Ruhsatlandırılmış Maden Sahaları, Yok Edilmiş Canlı Yaşam Alanlarıdır.

TEMA’nın Muğla ili için gündeme getirdiği maden ihale sahaları ile ilgili açıklamaları iyi bir gündem oluşturdu. Belki geçici bir geri çekilme sağlasa da, sermaye için bu işten vazgeçmeleri düşünülmemelidir. Hükümetler bu tür girişimleri yıllardır yapıyor ve sermaye çevrelerine ülkenin tüm zenginlikleri peşkeş çekilirken, doğal varlıklar, tarihin ve uygarlıkların izleri hiç dikkate alınmıyor. Ve bu tür ihalelerle bu güzel yurdumuz talan edilirken tarihi hafızası da bu yolla yok edilmektedir. Bitki çeşitliliği, hayvan çeşitliliği ve endemik türlerin yok edilişi hiç dikkate alınmıyor.

Ülkemiz Orman varlığı bakımından 193 ülke arasında 103. Sırada yer almaktadır. Yani orman varlığımız % 29 cıvarlarındadır. Bu oran AB ülkelerinde % 43 düzeyindedir. Ancak bu son tahribatlar, yangınlar ve madenler için yapılan traşlamalar hesaba katılırsa bu yüzdelik oran bir veya iki puan daha aşağı düşebilir. Kısaca ülkemiz orman fakiri bir ülke de sayılabilir. Ancak Muğla ili Orman varlığı bakımından ülkemizde ikinci sırada bulunmaktadır ve ilin % 68’ine yakın bir alanı ormanlık alandır. Ve ilin % 59’una maden ruhsatı çıkarılıyorsa, bu orman varlığının da büyük çoğunluğunun yok edilmesi anlamına gelmektedir. Zaten Muğla ili Taş ve Mermer ocakları ile büyük bir yıkım yaşamıştır. Son verilere göre sadece 200 civarında Mermer ocağı olduğu görülüyor. Bunun yanında kömür ve diğer maden yataklarındaki işletmelerin varlığı yeterince çevreye zarar vermektedir. Bu işletmelerden üretilen kömür ile üç tane Termik santral çalışmaktadır. Enerji Atlasının verilerine göre Muğla ilinde Kömürle çalışan üç termik santralin dışında, ön lisans almış bir Kömürlü Termik santral daha var. RES olarak 6 adet Rüzgar Enerji Santrali kurulu durumda, yapım aşamasında olan 3 adet RES daha var. 2 adet RES için ise Ön Lisans alınmıştır. Güneş Enerji Santrali olarak ise şu anda 10 adet üretimde, 1 tane GES’te yapım aşamasında ve 2 tane GES için ise Ön Lisans alınmıştır. Gerek RES’ler ve gerekse GES’ler ya Ormanlık alanlarda, yada tarıma elverişli alanlarda kuruluyorlar. Bunların çevrede yarattığı olumsuzluklar, maden sahaları ile birleştirilince geriye pek te kullanılacak tarım alanı ve Orman yeşil örtüsü kalmayacaktır.

Sahillerinde Turizme açma bahanesiyle yaşatılan yağma da eklenirse geriye bir şey kalmayacaktır.

Aynı durum komşu ili Aydın için ise JES’ler için parsellenmiştir Aydının % 85’i jeotermal Enerji için Ruhsatlandırılmıştır. Ve birçok ruhsat önceden verildiği için santraller kurulmuş ve Aydının tarımsal üretimine büyük oranda zarar verdiği ortaya çıkmıştır. Aydın ilinin ise % 40 ormanlık alan olarak biliniyor. Geri kalan alanlar verimli tarım alanlarıdır. Ancak maden için ruhsatlındırılan alanlarda hem ormanlık alanlar, hemde 1. Derece tarım alanları bulunmaktadır. Bu tür ruhsatlandırmada, alanın verimliliği veya endemik türlerin oluşu, flora ve faunasının olumsuz etkilenmesi, tarihi kalıntılar ve geçmiş uygarlıkların izleri dikkate alınmamaktadır. Bunlar dikkate alınmadan yapılmış ve yapılacak bu ihaleler bu illerde yaşam alanların büyük oranda olumsuz etkileyecektir.

Aydın il bazında zaten ormanlık alanlarda RES’lerin yapımında orman büyük oranda tahrip edilmektedir. RES’ler için yol ve RES kurulum alanlarındaki tüm Orman ürünleri traşlanıp yok edilmektedir. Yanı sıra GES sorunu var. GES’ler ise daha çok zeytinlik alanların bir şekilde vasfı değiştirilerek GES tarlasına dönüştürülmektedir. Bunu ise GES’i yapacak şirket, önce zeytinlik sahibine, zeytinleri kestirip, zeytinlik vasfını düşürüp, sonra satın alarak GES’i oraya konduruyor. Kısaca gerek enerji üretimi için gerekse maden çıkarma bahanesiyle Aydın ovasıyla dağıyla yağmaya açılmış durumdadır. Çevre örgütlerimizin mücadelesi ise bu açgözlü patronları durduramamaktadır. Onlar her şekilde yasaları yok sayarak veya arkadan dolanarak, yada yeni isimlerle alana çıkıp tahribatlarını yapmaktadırlar.

Aydın’da Enerji Atlasına göre 28 adet JES faal çalışıyor. Yapım aşamasında 1 adet JES var. 8 adet ön lisans alan ve 1 adette planlanan jes bulunmaktadır. GES’ten ise 12 adet faal yapılmış 5 adette yapım aşamasında. RES olarak ise 9 adet faal yapılmış, üretim lisansı alan 3 adet ve ön lisansı alan 1 adet RES bulunmaktadır. Faal olarak üretim yapan santrallerin 12’si Lisanssız üretim yapmaktadır. Bu adı geçen santraller bulundukları alanı tahrip eden ve çevresine zarar verecek bir şekilde kurulumu yapılmaktadır. Böyle giderse bu iki ilimizde yaşam alanları hızla azalacak ve yaşamın devamı daha da zorlaşacaktır. Buna seyirci kalınmamalı ve her türlü mücadele yolu denenmekten kaçınılmamalıdır. Yaşam hakkı en kutsal haktır. Yaşam olmadan ekonomik yatırımda olmaz…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları