Kanser tarih mi oluyor? (2) 


Bu yılın Eylül ayında bir yazı yazmış ve şu soruyu sormuştum: Kanser tarih mi oluyor? Andığım yazı içinde, kanser ilaçlarının doğru doz ve şekilde kullanımını sağlayan implantlardan, cerrahi araç olarak kullanılabilecek mikro robotlardan, ultrason teknolojisi ile tümörlerin yok edilmesinden, virüslerin genetik mühendisliğe tabi tutularak kanserle savaşta kullanılmasındanoluşan gelişmelerden ve bulunan yeni yöntemlerden bahsetmiştim.

Kanser, çağımızın can yakıcı hastalığı. Toplum üzerindeki maliyeti çok yüksek. Bu yüzden de araştırmacıların odak alanında. Gün geçmiyor ki bu alanda yapılan çalışmalar hakkında yeni bir açıklama yapılmasın, yeni bir haber çıkmasın.Eylül’den bu yana topu topu üç ay geçmesine karşın,bahsettiğimiz gibi öyle gelişmeler oldu, öyle haberler yayımlandı ki bu konuyu yeniden gündeme getirme zamanının geldiği düşüncesine ulaştım.

Haydi gelin, gelişmelere birlikte göz atalım.

  • Virüsler, halen ilgi alanında. İngiltere’nin Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne bağlı (NHS) Kraliyet Marsden Kuruluşu’ndaki Kanser Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen bir araştırmada, bir kanser hastasının tüm kanserli hücreleri yok edilirken diğerlerinin kanserli tümörlerinde küçülme kaydedildiği bildirildi. Tedavinin ana aktörü bir “virüs”. Uçuk virüsünün zayıflatılmış bir formu üzerinde tümörleri öldürecek şekilde değişiklikler yapılmış. Tedavinin gerçek anlamda sonuç verip vermediğini görmek için daha uzun süreli ve geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor.
  • Kanserli tümörleri yok etmek için inovatif ve sıra dışı yöntemler halen üzerinde kafa yorulan yöntemlerden. Bunların en ilginçlerinden birisi kan dolaşımına nano-kabarcıklar enjekte etmek, sonra da bu kabarcıkları tümörlerin etrafında toplayarak patlatmak. Söz konusu kabarcıklar tek bir tuz tanesinden 2.500 kat daha küçük. Düşük frekanslı ultrason dalgalarıyla tetiklendikten sonra tümörün etrafında toplanıyor ve patlatılıyorlar. Teori, meme kanseri olan bir fare üzerinde başarıyla test edilmiş durumda.
  • Tümörleri yok etmek kadar, yayılmalarını engellemek için yapılan çalışmalar da ilgi çekiyor. Bilim insanları, yaptıkları deney sonucunda kanser hücrelerinin çoğalmak için elektriksel iletişim kurduğunu tespit etti. Yayınlanan rapora göre aynı tümör içindeki hücreler, büyümeyi koordine etmek için elektriksel iletişim kullanıyor. Ekip, yapay zekâ kullanarak sinyalleri karakterize etti ve bunları kategorilere ayırdıktan sonra özel bir ilaç denemesi yaptı. Sonuçta da, kanser hücrelerinin iletişim için elektrik üretimini engellemeyi başardı.
  • İlaç geliştirme konusunda da çabalar olanca süratiyle devam ediyor. Başarılı olup onay aşamalarına gelenler de, havlu atanlar da var.Meme kanseri vakalarının % 10-15’i en agresif ve tedavisi en zor olarak ifade edilen “üçlü negatif meme kanseri”. Arizona Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu hastalığıtedavi etmek için bir ilaç geliştirdiler. Epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) teknolojisi kullanılarak geliştirilen ilacın çok az toksik yan etkiye neden olduğu veya hiç yan etkisi bulunmadığı kaydedildi. İlacın hayvanlar üzerindeki testleri tamamlandı. Şu an birinci faz klinik denemelerde kullanabilmek amacıyla Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) onayı bekleniyor.
  • Günümüze kadar, kansere neden olan DNA hasarının sonradan oluştuğu düşünülüyordu. Londra’daki Francis Crick Enstitüsü’nden bilim insanları, söz konusu DNA hasarının sonradan oluşmadığını, insan hücrelerinin bir bölümünün DNA’sında mevcut olduğunu ve hava kirliliği gibi uygun koşullar oluşana kadar pusuda beklediğini keşfetti. Bu bilgiler ışığında kanser oluşumunu durduran ilaçlar geliştirmenin mümkün olabileceği düşünülüyor.

İlaçlar, giyilebilir teknolojiler gibi birçok alanda başka haberlere de rastlamak mümkün ancak biz, haber aktarımını burada sonlandıralım.Araştırmalar ve keşifler umut verici olsa da, bunların insanlar üzerinde güvenle uygulanabilir hale gelmesi için biraz daha zaman gerektiği anlaşılıyor.

Umarım bu zaman çok uzun olmaz, bir an önce etkili bir tedavi geliştirilir ve hastalar rahat bir nefes alırlar.

Bir sonraki yazıda görüşene kadar, sağlıcakla kalın.

Özgün ÇINAR