Antibiyotik Atıkların Doğal Yaşamdaki Tahribatları

İnsanoğlu birçok konuda aşırı tüketimi tercih ediyor. Bunun kısmi bir yararını gördüğünde ise tadını kaçırana kadar devam etmeye çalışır. Bunu hem kendi yaşamında hem de ticari anlamda besicilik yaptığında, besi hayvanlarına yükleme yapmaktan sakınmaz. Yaptığı işin sonuçlarını hesaplamaz. Onun kendinde ve diğer canlılarda yapacağı tahribatları hesaba katmaz. Tek bir hesabı olur. O da kendine sağladığı yararın hesabını yapar.

İnsanların hastalık durumunda kullandığı antibiyotik ve diğer ilaçların dozunu kaçırması veya olur olmaz durumlarda ilaca başvurması durumunda, o ilaçların vücutta tamamen emilmemesi sonucu atık olarak dışa atılması veya fazla gelen ilaçları çöpe atmaları sonucu farklı bir kirlilik yarattığını Doç. Dr Nebile Dağlıoğlunun aşağıdaki tespitlerinden okuyalım:

Doç. Dr. Nebile Dağlıoğlu, ilaç kirleticilerinin içme sularına kadar ulaşabileceğini vurgulayarak, “Çöpten sızan sıvılar yağmur sularına karışarak, göllere hatta içme sularımıza kadar gelebiliyor. Bu ilaçları kullanıyoruz ve idrar yoluyla vücudumuzdan atıyoruz. Atık sularla arıtma tesislerine gidiyor. Biz bunu doğrudan içme suyu olarak kullanmıyoruz ama arıtma tesislerinden de birçok bağ, bahçe bu sularla sulanıyor. Sulanan bu topraktan ve yağmur sularından tekrar bizim içme sularımıza kadar gelebiliyor.

Doç. Dr. Dağlıoğlu, “Bu ilaçlar suda uzun süre kalabiliyorlar. Toprağa da karıştığı tespit edilmiş. Dolayısıyla bir ilacın etkisini belirlemek kolaydır ancak birden fazla ilacın birleşimiyle oluşturacağı toksik etkiyi belirlemek kolay değildir. İnsanlarda hormonal yapıyı bozması, üremeyi etkilemesi gibi birçok olumsuz etkisi var. Çoklu maddeler olduğu için bilmediğimiz etkileri de var. Bölgemizde kanalda yüzen çocuklar da bu sularda çok fazla zaman geçirip, içiyorlarsa bu maddelere maruz kalıyorlar. DNA kırıklarına, kansere neden olabilir, hormonlarını, büyüme aktivitelerini etkileyebilir. Bu durum onlar için de tehlikeli olabilir” dedi.

Aynı sıkıntı besi hayvanlarına uygulanan ilaçlarda da ortaya çıktığını 8. Ulusal ve 2. Uluslar arası veteriner Gıda Hijyeni Kongresi sonuç raporlarında okuyoruz. Ve ilaç atıklarının ve aşırı kullanımının canlılar üzerinde, sularda ve toprak ekosistemindeki etkileri tek tek sıralanmaktadır.

“Ne yazık ki,  hayvanlarda antibiyotik kullanımı süt, yumurta ve et gibi gıda

maddelerinde antibiyotik kalıntılarına neden olabilir. Bu kalıntılar, antibiyotiğe dirençli bakterilerin insanlara transferi, normal bağırsak florasının bozulması, immünopatolojik etkiler,   alerji,  mutajenlik, nefropati, hepatotoksisite, üreme bozuklukları, kemik iliği toksisitesi ve  kanserojenite   gibi  çeşitli  yan  etkilere   neden olmaktadır.  Ayrıca antibiyotik kalıntıları, et ve süt ürünlerinde faydalı mikroorganizmaların gelişmesini önleyerek teknolojik sorunlara da sebep olmaktadır.  İstenmeyen bu etkilerden dolayı, hayvanlarında antibiyotik kullanımını düzenlemek önemlidir.

Hayvansal gıda kaynaklarında; yasal olmayan veya yasal kullanım dozundan daha üst seviyede antibiyotik bulunması gerek teknoloji gerekse halk sağlığı açısından sorunlar oluşturmaktadır. Bununla birlikte antibiyotiklerin beşeri hekimlikte, veteriner hekimlikte ve tarımda kullanımı sonucu dirençli bakterilerin gelişmesine neden olmaktadır.  Hayvansal kaynaklı gıdalarda antibiyotiklerin bulunması her zaman bir risk oluşturmaktadır.

Antibiyotikler çeşitli  yollarla çevreye  bulaşabilmektedir  (Kemper, 2008;  Topal ve  ark.,  2012). Antibiyotiklerin çevreye bulaşması;  ilaç üretim süreci, üretim tesisleri, proses atık maddeleri, kullanılmayan veya süresi dolmuş bileşiklerin bertaraf edilmesi veya gübre ve atıklar gibi çeşitli şekillerde olabilir.

Uygulanan antibiyotiklerin çoğu bağırsaklardan tamamen emilmediğinden, hayvanlar tarafından önemli miktarda antibiyotik (%17-90) doğrudan ana bileşik veya toksik metabolitleri olarak idrar ve  dışkı  ile çevreye yayılmaktadır  (Chee-Sanford  ve  ark.,  2009;  Jayalakshmi  ve ark.,  2017).

Çevreye bırakıldıktan sonra, antibiyotikler çözünmüş bir fazda kolloidler veya toprak partikülleri tarafından  emilerek,  yüzey  ve  yeraltı  sularına  karışarak  taşınabilirler  (Chee-Sanford  ve   ark., 2009).   İdrar ve dışkıyı içeren atıklar, organik madde takviyesi   veya   gübre  olarak   sahaya uygulandıklarında değiştirilmemiş antibiyotikleri ve metabolitlerini içerebilir ve sonuçta bir atık gölüne dönüşürler.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) kullanılan tüm antibiyotiklerin yaklaşık  %80’i esas olarak büyüme teşviki için gıda amaçlı yetiştirilen hayvanlara verilmektedir.  Hayvanlarda antibiyotik kullanımı,  insanlarda kullanılandan yaklaşık üç kat daha fazladır.”(1)

Bu alıntılarda da görüldüğü gibi antibiyotiklerin kontrolsüz kullanılmaları durumunda hem insanların hem de diğer tüm canlıların yaşamında büyük bozulma ve olumsuzluklara neden olabiliyor. Bu maddelerin bir kısmının bile vücutta emilmeden dışarı atılması doğadaki doğal dönüşümler sonucu bir şekilde her tarafa ulaşabilmektedir. Gerek insanların kullandığı aşırı antibiyotik, gerekse hayvanlara fazladan hızlı gelişmeleri maksatlı uygulanmalarından dolayı hem onların etine, sütüne bulaştığı gibi, doğaya bıraktıkları atıklarından da toprağa, suya karışabilmektedir. Toprağa ve suya karışan bu maddeler bitki, sebze ve meyvelere de sirayet ederek, tekrar biz insan ve diğer canlılara ulaşmaktadır. Yani besin zinciri yoluyla biz tekrar onları almaktayız.

Ayrıca partikül madde olarak ta rüzgarın etkisiyle daha fazla alana ulaşabilmektedir. Veya suyun dolaşımı yoluyla yağmur sularıyla tekrar toprağa ve diğer akarsulara karışmaktadır. Onların yarattığı zararları zaten uzmanlarından yukarda aktarmıştık. Bunları tekrarlamaya gerek yoktur. O zararlar yazının içinde yeterince izah edilmiştir. Onun için hem bizler kendimizde uygulamak zorunda kaldığımız antibiyotikleri, hekimin önerisi dışına taşırmadan kullanmak, yanı sıra bunların fazlasını ise çöpe atmadan onları bertaraf edilecek kurumlara aktarmalıyız. Gerekse de besicilerin ve diğer tüm hayvan besleyenlerin de bu tür ilaçları veteriner Hekimlerin önerilerinin dışına çıkmadan, kararından uygulamalı, fazlasını doğal ortama atmamalılar. Bu konu çok önemlidir. Çünkü çöpe atılan antibiyotikler yağmur ve kar sularına maruz kaldıklarında çözünerek sulara ve toprağa nüfuz etmektedirler.


(1)- 8. Ulusal ve 2. Uluslar arası veteriner Gıda Hijyeni Kongresi. 24/27 Ekim 2019 ANTALYA

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları