Covid-19 beyni 10 yıl yaşlandırabiliyor


Nöroloji Uzmanı Dr. Mustafa Seçkin, Imperial College London’da yapılan bir araştırmada, Covid-19’un bilişsel (kognitif) etkilerinin incelendiğini dile getirdi.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mustafa Seçkin, Imperial College London’da yapılan bir araştırmada; hastaların bir bölümünde Covid-19 enfeksiyon bulguları düzeldikten aylar sonra dahi devam edebilen dikkat, bellek ve odaklanma bozukluğu tarzında bir çeşit ‘zihin bulanıklığı’ tanımlandığını belirtti.

Dr. Mustafa Seçkin, yapılan IQ testlerinde ise hastaların Covid-19 enfeksiyonu öncesine oranla yüzde 10’a varan kayıp yaşadığının görüldüğünü ifade ederek, “Bu tablo da Covid-19 geçiren hastaların bazılarının beyinlerinin en az 10 yıl yaşlandığı anlamına geliyor ve pandemi önlemlerine sıkı sıkı bağlı kalmanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.

Beyni yoran hastalıklar

Kolesterol yüksekliği,  kalp ritim ve kapak bozuklukları, yüksek kan basıncı (hipertansiyon) ve diyabetin neden olduğu beyin-damar hastalıklarının beyni yoran önemli hastalıklar arasında yer aldığını kaydeden Dr. Mustafa Seçkin, iyi kontrol edilemeyen şeker ve kan basıncı düzeyleri, kalp ritmini etkileyen durumlar ve damar sertliğine (ateroskleroz) neden olabilen kolesterol yüksekliklerinin de beynin kanlanmasını bozarak yavaş veya ani gelişen beyin hasarına yol açabildiğini anlattı.

Dr. Mustafa Seçkin, ani gelişen olayların genellikle belirti verdiğini kaydederek, şöyle devam etti:

”Ancak tanı konularak tedavi edilebilse de çoğu hastada beyin dokusunda ciddi kalıcı hasar oluşuyor. Özellikle kontrol altında olmayan diyabet ve hipertansiyon gibi durumların neden olduğu küçük damar hastalıkları ise eğer beynin kritik alanlarını, örneğin bellekle ilgili alanları etkilemediyse çoğunlukla sessiz ve sinsi seyrediyor. Küçük damarların etkilenmesi sonucunda görülen milimetrik hasarlar yıllar içerisinde birleşerek geniş bir alanın etkilenmesine neden olabiliyor ve bir çeşit bunama veya parkinsonizm bulguları ortaya çıkarabiliyor.”

Seçkin, uyku sırasında salgılanan hormonların beyin ve ruh sağlığı için büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Ayrıca gün içerisinde beyinde üretilen anormal yapıdaki proteinler uyku sırasında beyinden temizleniyor. Uyku düzensizliği bu anormal proteinlerin birikerek Alzheimer hastalığına yol açan patolojik sürece katkıda bulunmasına yol açıyor. Bu nedenle uyku bozuklukları sadece beyni yoran değil aynı zamanda doğrudan Alzheimer hastalığıyla ilişkili olabilen ciddi klinik durumlardır” dedi.

Çoğunlukla beslenme eksikliği ile ilişkili olan, ancak mide ve bağırsak hastalıkları sonucunda emilimin bozulması nedeniyle de görülebilen B1, B6, B12 ve D vitamini, folik asit gibi vitaminlerin veya demir gibi önemli yapıların eksikliğinin de sinir hücrelerinin fonksiyonunu bozduğunu ve bu eksiklik uzun sürerse beyinde kalıcı hasara yol açabildiğini anlatan Dr. Mustafa Seçkin, çok basit tarama testleriyle tanı konulabilen bu durumların en hızlı ve kolay şekilde düzeltilebilen sorunlar arasında yer aldığını vurguladı.

Dr. Mustafa Seçkin, son yıllarda özellikle genetiği değiştirilmiş buğday ve benzeri tahıllarda normalden çok daha yüksek miktarda bulunan bir protein olan gluten ağırlıklı beslenmenin de beyinde kronik bir yangı, yani enflamasyon yaratarak baş ağrısı, depresyon, motivasyon bozuklukları, hatta Alzheimer ve Parkinson hastalıkları gibi nörodejeneratif süreçleri tetikleyebildiğini ifade etti.

Beslenme yoluyla bu elektrolitlerin eksik veya fazla alınmaları, yetersiz su içme veya kronik böbrek hastalıklarının vücutta elektrolit bozukluklarına yol açabildiğini, elektrolit dengesizliğinin de unutkanlık, yorgunluk ve uyuklama halinden, anlamsız konuşma hatta komaya varabilen bilinç bozukluklarına, felç benzeri kas gücü kaybına ve epileptik nöbet benzeri ataklara neden olabildiğini anlatan Dr. Seçkin, böbrek yetmezliğinde idrarla atılamayan toksik maddelerin dolaşım yoluyla beyne ulaşarak doğrudan hasar verebildiğini de söyledi.

Beyni erken yaşlandıran bir başka önemli etkenin ise pandemide sosyal izolasyon nedeniyle çoğumuzun dert yandığı; ‘hareketsizlik’ olduğunu kaydeden Dr. Seçkin, Covid-19 pandemisindeki önlemlere uyarak hiç evden çıkmayan, hareketsiz kalan ve yoğun stres yaşayan yaşlı bireylerin Covid-19 geçirmedikleri halde bilişsel yetilerinin beklenenden çok daha hızlı bozulduğunu belirtti. (Ajans Bizim)