Kadınlar çiçek, erkekler de arı değildir

“Kadın ruhu konusunda otuz yılı aşkın çalışmalarıma karşın, yanıtlamayı başaramadığım bir soru var. Kadın ne ister?”
Sigmund Freud

Bu yazı iç sesimin kaleme yansıyan hâlidir dolayısıyla bir girizgâhı yok ve kendimle konuşuyorum.

Tüm samimiyetimle bir şeyler sormak istiyorum. Şirketler kadınları işe alırken çocuk yapacak mısınız, evlenecek misiniz şeklinde sorular soruyorlar biliyorsunuz. Ve gene aynı şirketler kadınların “kadınlar günü”nü kutladıkları için kadınlar oldukça tepkili.
Bu sorularda bir cinsiyet ayrımcılığı var mı? Erkeklere aynı soruları yöneltmiyorlarsa, -ki yöneltilmediği söyleniyor- kesinlikle cinsiyet ayrımcılığı var. Kadınlar haklı mı?
Kesinlikle haklı. Ancak sen de bir kadın olarak misal çocuğuna bakması için evine yatılı çalışan bir eleman alırken ona benzeri soruları yöneltmiyor musun? ( evlenecek misin, çocuk yapacak mısın, kocan var mı vs.? ) Çocuğunu emanet edeceksin neticede ve benzeri soruları soruyorsun.
İşte şirketler de kendisini sana emanet edeceği için bu soruları soruyor.
Erkek doğuruyor olsaydı ona da aynı soruları yöneltirler miydi? Bence doğru soru bu.

Erkeklere de şu sorunun sorulduğunu es geçmeyelim. Askerliğini yaptın mı? Yapmadıysan sıkıntı. Çünkü hem askerliği bahane ederek tazminat yükü oluşuyor hem de, şirketin yetiştirdiği eleman yaptığı yatırım 1 yıl ortalarda yok.
Yani madalyonun iki yüzü var.

Kapitalist bir şirketin amacı kârdır. Bunu bile bile iş sormaya gidiyorsun. Ondan daha insani bir yaklaşım beklemek de biraz saflık olmaz mı?
Kapitalist sistem deyip kızdığın, eleştirdiğin sistemde çalışmaya neden gönüllüsün bu durumda?
Kuralları baştan belirlenmiş okyanus kadar büyük bir sistemde kendi kurallarınla var olmaya çalışamazsın.
Tüm sistemi yıkmak gerekir o da ancak içerisinde yer almayarak mümkün.
Sevgili kadınlar, şirketlerin bu uygulamasından rahatsız olanlarınızdan kaçı, iş yerine girince sendikanın kapısını çalıp örgütlü bir mücadeleden yana tavır gösteriyor?
Bizler bir site yönetiminin toplantısına dahi bir araya gelip katılmayı beceremiyoruz.

Kimlik siyasetine kızıyoruz değil mi, biri Aleviyim, Kürdüm deyince kimlik politikası bizi bölüyor diyoruz. Peki “kadın” demek de bir “kimlik” değil midir?
Dünyayı “kimlik siyaseti” ile döndürmeye çalışıyorlar bunu yıkmadan bu sarmaldan çıkamayız.

Basit bir örnekle cinsiyetlerin pozisyonlarını tersine çevirelim. Bebek dünyaya geldiğinde, emzirme süresi bittiğinde, erkek dışarıda çalışmasın, evdeki tüm sorumlulukları üstlensin, bebeğe baksın, tüm evi evirip çevirsin. Kadın ise dışarıda iş dünyasında var olsun.
Peki bu durumda da “şu hale bak kadının dışarıda canı çıkıyor adam yaymış t…şaklarını oturuyor, kılıbık herif” demeyecek misiniz?
Lütfen samimi olalım. Hep birlikte diyeceğiz kendimi de katarak söylüyorum. Erkek neden dışarıda çalışan, kadın ise evde çalışan durumunda olduğunda erkeğin de canının çıktığını düşünmüyoruz?

Bu elbette bir tarafın çalışmadığı durumdaki koşullar için geçerli.
Kadın ve erkeğin de çalıştığı durumlarda ise; bebeği karnında taşıyan kadın, emziren de kadın. Bir süre besleyecek olan da kadın. Çok affedersiniz ama bu koskoca şirket bu soruyu kadına değil de kime yöneltecek?
Henüz erkeğin bebek dünyaya getirdiği bir biyoloji yok. Onu da yaparlar inşallah.
O da gerçekleşirse aynı soruları erkeğe de soracaklarına emin olabiliriz.

Tüm bunlardan kadınlara haksızlık yapılmıyor sonucunu çıkartmayın lütfen.
Fazlasıyla yapılıyor hem de. Ancak sorular doğru sorular değil.
Şirkette çalışmaya, CEO olmaya, üst düzey yöneticilik yapmaya baş koyan sensin, elbette ıncığına cıncığına kadar sorular soracaklar. Hatta daha da acımasızı sana bu soruları yönelten bir kadın da olabilir.

Lanet ettiğin sistemde çalışma o zaman kendi sistemini kur.
Ya söylemesi kolay diye de başlamayın lütfen.
(Kendim bunun canlı örneğiyim inanın. 28 senedir kendi sistemimle var olabildim.)

Kadın hakları kendi var oluşun için mücadele edilerek kazanılır.
Hak hiçbir zaman verilmez, alınır.
Klişe slogan, söylem, içi boş, cümlelerle değil.

Özetle şunu söylemek istiyorum:

“Kadın ve erkek” “küme”lerden ibaret değildir, kadın ve erkek olarak adlandırılan insanları sadece bu “küme”ler başlığı altında değerlendirmek birleştirici değil ayrıştırıcı olmaktan öteye gitmeyecektir.

Siz istiyorsunuz ki, erkekler kapatılsın, pipileri kesilsin.
Buyrun sahne orada.
Ama bu yaklaşım da o eleştirdiğiniz eril zihniyetin ta kendisi.

Emin olun öyle…

Ne kadınlar çiçek ne de erkekler arı.

Arzu BURSA