Korona testi haktır | Banu Güven

Memleketçe koronavirüs salgınında gerçekte ne durumda olduğumuzu bilemiyoruz. Bu koşullarda bilmemize imkan da yok. Bunun en çarpıcı örneğini daha geçtiğimiz gün yaşadık. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Yani Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Koronavirüsten dolayı ilk hastayı kaybettik” açıklamasını yapmakta geç kalmıştı. Şu an koronavirüsten hayatını kaybettiğini bildiğimiz ilk hasta Aytaç Yalman. Büyük ihtimalle onunla aynı gün ya da ondan önce hayatını kaybedenler de olabilir.

Sağlık Bakanı Koca da aslında en başından beri hep bu “bilinmeyene” işaret eden açıklamalar yapıyor. Her hasta bildirimde bulunmuyor, her taşıyıcı, durumun farkında olmadığı için kendini yeterince izole etmiyor. En önemlisi, şüpheli vakaların çoğuna test yapılmıyor. Test yapıldığında her zaman nihai sonucu vermeyebiliyor. Mesela bazı vakalarda, test önce negatif sonuç veriyor, ama hastanın durumunda iyileşme olmuyor, ikinci testte sonuç pozitif çıkabiliyor. Türkiye’de, Cuma akşamı itibarıyla 670 olarak tespit edilen vaka sayısı da bugüne kadar yapılan sınırlı sayıda testin sonucunu yansıtıyor. İleriye dönük günde 15 bin test hedefine ulaşılana kadar durum nedir, pekiyi?

“En iyisi evde bekle”

Öksürük, nefes darlığı, baş dönmesi, mide bulantısı gibi şikayetlerle doktora başvuran bir hastayla konuştum. Ateşi yoktu ama şikayetleri devam ediyordu. Bu kişi Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Burada akciğer tomografisi çekildi. Ona bakan hekimin üzerinde koruyucu kıyafet yoktu. Bulgular koronavirüs şüphesini desteklemesine rağmen test yapılmadan eve gönderildi. Hastaya test yapılırsa Pandemi Servisi’ne yatması gerektiği, bu bölümün tamamen dolu olduğu, zaten test sonucunun da ancak beş günde çıkabileceği söylendi. Bu hastanın izlenimleri ilgili pandemi kliniğinin koridorlarına telaşın hakim olduğu yönündeydi.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Gebreyesus, hastalığın yayılmasını önlemek için üstüne basa basa “Test, test, test” dese de, 51 milyon 270 bin nüfuslu Güney Kore’nin şüpheli vakalara test yaparak salgını nasıl kontrol altına aldığı tartışılmaz bir gerçek olsa da, hükümetler test konusunda sınırlayıcı politikalar izlemekte ısrarlı. Laboratuvarlar yoğunluğa ayak uydurmakta zorlanıyorlar. Almanya’nın bazı eyaletlerinde test randevusu için beş gün, sonucunu almak için de üç gün beklemek gerekebiliyor. Her gün, her kentte binlerce kişi test talebiyle acil hatları arıyor ama çok azı test ediliyor. Yani aslında koronavirüsü kapan insan sayısı, enfekte olduğu tespit edilenlerden kat be kat yüksek ve unutmayın, bu bilinmeyen sayı da katlanarak artıyor! Bu durum sadece Türkiye’de değil, başka birçok ülkede de, mesela testler konusunda tutumlu davranmaya çalışan Almanya’da da geçerli.

Testlerin şu an hastalığın seyrinde bir değişiklik yaratmayacağı görüşü, kanaatimce aslında salgının sağlık sistemine maliyetini düşürmek kaygısıyla desteklenen bir argüman. Bu ikincisini hükümetler açıkça söylemiyorlar tabii. Ama şu gerçeği de yadsıyamıyorlar: Semptomları olan ama test edilmeyenler eğer gerçekten pozitif ise, son iki üç hafta içinde bir araya geldikleri kişilere haber verebilirler. Bu kişiler de kendilerini karantinaya alarak hastalığın yayılmasını engelleyebilir. Kişinin pozitif olup olmadığını bilmesi de bir haktır ayrıca. Virüsün hastalığı geçirene tekrar bulaşıp bulaşmayacağını bilmiyoruz henüz ama şu anki uygulama şüpheli bir vakanın karantina süresi bittiğinde “Ben bu hastalığı geçirdim” diyebilmesine imkan vermiyor. Bunun yerine herkes, “Çok büyük ihtimalle zaten sen de hasta olacaksın” denilerek virüsü kapacağı bir senaryoya hazırlanıyor.

Hastaneler elinden geleni yapıyor. Yakında daha fazla merkezde test yaptırma imkanı olacak, ama artık virüsün hızına yetişemeyeceğiz ve önümüzde dev gibi duran “Türkiye’nin koronavirüs tablosu gerçekte nedir?” sorusunun cevabını bu gidişle muhtemelen hiç alamayacağız.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

Banu GÜVEN
Latest posts by Banu GÜVEN (see all)
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları