Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan ve iki milyara yakın nüfusu kapsayan yeni nesil Serbest Ticaret Anlaşması, küresel ticarette kuralları yeniden tanımlarken, Gümrük Birliği üyesi Türkiye’yi tercihli erişimden mahrum bırakarak ekonomik ve stratejik riskleri artırıyor.
Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan, yaklaşık 20 yıl süren müzakerelerin ardından kapsamı klasik ticaret anlaşmalarını aşan bir Serbest Ticaret Anlaşması’na (STA) imza attı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “tüm anlaşmaların anası” sözleriyle tanımladığı metin, yalnızca gümrük vergilerini değil; yatırım, hizmetler, iklim, standartlar ve jeopolitiği tek bir çerçevede buluşturuyor. BirGün Gazetesi’nde yayımlanan ve CHP Genel Başkan Yardımcısı, ekonomist Güldem Atabay imzasını taşıyan değerlendirmeye göre bu anlaşma, Türkiye açısından yeni bir asimetri dalgası anlamına geliyor.
Yeni Nesil Ticaret Mimarisinin Ölçeği
Anlaşma uyarınca Hindistan, AB ihracatının yüzde 96,6’sında tarifeleri kaldırmayı ya da kademeli olarak düşürmeyi kabul ederken; AB de Hindistan’dan ithalatın yüzde 99,5’inde yedi yıl içinde benzer bir açılım taahhüdü verdi. Bu karşılıklılık, anlaşmayı hem siyasi olarak sürdürülebilir hem de ekonomik olarak işlevsel kılıyor. Atabay’a göre bu yönüyle AB–Hindistan STA’sı, Mercosur örneğinde görülen tek taraflı hassasiyetlerin daha dengeli yönetildiği bir model sunuyor.
Sanayide Tarifelerden Değer Zincirlerine
Sektörel düzenlemeler, anlaşmanın neden “modern” olarak tanımlandığını net biçimde ortaya koyuyor. Otomotivde Hindistan’ın yüzde 110’a varan tarifeleri kademeli olarak yüzde 10’a düşürmesi ve yıllık 250 bin araç kotası tanıması, korumacı bir pazarda köklü bir dönüşüm anlamına geliyor. Makine, kimya, ilaç ve demir-çelikte tarifelerin büyük ölçüde kaldırılması ise AB şirketlerine Hindistan’da yatırım, üretim ve ihracatı birlikte planlama olanağı sağlıyor. Bu durum, basit bir ticaret artışından ziyade küresel değer zincirlerinin yeniden konumlanmasına işaret ediyor.
Tarımda Seçici Açılım, Siyasette Sürdürülebilirlik
Tarım başlığı ise bilinçli bir “seçici koruma” yaklaşımıyla şekillendi. AB açısından hassas olan et, şeker ve bazı tahıllar ile Hindistan için kırmızı çizgi sayılan süt ürünlerinin anlaşma dışında bırakılması, siyasi direnci azaltarak sürecin hızla tamamlanmasını sağladı. Bu tercih, maksimum serbestleşmeden ziyade uzun vadeli siyasi sürdürülebilirliğin hedeflendiğini gösteriyor.
Hizmetler, İnsan Hareketliliği Ve Dijital Ekonomi
Anlaşmanın en dikkat çekici boyutlarından biri hizmetler ve insan hareketliliği oldu. Hindistan 144 hizmet sektöründe açılım sağlarken, AB öğrenci hareketliliği ve mezuniyet sonrası vize düzenlemeleri gibi bağlayıcı taahhütler verdi. Yazılım, mühendislik, Ar-Ge ve dijital hizmetleri merkeze alan bu yaklaşım, Hindistan’ı yalnızca büyük bir pazar değil, AB şirketleri için küresel bir operasyon üssü haline getirmeyi hedefliyor.
İklim, Standartlar Ve Stratejik Özerklik
AB’nin Hindistan sanayisinin karbonsuzlaşmasına mali destek taahhüdü, Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM) gibi araçların yaratacağı maliyet baskısını dengelemeyi amaçlıyor. Böylece iklim politikası, ticaretin önünde bir engel olmaktan çıkarılıp uyum ve finansmanla yönetilen bir unsura dönüştürülüyor. Bu çerçeve, “ticaret + iklim + sanayi politikası”nın tek metinde birleştiği yeni bir STA tipolojisini temsil ediyor.
Türkiye İçin Derinleşen Asimetri
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği içinde olmasına rağmen bu tür kapsamlı STA’ların müzakere masasında yer almıyor ve otomatik olarak aynı tercihli erişimi elde edemiyor. Atabay’ın vurguladığı üzere, AB–Hindistan STA’sı da Mercosur anlaşmasında olduğu gibi bu yapısal asimetriyi derinleştiriyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde AB pazarında artacak rekabet ve yatırım tercihlerinin Hindistan lehine kayması, Türkiye için somut risk alanları yaratıyor.
Gümrük Birliği Ve Siyasi Eşik
Bu tablo, Türkiye’ye AB’nin ticareti artık dar anlamda gümrük indirimi değil, stratejik özerklik aracı olarak kurguladığını bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye’nin bu mimaride konumunu koruyabilmesi; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, menşe kuralları ve standartlar konusunda uyumun derinleştirilmesi ve yeşil dönüşüm başlıklarının ticaret diplomasisinin merkezine alınmasına bağlı. Ancak Atabay’a göre bu sürecin ön koşulu, Türkiye’nin hukuk devleti niteliğini güçlendirmesi; mevcut siyasi iklimde ise kısa vadede bir sıçrama beklemek gerçekçi görünmüyor.
Kaynaklar:
– BirGün Gazetesi, Güldem Atabay, “Türkiye’ye Bir Darbe De AB–Hindistan Ticaret Anlaşmasından”
– Avrupa Komisyonu açıklamaları
– AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması taslak metni ve kamuya açık özetler
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















