içinde kaybolmayacağım..
Kaybolmayacaksın…
Kaybolma diyor gece…!!!