Meta faşizmin dili

Kurumları yıpranmayan, hassas çizgileri olan, durmadan yoluna devam eden, yerli, tekçi, milli şeyhli. İyide bu dil neyin dili? Bu dil; sermayenin güncellenmiş ihtiyaçları için ürettiği “neo liberal faşist bir dildir”. Bu dilin ekonomisi de “meta faşizmidir”.

Bu dil ucuz maliyetli, kolay alınıp satılan, hızlıca pazarlanan, ihtiyaçlara göre anında şekil değiştiren, KDV-ÖTV vergileri içermeyen bir yapıdadır. Irkçı, ayrımcı, ötekileştirici, cinsiyetçi, çevre-doğa, insan-hayvan düşmanı, kutsal tecavüzcü bu dil emredicidir. Hazırolda dinlenirse çok sevinir!

Sokaktaki insan yaşadığı ve karşılaştığı sorunları önce kadere, olmazsa çevresine, en sonunda da dış güçlere bağladığı andan itibaren sağ radikal gerici faşist unsurların etkisi altında kendisini huzurlu, mutlu, güvende hissetmekte. Fakat bu huzur, mutluluk ve güvenin yansıdığı ” güzel ayna ” bize tam tersini söylemekte, göstermekte: kadının karşısında erkekten, siyah ırkın karşısında beyaz adamdan, ağacın karşısında baltadan, sokak hayvanlarının karşısında onlara verilen zehirli etten, gölün- derenin karşısında onu kirleten kapitalist şirketten, ezilen kimlikler karşısında onu ezenden … kısacası, yaşamın karşısında ölümden yana olan bu sistem, kasap dükkanındaki tezgâhtan farksızdır!

Kapitalizm değişim değeri temelli, sınırsız meta üretiminin örgütlenmiş hali ise, bu örgütlenmenin ideolojik meta olarak sunulma biçimi de “dilidir”. Kısaca şunu söylemek istiyorum: değişim değerli metanın taşıyıcısı “para ” ise, faşist değerlere bürünmüş ideolojik metanın omuzlayıcısı da ” dilidir”.

Meta faşizmin dili tüketicidir. Örgütlenmiş israf ekonomisinin anlatıcısıdır: peşkeş çekmenin, zimmete para geçirmenin, adam kayırmanın, rant uğruna orman yakmanın, hazineyi hortumlamanın…  Ve tüm bunları da vatan- millet uğruna yaptığını anlatmanın adıdır! Bu dilin üretici olduğu alanlarda var: sahtekarlıkla, kandırmaca ve hokkabazlıkla yalanı üretmesi gibi. Bu alanda son dönem için geliştirilmiş etkili silahlardan birisi de istatistik. Filozofun dediği gibi “gerçekleri biliyorsanız, yalanları dinlemek eğlendiricidir”. Eğlenmek için rakamlara bakmanız yeterli.

Neo liberal tekelci sermayenin ne mavi vatanı vardır ne de yeşil memleketi. Başka gezegenleri işgal etmek isteyen bu anlayış gözünü önce aya, sonra güneşe çevirmiş durumda. Fikret Başkaya 4Hocamızında söylediği gibi “güneşi dahi özelleştirmek isteyen, gözü dönmüş bu sistem” ideolojik varlığını dilin taşıyıcılığında her gün var etmekte. Oluşan bu “ben” dili hem inkârcı hem de biat ettiricidir.

Donmuş ilişkiler ağı, vurdumduymazlık, parçalanmış değersizleştirme, politik utangaçlık, siyaseti sadece devlet kapısında maaşlı iş bulmaya indirgemiş zihniyetin akıl kıvrımları arasında, meta faşist dil kendisine mükemmel yetişme, çoğalma imkânı bulur. Bu çoğalma imkanlarında, söz savunmanın değil avunmanındır! Akıl tutulmasını vicdanın yok olması ve nihayetinde onu da emanet kasalara terk edilmiş bedenlerin buharlaşması izler.

Meta faşizmin dili gündelik konuşmalara da sınırlar koyar. “Aynen” gibi, çilingir yapıya sahip fakat anahtarının evde unutulduğu bir kelimeyi gündelik sözün her yerine sokar. Neredeyse her cümlenin başında yada sonunda kafa sallama eylemi ile yapışık ikiz gibi konan bu kelime; düşünmeyi, algılamayı, yorumlamayı, çözümlemeyi vs. sıradanlaştırır, hiçleştirir, kolaylaştırır.

Günümüzde devlet insanı kuşatmıyor, insan devleti içine alıyor. Kelimenin tam anlamı ile ” içine devlet kaçıyor “. Bu devletin organlarından birisi olan parlamentodaki siyasi partilerde (bir kaçı hariç) ortak dilin etrafında önce birleşiyor, sonra birbirine benziyor, en sonunda da hiçleşiyorlar. Bu hiçleşme sonunda da siyasi partiler birer devlet dairesi olup çıkıyor.

Sermayenin kültürel mantığı içinde güncellenmiş meta faşist dil, geçmişi yarına, yarını da belirsizliğe taşırken “bugünü ” hafızalardan silmekle uğraşmakta. Silinen bu günde de meta faşizm sıradan bir aşırılık olarak görülmekte. Bu günü silinen ve donmuş inşaat malzemesinden farkı kalmayan büyük insanlığın buzlarını, sosyalizmin bahar güneşi çözecektir.

 

Hakan YURDANUR
Latest posts by Hakan YURDANUR (see all)
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları