Sen istediğin kadar gri ol... Benim güneşim göğsümde...

“Gerçeğin rengi gridir.”

“Gerçeğin rengi gridir.” Der Andre Gide…

Bir siyah – beyaz ortak yapımıdır… İkisi de birbirine diş geçiremez; hayatın tüm renkleri ve canlılığı, yalnızlığı ve boşluğuyla yenişemez… Siyah ve beyazın yaptıkları anlaşmadır gri… Ne iyi, ne kötü… Ne güzel, ne çirkin… Ne karanlık, ne aydınlık… İki arada bi’derede… Biri beyaz (içinde tüm renkler), diğeri siyah(renkten bile sayılmazken) harmanlandıkları yerde ikisi de birbirine diş geçiremez; hayatın tüm renkleri ve canlılığı, yalnızlığı ve boşluğuyla yenişemez. Yaptıkları anlaşmadır gri.

Siyahla beyaz, evetle hayır, gitmekle kalmak, varla yok, gürültüyle sessizlik gibi hepler ve hiçler arasındaki alandır gri… Hem siyah hem beyaz… Aynı zaman da ne siyah ne de beyaz… Karamsarlığın içine biraz iyimserlik… İyimserliğin içine biraz karamsarlık… Hüznün içine biraz mutluluk… Mutluluğun içine biraz hüzün… Kavuşmanın içine biraz ayrılık… Ayrılığın içine biraz kavuşma… Sevginin içine biraz nefret… Nefretin içine biraz sevgi…

“Beyazlara hep gri dedik,
Darılmasın diye siyahlar…”

Mavi kirlenirken, yeşil yok olurken; pembe artık daha bir mutsuz, beyaz eskisi kadar saf değilken; hatta siyah bile siyahlığını ‘delikanlı’ gibi göstermeyip bin bir türlü kurnazlığı içinde barındırırken yenidünyanın rengidir gri.

Şimdiki hayatların rengidir gri… Tuttuğun eli kaybetme korkusu yaşadığın zamanların rengidir.

“Işır mı yüzündeki gri kaldırımlar,
bi’ daha çiçeklenir mi”?

Ziyadesiyle yorgunum kendimi anlatmak zorunda kalmaktan… Çoğunuz gibi.
Alınganlıklardan… Alınganlıklarımdan… Kolay söylenip dilde kalan sevdalardan… Sevgisizlikten…
Bazı şeyler söylenmez… Yaradana ayıptır…
Oysa gri agnostiktir belki de…

Neysek neyiz ama hiç kimsenin devası da değiliz, derdi de…
Keşke bir anlasak bu hayatın içinde hepimiz zerreyiz…
Ama bu hayatın siyah ya da beyaz değil, gri bir adaleti vardır…

Çünkü gri affetmenin rengidir… Çünkü affettiğinizde belki de ölesiye tutunduğunuz siyah ve beyazlarınızdan vazgeçersiniz.

Keşke bir anlasak…

İşte bu sebep etten kemikten yapıldığımı anlatmak istediğim insanlar var… Yaza yaza yorduğum kelimeler, kurmaktan bıktığım cümleler var.

Hayat herkese zor… Herkese farklı yüzü… Hiçbir anlamı olmadığını bilerek her gün bir mücadeleye uyanıyoruz hepimiz… Sonunu bildiğimiz bir yaşam için mücadele edip duruyoruz her gün…

Bu zaten yetiyor abiler ablalar…
İnsanın bu yaşama en büyük ayıbı neden burada olduğunu anlamamasıdır… Oysa yaşam griyse de güneş göğsümüzdedir abiler, ablalar…

AK’LA KARA’NIN ARASINDA KOCA BİR GRİDİR İNSANLIK…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları