Kanser tarih mi oluyor?


Karşılaştığım haberlerin sayısal çokluğunu değerlendirip üzerine biraz düşündüğüm zaman belli alanlarda eşiklerin aşılmaya başladığı sonucuna ulaşıyorum. Bu alanların başında, hiç şüphesiz “bilim” yer alıyor. Bilimin her alanında şaşırtıcı çalışmalar arka arkaya yayınlanıyor olsa da biz bugün tıp alanında, daha da özelde söyleyecek olursak; çağımızın can yakıcı hastalığı “kanser” üzerine yapılan çalışmalara odaklanacağız.

Son dönemde karşılaştığım bilimsel çalışmalar o kadar ümit vadeden sonuçlar ortaya koyuyorlardı ki, bu haftaki yazıyı bu konuya ayırmak şart oldu.

Çalışmalar, kanserin önlenmesine, teşhisine ya da tedavisine yönelik olmak üzere üç farklı alana odaklanıyor. Bununla birlikte, en önemli ve yaratıcı diyebileceğimiz çalışmalar “tedavi” alanında gerçekleşiyor. Öncelikle bu alana, çalışmaları yapan üniversiteler ayrımında bir bakalım isterseniz.

 Rice Üniversitesi: Kanser tedavisinde, başarı şansını artıran önemli faktörlerden birisi, ilacın doğru doz ve şekilde kullanımı. Üniversite, bu konuda başarılı bir çalışmaya imza attı ve bir implant geliştirdi. Bildiğiniz üzere implant, vücut içerisine, canlı dokulara yerleştirilen cansız bir yapıyı ifade ediyor. Toplu iğne başı büyüklüğündeki implant, vücuda yüksek dozda doğal bir bileşik enjekte ediyor ve beyaz kan hücrelerini kanserle savaşmak için aktive ediyor. İmplant, deney hayvanları üzerinde test edildiğinde yumurtalık kanserli hayvanların tamamında ve kolorektal kanserli sekiz hayvandan yedisinde tümörlerin yok edilebildiği görüldü. İnsan üzerindeki deneylerin de 2022 yılı sonuna kadar başlatılması hedefleniyor

 Cornell Üniversitesi: Üniversitede görevli bilim insanları, saç teli kalınlığından daha küçük, çıplak gözle seçilemeyecek boyutta bir mikro robot ürettiler. Robotlar, düşük bir elektrik voltajı uygulanarak hareket ettirilebiliyor. Ayaklarının üretimi için origami sanatından esinlenilmiş. Araştırmayı yürüten Profesör Itai Cohen, bu robotların bakterileri ya da kanserli hücreleri yakalamak ve yok etmeye yönelik bir mikro cerrahi aracı olarak değerlendirilebileceğini düşünüyor.

 Michigan Üniversitesi: Üniversite’de geliştirilen ve cerrahi bir işlem gerektirmeyen ses teknolojisi ile farelerde karaciğer tümörlerinin parçalanmasında, kanser hücrelerinin öldürülmesinde ve bağışıklık sisteminin daha fazla yayılmayı önlemek için teşvik edilmesinde başarılı olundu. Bu, insanlara yönelik kanser tedavisinde daha iyi sonuçların alınmasına yol açabilecek bir ilerleme. Nispeten yeni olan teknik, şu anda ABD ve Avrupa’da karaciğer kanserinden mustarip insanlarda deneniyor.

 City of Hope Comprehensive Cancer Center: Bu yöntemde bir miktar genetik mühendisliği var. Nokta Haber Yorum’da yayınlanan 17 Ağustos 2022 tarihli yazımda kısaca yer vermiş ve dünyanın bir korku filmi setini andırmaya başladığını söylemiştim. Ben Efsaneyim, filmine göndermede bulunduğum yazımda bilim insanlarının Vaxinia olarak bilinen ve kanserli hücreleri bir virüs aracılığıyla yok eden ilk ilacı, insanlar üzerinde denemeye başladıklarını ifade ediyordum. Çiçek hastalığına yol açan virüsten üretilen söz konusu varyant, ürettiği antijenlerle kanser hücrelerini öldürüyor.

Bunlar sadece benim tespit edebildiğim çalışmalar. Eminim ki çok daha fazlası vardır ve sizler de gündelik haber okumalarınızda bunlarla karşılaşıyorsunuzdur.

Tedavi alanındaki gelişmeler kadar dikkat çekici olmasa da önleyici alanlardaki çalışmalarda da olumlu gelişmelere rastlamak mümkün. Örneğin, Newcastle ve Leeds Üniversiteleri’ndeki uzmanlar tarafından yürütülen ve Cancer Prevention Research dergisinde yayımlanan bir çalışmada, yeşil muzlarda bulunan nişastanın mide, safra kesesi ve pankreas kanseri ile mücadelede yüzde altmıştan fazla etkili olduğu ortaya konuldu. Oldukça yüksek bir oran.

Araştırma mahiyetinde olmasa da kanserle savaş için yürütülen saha çalışmaları da önemli. Bazı kanser türlerinin aşılama ile önlenebildiği biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü, bu alanda aksiyon almaya devam ediyor. Kuruluş, 2030 yılına dek 15 yaş altındaki kız çocuklarının yüzde doksanını HPV hastalığına karşı aşılamayı hedefliyor. HPV başta rahim ağzı, vajina ve penis olmak üzere bir dizi kanser türüne sebep olan bulaşıcı bir virüs. Aşılama oranı şu an dünya genelindeki kadınlarda yüzde on beş düzeyinde. Bu kapsamda Kenya’da 2 bin 275 kadın üzerinde yürütülen bir deneyde sadece 1 doz mRNA aşısının HPV’ye karşı korunmada yeterli olduğu ortaya konulmuş durumda. Aşılama tamamlanınca, ne kadar önemli bir iş yapılmış olacağı da bu istatistiklerden anlaşılabilir.

Yazıyı, teşhis alanında rast geldiğim, oldukça sıra dışı bir çalışma ile bitirelim. Fransa Ulusal Bilim Araştırma Merkezi CNRS, Formica Fusca türü karıncalar üstünde çalışmalar yürütmüş ve kanser teşhisinde yepyeni bir sayfa açmış. Araştırma kapsamında 30 dakikalık bir eğitime tabi tutulan karıncaların, başta meme kanseri olmak üzere bazı türleri tespit edebildiği anlaşılmış.

Üç alanda yapılan çalışmalara da hiçbir şekilde ihtiyaç duyulmamasını temenni ediyorum. Ancak, gelişmelere bir bütün olarak bakıldığında, ümit vadettiğini kabul etmek gerekiyor öyle değil mi?

Özgün ÇINAR