Kadınlar ve Savaşlar


Savaşın ortasında, binlerce ölünün ortasında “Dünya Kadınlar Günü” kutlanıyor. Yalnız savaş mı, bu duygusal olarak gittikçe soğuyan ve katılaşarak dönen dünyanın her yerinde pıtrak gibi çoğalan bireysel erkek şiddeti de var. Eli kanlı erkekler ve ölü kadınlar. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2021’in veri raporuna göre sadece Türkiye’de erkekler tarafından 280 kadın öldürüldü, 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Sokak ortasında, apartman girişlerinde, evinin önünde ve evlerinde. Neresi olursa. Kurbanını nerede kıstırırsa işini bitiriyor. Silahla, bıçaklayarak, döverek, yakarak, balkondan atılarak.

Sonra…

Kadın mezara. Azılı katil kravat taktığı için iyi hal indirimi. Hop tekrar başka bir kadının başına debelleş olmaya. Bu sarmal böyle devam eder gider. Nereye kadar? 

Savaşlar ve cinayetler…

Erkek şiddeti.

Gerçekten de, saldırganlık ve şiddet genellikle erkek sorunları olarak kabul edilir. Bu dünyada, bu yaşlı dünyamızda bunu yadsıyacak bir kişi bile bulamayız. Tabii ki bunun genetik, psikolojik, sosyoekonomik, demografik yapılanma, politik nedenleri var. Ancak bütün bunlara ilaveten bu öldürücü şiddet eğiliminin beyinde özellikle erkek beyninde merkezi olduğu yapılan fare deneyleri ile gösterilmiştir.  Yani ilkel hayvan beynimizde bu saldırganlık ve şiddet merkezi var. Ama mesela vicdan merkezi yok. Eşitlik anlayışı merkezi yok.* İnsana saygı merkezi yok. Çünkü bunlar insani duygular ve üst beyin yani insan beyni ile öğrenilen şeyler. İnsan beyinsel ve duygusal olarak geliştikçe ilkel beynimiz güdükleşir. Ve biz daha çok “insan” oluruz. İnsan oldukça da bu bireysel ve kolektif saldırganlığımız azalacak. İnsan olan erkekler, kadınlara, gücünün perspektifinde değil, vicdan, sevgi ve sorumlulukla bakacaklar.  İnsani toplumlar savaş düzenini yıkıp atacaklar. Daha eşit, daha özgür ve daha insana yakışır bir dünya olacak yeryüzünde. Umarım öyle olur. 

Bu yaşadığımız dünyada bu şiddetin kol gezdiği dünyada kadınlar günü kutlaması olmaz olsa olsa yas günü olur diyecektim ki Tuğçe Tuğran’ın satırları çıktı karşıma: 

Bombalar düşüyor bir yanda, bir yanda cemreler. Umudun ve savaşın hep yan yana yürüdüğü bu dünyada kadın olmak, yıkımın asla durmadığı yerde ayakta kalmanın hikâyesidir. Kudretli korkakların altında ezilirken gülümseyen herkesin günü kutlu olsun.”

Gülümsedim. Dünya da gülümsedi. 


*https://www.medicalnewstoday.com/articles/307517

Feride Cihan Göktan
Latest posts by Feride Cihan Göktan (see all)