back to top
Ana Sayfa Haber Uğur Mumcu Cinayeti: Devlet Söz Verdi, Dosya 33 Yıldır Karanlıkta

Uğur Mumcu Cinayeti: Devlet Söz Verdi, Dosya 33 Yıldır Karanlıkta

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun 1993’te Ankara’da bombalı saldırıyla öldürülmesinin üzerinden 33 yıl geçti; tetikçilerden biri hüküm giydi, biri firarda kaldı, ancak cinayetin arkasındaki azmettirenler hâlâ yargı önüne çıkarılmadı.

Bir Cinayet, Bir Dönem

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara Çankaya’daki evinin önünde aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Cinayet, 1990’lı yıllarda Türkiye’yi sarsan siyasi suikastlar zincirinin en kritik halkalarından biri olarak kayıtlara geçti.

Cinayetin ardından dönemin siyasal ve bürokratik yöneticileri, Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’ya dosyanın aydınlatılacağına dair “namus sözü” verdi. Ancak bu sözler, ilerleyen yıllarda faili meçhul geleneğinin bir parçası olarak tarihe geçti.

“Bir Tuğla Çekilirse Duvar Yıkılır”

Soruşturma sürecinde dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın Güldal Mumcu’ya atfedilen “Bir tuğla çekersem duvar yıkılır” sözü, cinayetin arkasındaki olası devlet içi bağlantılara dair en çarpıcı ifadelerden biri oldu.

Dönemin Ankara DGM Savcısı Ülkü Coşkun’un, “Bu işi devlet yapmıştır, siyasi irade isterse çözer” şeklindeki sözleri ise, yargının sınırlarını ve siyasal iradeye bağımlılığını açık biçimde ortaya koydu.

Tetikçilere Ulaşıldı, Zincir Koptu

Cinayete ilişkin ilk somut ilerleme ancak 2000 yılında, Hizbullah’a yönelik Beykoz operasyonunda ele geçirilen dijital materyallerle sağlandı. Bu belgeler, Selam Tevhid yapılanmasına ve Mumcu cinayetinin tetikçi kadrosuna ulaştırdı.

Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel yakalanarak yargılandı ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Mahkeme kararlarında, örgütün İran’da eğitim aldığı ve ideolojik motivasyonla hareket ettiği vurgulandı.

Firari Fail, Kayıp Azmettirenler

Cinayetin bombacısı olduğu belirlenen Oğuz Demir ise 30 yılı aşkın süredir firari. Hakkında kırmızı bülten ve yakalama kararları bulunmasına rağmen Demir’e ulaşılamadı. Son olarak Avustralya’da yaşadığına dair bilgiler mahkeme dosyasına girdi.

Ancak asıl kritik soru, cinayeti kim ya da kimlerin azmettirdiği noktasında yanıtsız kaldı. İran bağlantıları, istihbarat ilişkileri ve siyasi arka plan hiçbir zaman kapsamlı biçimde soruşturulmadı.

UMUT Davası Ve Cezasızlık

UMUT Davası kapsamında Mumcu’nun yanı sıra Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri de aynı çerçevede ele alındı. Buna rağmen dava, azmettirenlere uzanmadan, tetikçi düzeyinde sınırlandı.

22 Eylül 2025’te görülen son duruşmada tanık olarak dinlenen Mehmet Ağar, kendisine atfedilen sözleri reddetti. Mahkeme, firari sanık Oğuz Demir’in yakalanması için yeniden müzekkere yazılmasına karar vererek davayı 9 Şubat 2026’ya erteledi.

Yanıtlanmayan Soru

33 yıl sonra Uğur Mumcu dosyasında değişmeyen gerçek şu:
Failin biri cezaevinde, biri firarda; azmettirenler ise hiç yargılanmadı.

Bu durum yalnızca bir cinayetin değil, Türkiye’de devlet, yargı ve cezasızlık ilişkilerinin de özetini sunuyor.


Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.