Her çocuk tecavüzcüsü pedofil değildir…

Ne yazık ki ülke gündeminin merkezine yine vahşi çocuk tecavüzü ve cinayetleri oturdu.

Küçük Eylül’e ve Leyla’ya yapılanlar herkesin içini yaktı ve yine toplumca her zamanki kavram karmaşasının içine yuvarlanıldı.

Yurdum insanı ne zaman bir bireysel tecavüz vakası, Ensar Vakfı olayındaki gibi toplu çocuk tecavüzü skandalı, çocuk yaşta evlilik v.b. gibi mevzular gündeme yerleşse, çok vahim bir hataya düşüyor; tüm çocuk tecavüzlerinin ve ‘çocuk gelin’ olaylarının ardından, bu vakaların hepsini ‘PEDOFİLİ’ olarak niteliyor. Tecavüzcüler için hiç düşünmeden tecavüzcüye yöneltilebilecek en ağır suçlama olduğunu zannettiği ‘PEDOFİL’ tabirini kullanıyor; ve bu şekilde, hiç farkında olmadan söz konusu adî tecavüz suçlularını bir nevi ‘aklamış’ oluyor.

Artık bütün netliğiyle ortaya çıktı ki ülkemizde sözde ‘eğitimli’ kişiler de dahil olmak üzere, ‘PEDOFİLİ’ ve ‘PEDOFİL’ sözcüklerinin gerçekte ne anlama geldiğini bilen insan sayısı son derece sınırlı. Buna rağmen kimse, ne olduğu hakkında doğru düzgün bir bilgisi olmadığı bu kavramı her geçen gün biraz daha artan bir iştahla yerli yersiz kullanma yarışından da geri durmuyor.

‘Pedofili’, yetişkin bir insanın ergenlik öncesi veya ergenliğe yeni girmiş çocukları -ki, bu çocuklar erkek de olabilmektedir- cinsel açıdan çekici bulmasına ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık demektir. Bu sorundan mustarip kişilere de ‘pedofil’ denir. Bu rahatsızlığa genellikle başka psikiyatrik sorunlar ve sosyal fobiler de eşlik eder. Pedofillerin neredeyse yüzde yüze yakını erkektir ve bu insanların büyük çoğunluğunun kendileri de çocukluklarında ya da ilk gençlik yıllarında cinsel istismara maruz kalmıştır.

Bu kişiler genellikle istismar ettikleri çocuğa zarar verdiklerini hissedemedikleri gibi, üstüne üstlük çocuğa ‘cinsel eğitim verdiklerini’ zannedebilecek kadar hasta, farkındalık ve empati yoksunudurlar.

Özcesi, pedofili, bir insanın başına gelebilecek en ağır, en baş edilmesi güç, tedavisi nerede ise olanaksız bir ruhsal bozukluktur. Güdüleri öylesine güçlü ve önlenemezdir ki toplum dışı kalmak, ailelerini ve kariyerlerini kaybetmek v.b. hiçbir yaşamsal riski gözleri görmemekte, karanlık gerçekliklerini gizlice yaşayabilmek için bütün varoluşlarını bunun üzerine kurgulamaktadırlar.

Tedavisi öylesine imkânsıza yakındır ki küçük çocukları bu insanların saldırılarından koruyabilmek için günümüzde son çare olarak en ilkel yöntemlere başvurulmak zorunda kalınmış; birçok Amerika eyaletinde ve Avrupa ülkesinde bu insanların muhtelif ilaçlarla ‘psikolojik olarak hadım edilmeleri’, yani cinsel hislerinin yok edilmesi yoluna gidilmeye başlanmıştır.

Buna rağmen bile eylemleri durdurulamayan hastaların kayda geçmesi, durumun vahametinin en açık göstergesidir.

İnsanların bu kadar sık kullandıkları bir sözcüğün ne anlama geldiğini merak ederek birkaç dakikalarını ayırıp öğrenmeye lütfetmemeleri ise ayrı bir vahamettir.

PEDOFİLİ BİR HASTALIKTIR EY YURDUM İNSANI!

Pedofili, onulmaz bir hastalıktır!

Pedofil, pedofil olarak doğan, bu güdüsüyle bir türlü baş edemeyen ağır bir ruh hastasıdır.

İçlerinden çocuklara zarar vermemek için intihar edenler dahi çıkmaktadır.

Gelişmiş ülkelerin bazılarında bu insanlar hapishanelere atılmaz, akıl hastanelerine yatırılır.

Karşımızdaki taştan yumuşak her şeye tecavüz eden adi suçlulara pedofil demeyiz!

Küçük çocukların dışında asla yetişkin insanlarla cinsel ilişki kuramayan pedofili hastalarının aksine, bunlar çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, insan ya da hayvan ayırt etmeksizin önlerine gelen her savunmasız canlıya tecavüz ederek cinselliklerini tatmin edebilen, her türlü insanî değerden ve vicdandan yoksun, ama AKILLARI GAYET BAŞLARINDA tecavüzcülerdir.

Pedofiller ‘HASTA’, onlar ‘TAAMMÜDEN SUÇLU’dur!

Bir tecavüz suçlusu için pedofil tabirini her kullandığınızda, işlediği suçu mental bir soruna indirgeyerek o suçluyu ‘-e göre’ aklıyorsunuz!

Tıpkı, özellikle bizimki gibi müslüman ve az gelişmiş ülkelerin yaralarından biri olan ve ülkemizde uzun yıllardır ‘çocuk gelin’ şeklinde tabir edilegelen trajedi karşısında yaptığınız gibi…

Yaşça oldukça büyük erkeklerin, birçoğu ergenliğe ilk adımını bile atmamış küçük kız çocuklarıyla evlenmeleri, kökeni çoğunluk dinî ve kültürel teamüllere, ‘görece’ zorunluluklara, bazen yoksulluğa, bazen aşırı varsıllığa ya da yaşam tarzına dayalı, hatta bazen bir ticaretin söz konusu olduğu sosyolojik bir olgu ve bilinçli bir insanlık suçudur.

Buradaki “toplumsal farkındalık” “onay” ve “olayın” olası korkunç sonuçlarının her boyutuyla bilinir, hesap edilir olma durumu”, olguyu pedofilinin fersah fersah uzağına atmaktadır.

Kuşkusuz bu mekanizmanın sağladığı kolaylığı kullanan sınırlı sayıda da olsa pedofil de vardır; ancak, şu ayrıntıyı kesinlikle atlamamak gerekir ki çoğunlukla üç kuruşa satın aldıkları küçük çocuklarla evlenen erkekler bu çocukları kendilerine karı, çocuklarına ana yapmakta, ölmez de sağ kalırlarsa büyüdüklerinde de onlarla yaşamlarını sürdürmekte, onlara olan cinsel ilgilerini kaybetmemektedirler.

Oysa ki bir pedofilin ilgilendiği çocuk büyüdüğünde, yani onu uyaran yaş grubunun dışına çıktığında artık onun için cinsel olarak hiçbir bir anlam ifade etmez.

İstismar ettiği çocukla evlenmek, bir pedofili hastasının en son düşüneceği şey bile değildir.

Bu korkunç toplumsal kötülük çarkının suçlularından biri olan damat erkek öznesini ‘pedofil’ olarak tabir etmek de, tıpkı çocuk tecavüzcülerine yapılan gibi, bu evlilikleri çok ağır ve kolay kolay baş edilemez bir hastalıkla eş tutarak, sanki kaçınılmaz bir marazmış gibi, tırnak içinde ‘aklamaktır’.

Çocuk gelin tabiri yerine pedofili ifadesini kullanmak, arkasında sanki durumu daha ağırlaştıracağı ve toplumu bilinçlendireceği zannını barındıran iyi niyetli bir çaba olmakla birlikte, özünde toplumsal bir bilinç kaymasına ve kavram karmaşasına yol açan, sonuçları itibariyle tehlikeli olabilecek yanılsamalar doğuran bir durumdur.

Küçücük çocukları bedenen ölmeseler bile kesinlikle ruhsal olarak öldüren bu evlilikler, hasta insanların gözlerden uzak, kıyıda köşede işlediği cinayetler değildir.

Bu evlilikler, toplumsal bir histeri ve pornografik unsurlar içeren düğün derneklerle yapılmaktadır.

Çocuk evlilikleri bireysel değil, sosyolojik bir hastalıktır!

Rehabilite edilmesi gerekenler tek tek bireyler değil, hasta aileler, hasta topluluklar, hasta toplumsal bilinçtir!

Yirmi birinci yüzyılın ortasında akıllara ziyan bir şekilde fütursuzca yaşanan bu dram, arkaik çağlardan kalma bir tür kurban törenidir âdeta. Sorunu ‘pedofili’ şeklinde tanımlayarak kişilere indirgemek, çözümü de yanlış yerlerde aramaktan başka bir sonuç vermeyeceği gibi, toplumun yeni karşılaştığı pedofili ifadesini yanlış okuması, ebeveynlerin pedofil olan kişiyi çocuğunun en yakınında, belki evinin içinde, akrabalarının arasında, anaokulunda, mahallesindeki çocuk parkında aramasını gerektiren bilinci de saptırmaktadır

Tekrar ediyorum: Pedofili önlenemez bir hastalıktır. Pedofil kendi cehenneminde tek başına yanan bir hastadır. On yaşında bir kız çocuğunu kırk yaşında bir adamla davul zurna eşliğinde evlendirerek o zavallı küçüğün o adamın altında ölme ihtimaline ya da evlilik adı altında o küçücük haliyle travmatik tecavüzlere uğramasına sırtını dönen bir topluluğun tanımlamaya yetecek ifade bulamadığım davranış kalıbını ‘pedofili’ olarak nitelemek, durumu vahimleştirmek şöyle dursun, bir şekilde aklamaktır.

Çocuk gelin diyerek durumu sempatikleştirmeyelim elbette; elbette ruhlarımızda ve vicdanlarımızda hissettiğimiz isyan bize yepyeni bir tabir buldursun… Asla hiçbir çocuk tecavüzcüsü en ağır şekilde cezasını ödemekten kurtulamasın; bütün pedofiller toplumdan tecrit edilsin, kesin olarak tedavi olmamaları halinde asla hiçbir çocukla temasta bulunamayacakları mekânlarda ya da, eyleme geçmişlerse akıl hastanelerinde tutulsun; ama lütfen, bütün bu birbirinden çok farklı olan durumları genelleştirip hepsini aynı çuvala sokmayalım ve hepsinin ismini peşin peşin pedofili olarak tanımlamayalım.

Çünkü bu yaklaşım tarzı belki bugünkü gibi acılı dönemlerde ortak bir sözcüğün etrafında buluşan toplumun reaksiyonlarının daha kolay büyümesini, sesinin daha gür çıkmasını ve deşarj olmasını sağlıyor; ancak uzun vadede sorunun çözülmesi yolunda içinden çıkılmaz kavram karmaşalarına ve çocuklar için olası riskleri kat be kat arttıran negatif sonuçlar doğmasına yol açıyor.

Pedofiller hastadır ve hasta oldukları kadar da zekî ve durumlarını saklamakta başarılı insanlardır. Onlara karşı eviniz de dahil her yerde, çocuklara yakın olunan her mekân ve kamusal alanda uyanık olmalısınız. Onlar genellikle güvendiğiniz ve bu nedenle de önlem almaya ihtiyaç duymadığınız yerlerdedirler. Onlar her yerde olabilirler. O yüzden riskli yaş gruplarında çocuğu olan ebeveynlerin pedofil kavramını yalan yanlış kullanmaktan acilen vazgeçip, olguyu gerçek yüzüyle öğrenmeleri ve yakın çevrelerine karşı dikkatli olmaları son derece önemlidir.

Tecavüzcüler ise hasta değil, suçludur. Tetikleyicileri ise, takıntılı oldukları belli kadınlar, erkekler, lgbti bireyler ya da çocuklar olması durumu gibi öznel istisnalar haricinde genellikle FIRSAT’tır. Karşılarına güçlerinin yetebileceği herhangi bir nefes alan canlı çıkması ve o canlıya zarar verebilecekleri zaman ve mekânın bazen spontan olarak denk düşmesi, bazen de tasarlayarak bu fırsatı plânlamaları yeterlidir.

Bizim toplum olarak kilitlenmemiz gereken hedef ise, bu adî suçluların ağırlaştırılmış müebbet hapis şeklindeki en ağır ceza ile cezalandırılmalarını sağlamaktır.

Bunun yolu, kavramları ve talepleri doğru kullanmaktan geçer.

Bütün pedofiller -çok çok küçük bir kısmı eyleme geçmeyecek kadar vicdanlı ve güçlü karakterli olsa da- çocuk tecavüzcüsüdür; ama çocuk tecavüzcülerinin çoğu pedofil değildir.

Pedofil olmamaları da yaptıkları korkunç eylemin keyfiyeti nedeniyle güdülerini engelleyemeyen hasta pedofillere oranla çok daha suçlu kılmaktadır onları.

Bu gerçekler asla unutulmamalı ve tıbben pedofil teşhisi konulmadığı sürece hiçbir tecavüzcü pedofil denilerek hasta kategorisine sokulmamalıdır.

Evet; elbette ki pedofili ya da değil, çocuk tecavüzü ve cinayeti her kim tarafından işlenirse işlensin sonuçları itibariyle son derece acı verici, korkunç eylemlerdir. Fakat aradaki farkın ayırdında olmak, koruyucu önlemleri doğru alabilmemiz ve adaleti hakkaniyetle sağlayabilmemiz açısından son derece önemlidir.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları