Koronavirüs yasakları dünya genelinde hava kalitesinin artmasına neden oldu

Koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan sokağa çıkma yasakları, trafikteki haraketliliğin azalması ve endüstri bölgelerinde üretime ara verilmesi gibi nedenlerden dolayı, başta Avrupa ve ABD olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde hava kalitesi önemli ölçüde arttı.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü (KNMI) ve Belçika Kraliyet Havacılık ve Uzay Enstitüsü (BIRA) uzmanları, 18 Mart – 4 Mayıs 2020 tarihleri arasındaki uydu görüntülerini inceledi.

Araştırmaya göre, özellikle nüfus ve endüstri alanlarının yoğun olduğu kentlerde, havadaki azot dioksit (NO2) oranı yüzde 50’ye varan oranlarda azaldı. Geophysycical Research Letters adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre koronavirüs salgını, hava kirliliğine neden olan etkenleri önemli ölçüde ortadan kaldırdı.

Kentlerde azot dioksit kaynağı olan trafik keskin bir şekilde düştü. Atmosferdeki bir başka önemli kirlilik kaynağı olan endüstriyel faaliyetler de geriledi.

Hava kirliliği

Milano, Barselona ve Madrid gibi kentlerde geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırılan uydu görüntülerinde, havadaki NO2 oranlarının yüzde 30-40 daha düşük olduğu saptandı. Paris, New York ve Hindistan’daki bazı kentlerde kirlilik oranı yüzde 30’dan fazla azaldı.

Belçika ve Hollanda’daki bazı kentlerde, havadaki NO2 oranının yüzde 50’ye varan oranlarda azalma gösterdiği belirlendi.

Çin’de Şubat ayında kaydedilen uydu görüntüleri, havadaki azot dioksit oranının bir önceki yıla göre yüzde 70’lik bir azalma gösterdiğini ortaya koydu. Ancak, salgın önlemlerinin gevşetilmesinin ardından Çin hava sahasındaki kirlilik yeniden yükselmeye başladı.

Hindistan’da Covid-19 karantinası nedeniyle hava kirliliği gözle görülür şekilde azaldı

Hindistan koronavirüsün yayılmasını engellemek için geçen ay tüm ulaşım sistemlerini kapattığından beri havası temizlendi ve kirli şehirlerindeki gökyüzü açık maviye döndü.

Hava kirliliğinde azalma miktarı daha önce görülmemiş sınırlara ulaştığından insanlar temiz, açık havanın fotoğraflarını paylaştı. Yıllarca dumanla kaplı Himalaya zirveleri bile görünür oldu.

Delhi’den bir vatandaşın bulunduğu çevrimiçi mesajlaşma grubunda, genellikle dünyanın en kirli havası unvanını taşıyan şehrin, bu sefer Alp Dağları gibi temiz havası kutlandı. Siyasetçi ve yazar Shashi Tharoor şöyle yazdı: ” Mavi gökyüzü ve temiz hava solumanın mutluluğu hayatlarımızın geri kalanıyla ne yapacağımıza dair bir gösterge sağlıyor.”

Altı aydan daha kısa zaman önce Delhi nefes almak için çırpınıyordu. Yetkililer hava kalitesinin ‘dayanılamaz sınırlara’ ulaştığını söyledi. Okullar kapatıldı, uçuşlar ertelendi ve insanlardan maske takıp, kirli alanlardan uzak durmaları ve kapı pencereleri kapalı tutmaları söylendi.

Delhi ve 13 diğer Hint şehri ‘Dünya’nın en kirli 20 şehri’ listesinde bulunuyor. Her yıl milyonlarca Hintlinin hava kirliliğinden doğan hastalıklar nedeniyle öldükleri tahmin ediliyor.

Sanayi dumanı, taşıt emisyonu, atık yakımı ve tarım ürünü atığı ve inşaat tozları ana nedenler arasında.

Kentlerde yaşayan Hintliler evlerinin içinden gökyüzüne bakıp temiz hava alırken, araştırmacılar şimdi 3 Mayıs’a kadar uzatılan karantinanın ülke genelinde hava kirliliğini nasıl etkilediğine dair verileri izlemek için işe koyuldu.

Veriler de olumlu yönde

”Bu, hava kirliliği seviyelerinin olağanüstü bir gelişmeye nasıl tepki verdiğine yakından bakmamız için eşi görülmemiş bir fırsattı” diyor Urban Emission yöneticisi Sarath Guttikunda.

Federal kirlilik kontrol yetkilileri 85 şehirde hızla artan hava kalitesi gelişmesi kaydetti.

Dr.Guttikunda ve araştırmacıları Hindistan’ın dört bir yanındaki 100 tek hava kalitesi izleme istasyonu tarafından açıklanan verilere baktı. 20 milyondan fazla insanın yaşadığı başkent Delhi’ye ve kırsal kesimlerine odaklanmaya karar verdiler. Geçen kış hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü’nün güvenlik sınırını 20 katı kere aştılar.

Delhi’nin kirli havasının en ölümcül kısmı ise küçük fakat önemli parçası ise PM 2.5 adlı solunum ve kardiyovasküler hastalıkların olasılığını arttıran partiküler madde. Öncelikli olarak ateş, otomobil veya elektrik santrallerindeki patlamalarla meydana gelir.

Urban Emissions, Delhi’de bulunan PM 2.5’in seviyesinin metreküp başına 20 mikrograma düştüğünü bunun da 20 günlük ortalamasının 35 olduğu bulundu.

Bunu bağlama almak adına, 2017-2019 yılları arasında, başkentteki aylık PM 2,5 aylık ortalaması dört kat daha yüksekti. (Ulusal standart 40 olarak belirlenmiştir ve DSÖ’nün yıllık ortalama kılavuzu metreküp başına sadece 10 mikrogramdır.)

Dr.Guttikunda’nın bana söylediğine göre ”35 yerel emisyonların sınırlı olduğu ortalama en düşük PM2.5 ise, kirliliğin en az %70’inin yerel olarak üretildiği anlamına gelir.”

Çalışmaları ayrıca PM 10’da esas olarak yol ve inşaat tozu ve esas olarak araç emisyonlarından kaynaklanan azot dioksitin belirgin bir düşüşünü ve araçların yaklaşık %90’ının yoldan çıktığını keşfetti.

Karantina döneminde hava kirliliği seviyesini takip eden Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nden Sunil Dahiya ”Güncel kriz bize açık gökyüzünün ve solunabilir havanın fosil yakıt kullanımını azaltmak için alınan somut eylemlerle ulaşılabileceğini gösterdi.”

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları