Kayyum, Yolsuzluk ve Faşizm

Mardin Büyük Şehir Belediyesi

“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”

Tevfik Fikret

 Kayyum, Arapça kökenli bir kelime olup, Halk dilinde “Kayyım” olarak telaffuz edilir. Hukuki anlamı: “Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse,” demektir.

31 Mart 2019 tarihinde düzenlenen yerel seçimde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Diyarbakır’da % 63, Mardin’de % 56, Van’da ise % 54 oy ile kazandığı belediyelere İçişleri Bakanlığı kararıyla yeniden kayyum atandı. 19.08.2019 Pazartesi günü, 31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden 140 gün geçtikten sonra siyasi iktidarın hazır kıtası Süleyman Soylu adlı siyasi zatın fermanıyla 1 milyona yakın seçmenin (960 bin 034) iradesi bir anda hiçe sayılarak Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye başkanları bir kalemde silindi. Bu yetmiyormuş gibi Belediye Meclis Üyelerine yenilerinin seçilmesine imkan tanımadan gerekli atamalar kayyumların insafına terk edildi. Hukuksuzca ve siyasi ahlaktan yoksun olarak daha önceleri adı hırsızlıkla, soygun ve rüşvetle anılan kayyumlardan biri olan Mardin’de Mustafa Yaman adındaki zatı atayarak insanlık tarihinde kendisine ait yeni bir skandala imza attı. Şovenizmi ve ırkçılığı ile tanınan siyasi otorite “Kürt başkanların yerine Türk başkanları atanarak sömürge devletlerinde ilkel sömürge hukukunu mu geri getirdiler” gibi soruya neden oldular.

Anayasa’yı rafa kaldırıp keyfi atamaya darbe denir. Darbenin literatürdeki yeri de “Faşizm” dir. Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok. Herhangi bir tutuklama  durumu da yok. Sayıştay raporlarında usulsüzlük tespit edilmemiş, popülist söylemlerle kendisini haklı çıkarmaya kalkışan sayın Soylu, her üç Büyükşehir Belediye başkanlarını “Kandil’e yardım” gerekçesini göstererek görevden aldığını beyan etmiştir. İçi boş bu tür iddialar doğruysa neden tutuklanmadılar bugüne kadar, neden haklarında mahkemece herhangi bir celp gelmedi? Durum bize gösteriyor ki bu uygulama ile AKP büyük şehirlerde kaybettiği belediye başkanlıklarını kayyumlarla geri almak gibi ilkel ve sömürge tipi ülkelerde uygulanan hukuk ile vali atama yöntemini alışkanlık haline getirmiştir.  Kaldı ki Ahmet Türk gibi siyasetin duayeni olan bir zat, 46 yılını siyasetin içinde geçirmiş, adı dedikodulara, yolsuzluğa ve soyguna karışmamış tertemiz bir zatın görevden ikinci kez alınmasının açıklanabilir hiçbir tutarlı gerekçesi de yoktur. “Şüpheler” gerekçe gösterilerek Kürt başkanlar Türklerle değiştiriliyorsa, biz İttihat ve Terakki ırkçılığını yeniden yaşıyoruz demektir.

Ahmet Türk’ün yerine atanan kayyumun daha önce adı yolsuzluk ve hırsızlıkla anılmıştı. Kayyum Mustafa Yaman hakkında 2018 tarihinde Mardin AKP il yönetimi yaptığı yolsuzluk ile ilgili şikayetleri AKP reisine bildirdiğine ilişkin bazı söylentiler var. Bunların başında kendi akrabalarını belediyeye yerleştirerek kalıcı hale getirmek, Mardin sokak ve bulvarlarındaki elektrik direklerini kaldırarak yerine tıpkı Saddam Hüseyin döneminde Bağdat’ta yapıldığı gibi Erdoğan’ın resimleriyle donatmak bağlılığını pekiştirmek, bakanlara hediyeler almak gibi bir dizi şikayetin AKP reisi tarafından dikkate alınmadığına ilişkin söylemlere rağmen, bunların hiçbiri dikkate alınmamış ve bu zat uğruna AKP il yönetimini feshettirmiş, Mustafa Yaman’a dokunmamıştı. Yaptığı yolsuzluk yetmiyormuş gibi onu daha çok yolsuzluğa teşvik edercesine kayyum olarak tekrar atanmasına onay vermiştir. Bu zat hakkında kayda geçen bazı uygulamalar aşağıdaki gibidir.

Mardin Büyükşehir Belediyesi ve ilçelerinde keyfi şekilde alımlar yapıldı. İşe alınan kişiler, Türk illerinden getirilen bürokratlar ve kayyumların hemşeri ve akrabalarının yanı sıra, yandaş sendika yöneticileri, şube müdürleri, imamlar, polis, uzman çavuş ve memurlardan oluşuyor. Yandaşlık kontenjanından birçok vasıfsız kişiler de personel olarak alındı. Kayyum atanan belediyelere iki temel kriterin belirlendiği dikkat çekmiştir. Kayyumun ve AKP yerel teşkilatının gerçekleştirdiği alımlar. Kayyum merkezli alımlarda statü olarak üst düzey bürokrat, kimlik olarak Türklük ve hemşerilik, diğer bir deyişle sömürge hukuku uygulandı. AKP yerel teşkilatı merkezi alımlarda da orta ve alt düzey statü, kimlik olarak işbirlikçilik ve rant eksenli alımlar esas alındı. Alınan personelin aceleyle kadroya alındığı ve kalıcı personel haline getirildiği belediyelerin personel girişlerinden biliniyor.

2016 yılında kayyumlu Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde 2 yılda 4 genel sekreter değişti. Genel sekreter yardımcılarının üçü de il dışında düz memur olarak çalışırken, Mardin’e genel sekreter yardımcısı olarak getirildi. Gelen üst düzey bürokratların çoğu ya valinin hemşerisi ya da çalıştığı illerden getirildi. Belediyeye atanan kadrolara kısaca bakılacak olursa; çarpıcı istihdam örneği Mardin’de görmüş oluruz.

  • Vali Özel Kalemi, Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı ve Genel Sekreter Yardımcılığı görevlerini de yaptı. Vali Özel Kalemi, belediyedeki tüm daire başkanlarına talimat verip belediye içinde birçok görevde bulundu. Aynı Vali Özel Kalemi, Mardin Valiliğine yapılan yolsuzluk operasyonunda gözaltına alındı, daha sonra serbest bırakıldı. Bu operasyonu yürüten savcının da görev yeri değiştirildi.
  • Valilik Protokol Müdürü, asıl kadrosu makine mühendisi olup sözleşmeli personelken önce Özel Kalem Müdürlüğü’ne sonra da Çevre Koruma Daire Başkanlığı’na atandı.
  • Mardin Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü, İtfaiye ve Zabıta Daire Başkanlığına atandı.
  • Mardin Emniyetinde görevli bir komiser, Ulaşım Dairesi Başkanlığına atandı.
  • Mardin İl Sağlık Müdürü, Sağlık Dairesi Başkanlığına atandı.
  • Mardin Çevre Şehircilik İl Müdürü, Fen İşleri Daire Başkanlığı’na atandı.
  • Mardin Gençlik Spor İl Müdürü, daha önce atanan komiserin yerinin değişmesinden sonra İtfaiye Daire Başkanlığına atandı.
  • Mardin Defterdarlığında görevli bir müdür, Mali Hizmetler Daire Başkanlığına atandı.
  • Mersin İl Sağlık Müdürlüğünde memur olarak görev yapan bir kişi (aynı zamanda genel sekreterin damadı) Mardin Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı’na atandı. [1]

Kayyumun, Mardin Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği süresince, belediye ile hiçbir ilişkisi olmayan şirketlere 45 milyon liralık ihale verdi. Bu olay ilk icraatlarından biridir. Ahmet Türk, kayyumla ilgili, “Biz 50 bin TL alım yaptığımız için yargılanıyoruz. Ama 20 milyonluk alım yapanlar hakkında Sayıştay’dan ve Danıştay’dan hiçbir ses çıkmıyor” diyor. 2016 tarihinde kayyum gelmeden önce belediyenin 94 milyon TL parası varmış. İhalelere baktığımız zaman köy yolları için 370 milyon lira borca sokmuş. Bu para Belediye ile ilişkisi olmayan kurumlara ödenecek miktardır. AKP’li kayyum Vali’nin diğer marifetleri şunlardır: AKP’li milletvekilleri, yöneticiler ve bakanlar için belediye bütçesinden, “yemek bedeli” olarak toplamda 1 milyon 436 bin 345 TL özel kalem harcaması yaptı. Kuruyemiş ve kahve alımı için ödenen miktar, söz konusu harcamaların en dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.  yönetimi, Ocak ayında 34 bin 550 TL, Şubat’ta 73 bin 900 TL ve Mart’ta 56 bin 100 TL olmak üzere toplamda 164 bin 550 TL’ye sadece kuruyemiş ve kahve alımı yaptı. 3 kalem şeklinde faturalandırılan harcamalar, “yemek bedeli” olarak kayıt altına alındı. Ağırlanan kişilerin kim olduğuna dair ise herhangi bir bilgiye yer verilmedi. Bu harcamanın 137 bin liralık kısmı Cumhurbaşkanı’na verilen yaklaşık 500 bin liralık telkâri gümüş siparişiyle ilgilidir. Diğer bir deyişle Belediye parasını Cumhurbaşkanı’na ve bakanlara hediye olarak dağıtmıştır. Mardin Büyükşehir Belediyesi hesaplarında yapılan incelemede, tahsisli kullanılan veya kullandırılan binaların mali tablolarda yer almadığı tespit edildi. Yapılan incelemede, idarenin verdiği taşınmaz listesinde iktisap ve tescil tarihi 15.05.2017 olan 1479 taşınmaz görülmekte olup; arsa, arazi, bina, yol, köprü vb. gibi değişik cinslerden oluşan söz konusu taşınmazlarının değerlerinin 1 TL olarak belirtildiği tespit edildi.

Bu taşınmazların dost, akraba, akran, yandaşlara peşkeş çekilmesi için AKP’nin sıklıkla başvurduğu bir yöntemdir.

Araç hizmet alımında araç markalarının yüzde 50 yerlilik oranı şartının sağlanmadığı tespit edilerek 5 adet Ford marka, 2 adet Volkswagen marka araç hizmete alındı. Oysa ihalede öngörülenden farklı 4 aracın hizmete alındığı raporda yer aldı. Mal, hizmet ve yapım ihaleleri parçalara bölünerek doğrudan temin yoluna başvurulduğu ve bu yolla aynı gün içinde aynı kişiden de alımlar yapıldığı anlaşılmıştır. Sayıştay tarafından tespit edildiği kadarıyla, 20 gün arayla; 372 bin 479 TL’lik alımlar parçalara bölünerek gerçekleştirildi. Yapım işlerinde aynı kalemlerde farklı birim fiyatlarının belirlendiği tespit edildi [2]

Mardin Büyükşehir Belediyesinin HDP yönetimine geçmesinin ardından gerçekleştirilen ilk meclis toplantısında belediyenin borcunu açıklayan Ahmet Türk, MARSU’nun borcuna değinmiş, “Tüm gelirlerini toplasak 6 milyon TL geliri olan bir yerde karşımıza 620 milyon borç çıkıyor” demişti. Türk, kayyum döneminde belediyenin 63 milyon olan borcunun da 406 milyona çıktığını, MARSU ile birlikte toplam borcun 1 milyar TL’yi aştığını belirtmişti.[3] İsraf, talan ve devlet malını har vurup harman savurmak siyasi İslam’ın değişmez bir ilkesi diye biliyoruz. Bugünkü siyasi otoritenin özlemini duyduğu siyasi İslam! Türkiye’deki faşizmin bugünkü temel kaynağı… Sayıştay Raporu’na baktığımız zaman Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekilliğine atanan kayyumun yaptıkları bununla da bitmiyor.

Belediyenin Destek Hizmetleri Başkanlığı, 22 Kasım 2017’de aynı yükleniciden toplam 119.546,28 TL malzeme aldı. Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı’nın üç gün arayla aynı şirketten toplam 132.514,00 TL, Fen İşleri Daire Başkanlığı da aynı firmadan 19 gün arayla toplam 120.419,00 TL mal alımı yaptı. Belediyenin, ihalelerde aşırı düşük teklif sınır değerin altında kalan isteklilerin tekliflerinin, açıklama istenilmeksizin reddedileceği yönünde, mevzuata ve kanuna aykırı düzenleme yaparak, 58.500,00 TL’lik kamu zararı oluşturduğu raporda ifade edildi.[4]

Ayrıca Mardin Belediyesine atanan kayyum tarafından göreve getirilen Kent AŞ müdürü hakkında, kadın çalışanlara cinsel taciz ve fuhuş karşılığı iş vaadi suçlamasıyla dava açılmıştı.

Yakında Mardin ilçelerine Kayyum atanması gündeme gelirse, sürpriz sayılmaması gerekir.  Albert Einstein’in veciz bir sözü vardır: Hep “Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek,” aptallıktır. Bizde siyasi deha olmadığına ve kayyumların üstün bir meziyete sahip olmadığına göre!… Yarın tekrar bir seçim olursa AKP’nin alacağı oy, 31 Mart’tan alacağından fazla olmayacaktır. Konu Mardin’e gelmişken geçmişten bazı istatistikleri sizlerle paylaşmak istedim.

Artuklu Belediyesine atanan kaymakamın icraatları arasında ambalaj atıklarının toplanması imtiyaz hakkı ihalesiz ve bedelsiz şekilde istediği gibi verilerek ihalelerde, Kamu İhale Kanununa aykırı hareket edildi. İstisnai ihale biçimleri, süreklilik arz edecek şekilde yapılarak, 2 ay içinde altı ihaleye imza attı. Belediye’nin, ihaleleri, depremler, yangın, su baskınları gibi doğal afetler ile can güvenliği tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden öngörülemeyen olaylar meydana gelmediği halde istisnai hallerde kullanılması düşünülen durumlarda ihale yerine pazarlık usulü ile yaptığı anlaşıldı.

Sayıştay’ın Artuklu raporunda, bazı kalemlerin mali tablolara yansıtılmadığı, mevzuata aykırı olarak gerçekleşen işlemlerde kamunun milyonlarca TL zarara sokulduğu, birçok gelirin kayıt altına alınmadığı ve ihale yoluyla kiralanması gereken taşınmazların meclis kararlarına dayandırılarak birilerine peşkeş çekildiği gibi dikkat çekici tespitlere yer verildi.

Handan Ortekin’in Özgür Manşet ’ten verdiği 01.03.2019 tarihli habere göre, Mardin Artuklu’da kaldırım taşları kaldırılarak, yenileme çalışmaları gereksiz şekilde devam ediyor. Kayyum yönetimindeki Artuklu Belediyesi’nin kullanılmayan bir tepelik alana yaptığı çimlendirme çalışması için gösterdiği maliyet dudak uçuklattı. Belediye park projesi olarak gösterdiği alandaki çimlendirmenin maliyet bedeli olarak 1 milyar, 150 milyon gösterildi. 31 Mart yerel seçimlerinde Artuklu Belediyesini AKP kazandı. Yani soygun devam ediyor.

Cizre Belediye başkanlığına atanan kayyum belediye binasını kaymakamlığa devretti, ayrıca 220 milyon, 793 bin, 399 liralık borçla devretti. Saat kulesi ile merhum Orhan Doğan heykeli kayyumun talimatıyla yıkıldı. Belediye’ye ait hizmet binası Kaymakamlığa devredildi. Cizre Belediyesi’nde kayyum Faik Arcan, 31 Mart tarihinde 15 günlük maaşın kendisine verilmediği gerekçesiyle belediyeyi icraya verdi. Diğer kentlerde olduğu gibi Cizre’de de belediye personeli görevlerinden uzaklaştırılarak yerlerine AKP’li militanlar yerleştirdi. Dicle Nehri’nden su arıtan pompalar bozulduğu halde kayyum döneminde tamir edilmeyerek, halk susuzluğa mahkum edildi.

Nusaybin’de 11 Eylül 2016 tarihinde kayyum atandı. Belediye’nin 6,5 milyona yakın parası kasasında olduğu halde, kayyum döneminde 2 milyona yakın para kalmıştı. Ayrıca 32 milyon 369 bin lira borç bırakılmıştır. 150 bin lira bedelle 4×4 arazi aracı satın alında. 31 Mart yerel seçimlerinden önce bu araç Nusaybin Emniyet Müdürlüğü’ne hibe edildi. Belediye tarafından yaptırılan Gençlik merkezi kapatıldı. Daha sonra Milli Eğitim Müdürlüğü’ne 25 yıllığına tahsis edildi. 243 bin 500 TL’ye alınan boya, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne devredildi.

Derik Belediyesinde Kayyumun 15 milyon TL borçlandırdığı belediyenin kasasındaki tüm paraya borçtan kaynaklı bloke konuldu. Kayyumdan önce belediye kasasında 5 milyon 500 bin TL parası olduğu kaydedildi. 2018 itibariyle bazı harcamaların kalemleri çıkartıldı. 46 bin 890 TL araç kiralamaya verildi kayyum tarafından. 17 bin 557 TL Midyat gezisine, 7 bin 23 TL Halfeti gezisi için harcandı. Harcamalar, Ocak 2019 tarihinde belediye kasasında bulunan 5 milyon 500 bin TL’lik kısmıyla yapıldı. [5]

Dargeçit ilçesi Belediye Başkanlığı’na atanan kayyum kaymakam, yürütülen Fetö soruşturması nedeniyle Nisan 2018 tarihinde görevinden alınarak, gözaltına alındı. Kayyum, tutuklanmadan önce, ilk işi diğer kayyumlar gibi belediye çalışanlarını işlerinden kovmak olmuştu.

Ömerli’de kayyum olarak atanan ilçe kaymakamı da Fetö soruşturmasında tutuklanmış ve onun yerine atanan yeni kayyum, Büyükşehir Belediye Başkanı ile işbirliği yaparak, 6 milyon metrekare araziyi ve mezarlıkları usulsüz bir şekilde imara açmıştı.

Diğer kentlerde olduğu gibi sömürge hukuku uygulanan Kızıltepe’de 6 Aralık 2016 tarihinde ilçe kaymakamı belediyeye kayyum olarak atandı. İlk işi 12 yaşında 13 kurşunla öldürülen Uğur Kaymaz’ın heykelini kaldırmak oldu. Ardından tarihsel ve kültürel değer isimlerini taşıyan mahalle ve köylerin, halkevinin, parklar, bahçeler ve sokakların isimlerini değiştirdi, Türk milletçiliği ve ırkçılığını çağrıştıran isimlerle… Daha sonra belediye personelini işinden kovdu, tutuklattı, yerine AKP ve MHP’li militanlarla doldurdu. Kayyum ’un belediyeyi işgalinden sonra belediye binasını halktan adeta izole ederek etrafında 2 metre yüksekliğinde beton duvarla örüldü. 31 Mart Yerel Seçimlerinin yaklaştığı dönemde Belediye’ye ait taşınmazlar ile 2 adet araç Milli Eğitim Bakanlığı ile Emniyet Müdürlüğü’ne hibe edildi.  Kayyum tarafından yapılan borçlanmalar sonucu belediye kasası boşaltıldı, ancak borçların büyük kısmını karşılayamadığı için imar düzenlemesine tabi bina, arası ile belediyeye ait bina satışa çıkarıldı. Bu işlemin yerel seçimlerin hemen öncesinde yapılması, bize, “yangından mal kaçırır gibi” her şeyi telaş ve aceleyle olup bittiye getirmek istedikleri imajını verdi.

AKP iktidarı, 2 Mayıs 2017 tarihinde Cadı Avı Operasyonu kapsamında Belediyeye kayyum atanması yetmiyormuş gibi, el konulan Kızıltepe’deki Sezer Gıda adlı markete, kayyum heyeti atandı. Atanan isimlerden biri de, AKP MKYK Üyesi ve Mardin Kadın Kolları kurucusu Zeynep Alkış oldu. Bu hanımefendi ticari hiçbir deneyimi olmadığı bizzat kendisi itiraf etmiştir.

Mardin’de gerek Büyükşehir Belediyesi’ne dün ve bugün atanan kayyumun ve gerekse 2016-2019 aralığında ilçelere atanan kayyumların ortak özelliği “hizmet yok, rant var” zihniyeti ile yönetmeleri olmuştur.

Halkın özgür iradesini bir çırpıda çöpe atmak, hangi devlet adamlığına ve hangi rejime yakışır, ortada bir mahkeme kararı yokken! Terör örgütü diye dillendirdikleri örgütlerle koca bir devlet başa çıkamıyorsa, bunun acısını Kürt halkından iradesinden öç almaktan mı geçer? Ne derin devletin adamı Bahçeli, ne AKP reisi, ne de hiçbir baltaya sap olamayan Avrasyacı provokatör Perinçek açıklayabilir.

Sonuç olarak Aslı Erdoğan’ın dediği gibi “Faşizmin pervasızlığının ve saygısızlığının, ahlaksızlığının, vicdansızlığının ben yaptım oldu zihniyetinin dibe vurduğu günler”i yaşıyoruz.

(Gelecek Bölüm: Diyarbakır Belediyesi)


[1] Sömürge hukukunun tetikçisi kayyumlar –VI, anfturkce.com

[2] Sömürge hukukunun tetikçisi kayyumlar – V, anfturkce.com

[3] Belediyeyi 1 milyar liranın üzerinde borçlandırmıştı: Kayyumdan ilk paylaşım  (Cumhuriyet Gazetesi, 19.04.2019)

[4] Mehmet Kızmaz, kayyumlarda yolsuzluk diz boyu (Cumhuriyet Gazetesi, 12 Hasım 2018)

[5] Ahmet Kanbal, Derik Belediyesi’nde 5 kuruş dahi bırakılmadı! (Mezopotamya Ajansı, 26 Nisan 2019)

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları