Ormanların geleceği tehlikede: Doğal mirasımızın ticarileşmesi

Ormanlar, gezegenimizin akciğerleri olarak bilinir ve biyolojik çeşitlilik, iklim düzenleme, su döngüsü ve hava kalitesi gibi hayati ekosistem hizmetleri sağlar. Ancak son yıllarda, ormanların korunması ve sürdürülebilir kullanımı, artan ekonomik baskılar ve kısa vadeli kazanç arayışı nedeniyle ciddi bir tehdit altında. Türkiye’de yaşanan orman yangınları ve maden projeleri, bu tehdidin somut örneklerinden sadece birkaçı.

Türkiye’de orman yangınları, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde, her yıl binlerce hektar ormanlık alanın yok olmasına neden oluyor. Bu yangınlar, sadece doğal yaşamı ve biyoçeşitliliği tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda yerel toplulukların yaşam tarzlarını ve ekonomilerini de olumsuz etkiliyor. Yangınların ardından, zarar gören ormanlık alanlar, çoğu zaman madencilik ve enerji projeleri için şirketlere düşük maliyetlerle tahsis ediliyor. Bu durum, ormanların sürdürülebilir yönetimi ve korunması ilkelerine aykırı düşüyor ve kamuoyunda büyük endişe yaratıyor.

Dünya genelinde de benzer durumlar gözlemleniyor. Orman yangınları, özellikle iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı bölgelerde, daha sık ve daha yıkıcı hale geliyor. Brezilya’daki Amazon ormanlarından Avustralya’nın eşsiz ekosistemlerine kadar, yangınlar milyonlarca hektar ormanı kül ediyor ve yerli toplulukların yaşam alanlarını yok ediyor.

Bu sorunun kökeninde, ormanların ekonomik değerinin, ekosistem hizmetlerinin sağladığı uzun vadeli faydalardan daha fazla öne çıkarılması yatıyor. Ormanlar, kereste, maden ve enerji kaynakları olarak görülüyor ve bu perspektif, ormanların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını zorlaştırıyor. Ayrıca, orman yangınlarının ardından yapılan tahsislerin şeffaflıktan yoksun olması ve kamu yararını gözetmeyen kararlar, bu sorunu daha da derinleştiriyor.

Ormanların ticarileşmesi, sadece doğal kaynakların tükenmesine yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda iklim değişikliği ile mücadeleyi de zorlaştırıyor. Ormanlar, karbon emisyonlarını azaltmada kritik bir rol oynar ve onların yok edilmesi, küresel ısınmayı hızlandırıyor. Bu nedenle, ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi, sadece bir ülkenin değil, tüm dünyanın öncelikleri arasında olmalıdır.

Ormanların geleceğini korumak için, ulusal ve uluslararası düzeyde etkili politikaların ve stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor. Bu politikalar, ormanların ekonomik değerinin yanı sıra, sağladıkları ekosistem hizmetlerini ve sosyal faydaları da dikkate almalı. Ayrıca, orman yangınlarına karşı önleyici tedbirlerin alınması, yangın sonrası restorasyon çalışmalarının desteklenmesi ve ormanların ticarileşmesine karşı şeffaf ve adil yönetim uygulamalarının hayata geçirilmesi şart.

Orman yangınları, kuraklık ve madencilik faaliyetlerinin birleşik etkisi, ormanların geleceği üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Ormanların sürdürülebilir yönetimi, ekolojik bütünlüğün korunması ve toplumun refahı için kritik öneme sahip.

NHY, Hasan BAKİ