Sorumlu kim? 

Yaşanılan deprem felaketleri, Türkiye’nin bir deprem bilincinden, bilgisinden, kültüründen, eğitiminden, teknolojik donanımı ve örgütlenmesinden yoksun olduğunu göstermiştir. Doğal bir afeti felakete dönüştüren asli unsur, insani bir nesne haline getiren, insani ve sosyal amaçlı hiç bir yaklaşıma sahip olmayan sermayedevlet ve hükümet politikalarıdır. Kapitalizmin “daha fazla sömürükar ve talan” politikaları doğrultusunda kent toprakları yağmalanmıştır.    

Savaşın ve çökertilen tarımın yarattığı zorunlu göç dalgası, ucuz işgücünün yarattığı katmerli sömürü, artan işsizlik ve yoksulluk büyük kentleri kuşatmıştır. Aktif fay hatları, dolgu ve heyelan alanları, dere yatakları ve taşkın alanları, tarım topraklar, nehir deltaları, deniz doldurularak elde edilen alanlar gerekli bilimsel araştırmalar göz ardı edilerek yapılaşmaya açılmıştır. Bu alanlar üzerine sanayi, konut, karayolu, tünel, viyadük, köprü, enerji santralleri kurulmuştur. Kentsel yerleşme ve yapılaşma politikaları, toplumsal ihtiyaçları, sağlıklı yaşam standartları temel alınarak değil, sermayenin çıkarlarına göre oluşturulmuş ve böylelikle yaratılan çarpık kentleşme depremi felakete dönüştürmüştür.    

Depremin yarattığı sorunları felakete dönüştüren bu sömürü, soygun ve yağma düzenidir. Sorumlu olan, her şeyin günü kurtarmaktan ibaret sayıldığı, aklın, iradenin, bilimin tümüyle geçersiz ve işlevsiz kılındığı, insani erdemlerin köreltildiği, toplumsal heyecanın, dayanışma ve paylaşım duygusunun ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, doğa olaylarının yol açtığı felaketlerin “takdir-i ilahi” olarak yorumlandığı kapitalist sistemdir. Emperyalizmden, sermayeden, devletten bağımsızı olmayan sistem partileri ve onların politikalarıdır. Sorunun siyasal, sosyal, ekonomik, etnik, kültürel, inançsal, etik vb. çok yönlü boyutu itibariyle esas hedefimiz sistemin/düzenin kendisi ve siyasal kampanyalar yoluyla teşhiri olmalıdır.  

Halkın kendi geleceğine ve yaşam hakkına sahip çıkma meşruiyeti temelinde sürdürülecek bu kampanyalar yoluyla felaketin halk arasında yarattığı sosyal dayanışma ve yardımlaşma bilinci, sosyal ve siyasal reflekse dönüştürülebilir. Unutmayın ki, doğal deprem yıkar, kapitalizm ve emperyalizm öldürür, sosyal ve siyasal deprem ise, demokratik değişimin ve dönüşümün yolunu açar.   

 

Şaban İBA
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları