Duygular Don Kişot

Duygularımın katili o dedi. Kahkaha atarak, “şarkı sözü gibi oldu bu” dedim. (Sonradan bu şakayı yaptığıma utandım) Şarkı sözü benzetmesine takılmadan sözüne devam etti; bireysel olarak ona karşı yaşattığım duyguların katili olması, benim…

Romen Rakamıyla Düşünceler

Kırçıllı bir gecenin uykusuzluğundan sıyrılıp, yataktan kalktım ayaklarımı zeminde sürüyerek, hatta bacaklarımı iki elimle tutup çekiştirerek mutfağa geçtim. Kaç aydır aynı rutini tekrarlıyorum. Aynı olmasın diye bazen salonda yatıyorum.…

Corona Manyak Manyak Etti Bizi

Günlerdir Corona sayesinde evde (sürekli) yaşamayı öğreniyorum. Sokağa çıkma durumunda maskeyle nefes alamıyorum. Bulaşık yıkarken bile takmadığım o iğrenç plastik eldivenleri takıyorum herkes gibi. Gün geçtikçe sabahları yataktan ben değil…

Masadaki Kelimeler

Ağzından dökülen kelimeler diğerinin yüzüne çarpıyor ve buz parçalarının suyun içine bırakıldığında çıkardığı ses gibi, çıtırdayarak masaya dökülüyordu. Masaya düşen kelimelerin acı çektiğini görmemek, kör olmak demekti. Biri sancıyla bir…

Tahta Sandalyelere Övgü

Güzel bir havada, sahil kenarında, tahta sandalyeler üzerinde, konfor aramadan kitap okumanın keyfi gibi bir şey yoktur. Tahta sandalyeler demişken, üzerinde zaman geçirmenin bir çok yolu vardır ve kişilere göre değişir. Kimi sık sık oturuş…

Eski Palto | Canan Güldal

Kadıköy sokaklarının eskicilerini, antikacılarını, kitapçılarını dolaşma isteğim bu aralar takıntı haline geldi. Ha bir de balıkçılar çarşısını. Ne yazık ki bir süre daha İstanbul’a gidecek ortamım olmayacak, biliyorum. İnsanın hayal…

Yaz depresyonu/ İçimdeki zombi (III)

Ekim ayında sahil beldeleri sakinleşir. O insanı zıvanadan çıkaran kalabalık, gürültü, saygısızlık, en iyi hizmeti ben almalıyım “para bende” halleri, gittiği yerin halkını, ineğini, köpeğini, davullu-zurnalı düğününü beğenmeyen, çöp üreten…

Yaz depresyonu ve içimdeki Zombi (II)

Denizden dönüyorum, önümde 34 plaka siyah lüküs bir araba. Farları bile eksantrik. Kedi gözü mü nedir? Nokta nokta ışıyor. Kaportasına egzotik yağlarla masaj yapmışlar sanki, güneşten parlak. Öyle siyah deyip geçilecek gibi değil, başka bir…

Yaz Depresyonu ve İçimdeki Zombi

İnternette geziyorum. Gezmek ne demekse? O sayfadan bu sayfaya sörf yapıyorum ki değme sörfçüler yanımda sıfır kalmışlar havasındayım  “sörf “ sözcüğünü kullanınca. -Na’pıyosun? –Ya işte, her zaman ki gibi sörf yapıyorum. Havaya bak!…

“Kırmızı”

Yıldızları sayıyorum. Bir, iki, üç, dört, beş... Havai fişekler patlıyor tam tepemde. Kırmızı olanlar en sevdiğim. Neden mi? En aşina olduğum renk, kırmızı. Boşuna dememişler “kırmızı olsun üç kuruş fazla olsun.” Geçen gün de öyle olmuştu;…

Sürçülisan ettimse affola…

I. "Ali dede lapçınlarını oflaya puflaya giyindi. Az önce yediği bi dıkım lopçuk midesini rahatsız etmişti. Çıpkısı elinde sokağa çıktı, löm lömbakındı. Sıcaktan ağacın gölgesine çekilmiş sündük çomar her zaman yaptığı gibi Ali dedenin…

Kara Tren

“Gurbetin adının Haydarpaşa Garı olduğu zamanlardı. Kara trenler gurbet türkülerieşliğinde, saçından-ayak tırnağına umut kesmiş Anadolu insanını taşıyordu.Aslında hangi umutları taşıyorsa o kara trenler, bir daha asla uğramadı gurbet yolu…