Bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri

bir yıl daha bitiyor
İşte bu kadar duru, bu kadar yalın
bu kadar el değmemiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda her başlangıçta ve her defasında
alır gibi bir başkasını karşımıza
perdeler çekip, ışıklar söndürüp
oturup yatağın içine bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini, ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini
biterken bir yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini

Bir Yılın Son Günleri’ndeyiz yine, Murathan Mungan’ın şiirinde dediği gibi… Şimdi ‘alır gibi karşımıza bir başkasını’ kendimizi sorgulama zamanı. Dürüst müydük kendimize ya da bir diğerine karşı haklı olduğumuzu savunurken; adil miydik her ikisine de? Yeterince sevdik mi,  yoksa korkuyor muyduk kırılmaktan gösterirken sevgimizi; bencil miydik bu yüzden sevdamızda? 

Kime el uzattık yardıma ihtiyacı olduğunda; kardeşim deyip kimin ardı sıra konuştuk? Bir başkasını kabul ettik mi olduğunca; yoksa değiştirmeye mi çalıştık sevdiklerimizi iyilikleri uğruna? Karşı durduk mu kendimize ya da bir başkasına yapılan haksızlığa? Bir saz gibi esnek olabildik mi; sert esen rüzgarlarla eğilip büküldükten sonra tekrar dimdik kalkabildik mi ayağa? 

Verdiğimiz sözleri tutabildik mi kendimize; aldığımız kararları yerine getirebildik mi? Kaç kitap okuyabildik bir yıl içinde ya da sigarayı bırakabildik mi? Bir çocuğa gülümseyip, bir sokak hayvanını besledik mi? Bir ihtiyarın koluna girip karşıya geçirdik mi; yoksa sırf kendimiz için mi üzülüp, dertlendik? Gözümüzün içi güldü mü bir ağaç çiçeğe dururken ya da zamanımız mı yoktu telefondan başımızı kaldırıp bakacak? Uğurlayabildik mi yaşamımızdan gitmek isteyenleri; yoksa nefret, kin ve öfke duygularıyla mı besledik benliğimizi? Ne kadar şimdide yaşadık; geçmişten aldığımız derslerle geleceğe bakabildik mi; yoksa acı veren ne varsa orada mı tutunup kaldık? Ne kadar bildik sahip olduklarımızın kıymetini?

Boş bir sayfa duruyor şimdi karşımızda; yazılmayı bekleyen yepyeni bir yıl… İşte tam da bu yüzden bu günlerde kendimizi yeniden sorgulama zamanı; bilmek ve değişmek için… 

Tallinn – Estonya

Gönlümüzce yaşayacağımız yeni bir yıl dilerken sağlığın değerini ve aslında önem verdiğimiz pek çok şeyin ne kadar önemsiz olduğunu anımsatan bir yılın ardından umalım ki hep birlikte yeni bir bilince sıçramanın sevincini yaşayalım. Sözlerimi Nazım’ın sevgilisine duyduğu özlemi anlatan o büyülü mısralarıyla bitirmek istiyorum…

Güzel günlere…

Bir yılbaşı ağacı karlı bir meydanda Estonya türküleri söylüyor
Telli pullu upuzun bir yılbaşı ağacı
Sen kırmızı sırça topun içindesin
Saçların saman sarısı kirpiklerin mavi
Onu oraya ben astım seni içine koyup
Ak boynun uzundur yuvarlaktır
Kuşkularım kaygılarım sözlerim umutlarım ve okşayışlarımla koydum seni sırça topun içine
Bütün yılbaşı ağaçlarına, bütün ağaçlara, bütün balkonlara, pencerelere, çivilere, hasretlere astım kırmızı sırça topu seni içine koyup

Müge BULUÇ
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları