Yaşayan kayalar: Bu kayalar öylece durmuyor, yıllardır büyüyor


Romanya’daki “yaşayan kayalar” bildiğimiz kayalara hiç benzemiyor. Çünkü onlar, diğer kayalar gibi yerlerinde durmak yerine zaman içerisinde büyüyor ve hareket ediyormuş gibi görünebiliyor.

Küçük Romanya kasabası Costești, eşi benzeri olmayan bir kaya grubuna ev sahipliği yapıyor. Kayaların tipik hareketsiz yaşamıyla yetinmeyen bu şişkin kayalar, yavaşça içlerini dışarı sızdırıyor, hatta canlıymış gibi büyüyüp hareket ediyormuş gibi görünebiliyor. Trovant olarak bilinen bu tuhaf jeolojik yapıların aynı zamanda “yaşayan kayalar” olarak adlandırılması, tam da bu yüzden şaşırtıcı değil.

Trovanları araştıran bilimsel çalışmalar yok denecek kadar az, ancak bu garip kayalar yıllar içinde çok sayıda jeolog ve turistin ilgisini çekti. Bu yuvarlak kayalar, Romanya’nın başkenti Bükreş’in kuzeyindeki bölgede çok sayıda yerde bulunabiliyor.

Bu kayalarla ilgili bazı tartışmalar olsa da, trovanların, sert dış kum katmanlarına sahip kumtaşı blokları olduğu düşünülüyor. Bu bloklar etraflarındaki kayalardan daha sert ve bu nedenle çevredeki daha yumuşak ana kaya aşındığında yer yüzüne çıkabiliyor.

Kayanın üzerine yağmur yağdığında, yağmur suyu betonun mineral içeriğiyle reaksiyona girerek iç kısımlarının dışarı sızmasına ve kayanın genişliyor gibi görünmesine neden oluyor.

Tabii ki burada jeolojiden bahsettiğimiz için, bunun aslında gerçekten çok yavaş gerçekleştiğini belirtmemiz gerekiyor. Kayaların 1.200 yılda 5 santimetreden daha az “büyüdüğü” tahmin ediliyor. Yani bu olayı bir hızlandırılmış video çekimi ile kaydetmek pek mümkün değil.

Buila-Vanturarita Ulusal Parkı’nın eş yöneticisi Florin Stoican 2010’da Radio Romania International’a “Trovantlar temelde oval veya küresel şekildedir, ancak çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilirler” demiş ve eklemişti: “Geçmişleri oldukça basit. Yedi milyon yıl önce, bugünkü taş ocağının olduğu yerde bir delta vardı. Bu delta, tarih öncesi bir nehir tarafından kıtanın dört bir yanından toplanan ve taşınan çökeltiler, özellikle kumtaşı ve silttaşı içeriyordu. Akabinde çeşitli mineral maddeler eriyerek bu çakıl ve kum havzasında dolaşan çözeltiler haline geldi.”

Stoican’ın sözleri şöyle devam ediyordu: “Bu mineraller çimento görevi gördü ve çeşitli tortul parçacıkları birbirine yapıştırdı. Bugün, çeşitli bileşimlere sahip trovantlar var. Bazıları kumtaşından, diğerleri çakıldan yapılmıştır. Jeolojik terminolojide, kumtaşı ve konglomeralardan yapılırlar.”