Pazar Ayini…!!!

Babamı düşünmüyorum uzun süredir…
Bilinçli bir bireysel kopma bu, biliyorum…
Bu kopuşu hazmedemeyen kopan yer, koptuğu yerden öyle sızlıyor ki..!
Savunmasızlığımdan korkmuyorum bu aralar…
Üstelik yetmezmiş gibi sınırlarla yaşamaya alışmış bir zihnin
kalelerini de teker teker düşürüyorum…
Bana yataklık eden gücüm mü güçsüzlüğüm mü bilmiyorum…

Beni kıskıvrak yakalayan ÅŸeyin , sana dokunması bile gerekmez der Kafka…
Ya da bunun tam tersi deÄŸil mi ,
Senin için Masumiyet olan ÅŸey benim için suç olabilir…
Sen de hiçbir etki yaratmayan ÅŸey benim mezarım olabilir…
İnsanlık ,
Böcek gibi bir kelime bazılarımız için…
Ondan ne daha az ciddi,
Ne de daha az oralı….

Geliştiğimizi sandığımız zamanlarda ,
endüstriyel mekanizmalarda kaybediyoruz kendimizi…
ÇoÄŸumuzda sorgulama ve ruhsal yolculuk yok…
Belki de hep böyleydik,
Böyle olmanın dışında bir ÅŸey olmayı beceremiyoruz…
Gelgitler, yabancılaşma duygusu, toplumla uzlaşamadığımız zamanlardaki
içsel hesaplaÅŸmalar besliyor insanlığımızı…
Hayattaki yerinin sallantıda olduğunu bilmek bile
ürkütüyor çoÄŸumuzu…
Oysa ,
Ölmek yeni bir şey değil mi..?
Bir serüvenin ortasında fahişe olmak bir tercih olmayabilir
Ama,
Sokakların, kaldırım taşlarının,
sürgün edilmiş şehirlerin,
suçu ispat edilmeden kurşuna dzilenlerin,
boy boy çocukların acısını taşımayan bir ” Fikri FahiÅŸe…”
olmak tercihtir…

Toplumla uyumsuz ve uzlaşmasız olan,
faşizan geleneksel yapıya itaat etmeyenler,
kendi yalnızlığının içinde yer arayıp dururlar …
Yaşamın kozasını , yalnızlığın duvarlarını estetik değerlerle örebilmek ,
Vicdana gölge düşürmeden direnebilmek de bir tercihtir….

Gelgitler yaşayan, yalnız, karanlık bir karakter olan
Zebercet olmak bir tercih midir mesela…?
Ne hikayeye ne okura güven veren Anayurt Oteli’nin Zebercet’i…
Çirkin, kötü, ve pesimist buhranlar…!

Ya Tutunamayanlar’ın Turgut Özben’ i…
OÄŸuz Atay’ ın kendisini ele vermekten korktuÄŸu,
onun yerine aşık olan , nefret eden, varoluÅŸsal sıkıntılar çeken Turgut Özben…!

Acı çektikçe hayatı anlıyorum demişti Metin Kaçan,
Kolera’nın karmaşık ve tekinsiz yaÅŸantısına raÄŸmen,
derinlikli samimiyetiyle…
Sisli ve kasvetli Kolera Sokağı’nda kabadayı,fahişe,
katil, yeni yetme delikanlı olmak bir tercih midir…?
Salih, Sado,Tina olmak…?
Aydın kesimin ve okuyucunun başarılı bulmadığı bir alt kültür edebiyatçısının
BoÄŸaz’ın sularında intiharı, hayatı…
Ve iftiralar…!
Bir terch midir…?

Anlara tutunuyorum…Anlara…
Ve, Anlayana…
YeÅŸermeye devam eden bir ÅŸeyler var içimde…
Dilini bilmediÄŸim Onlar’ ın betonlaÅŸan öykülerinden kaçıyorum…
Biraz Zebercet,
Biraz Turgut
Biraz Tina’ yım iÅŸte…
Metin gibi yalnızlığımı müziÄŸe dönüştürüyorum…
Åžarabın ve Acı’ nın tadını bilen bir AÅŸk’ a….

Savunmasızlığımdan korkmuyorum bu aralar…
Üstelik yetmezmiş gibi sınırlarla yaşamaya alışmış bir zihnin
kalelerini de teker teker düşürüyorum…
Bana yataklık eden gücüm mü güçsüzlüğüm mü bilmiyorum…
Bir adım öncesinin saflığını özleyen Pazar Ayinini bitiriyorum…