Çobanlara ve Sürülere ve Çoban Köpeklerine Dair

Çok eskilerden kralların ve peygamberlerin mesleğiydi çobanlık. Avcı toplayıcılığı terk edip toprağa yerleştikten sonra, keçiye, koyuna, ineğe hizmetkar olmayı ve bununla övünmeyi keşfetti soyumuz. Elbette sürüler, keçilerden, koyunlardan ve ineklerden ibaretti o zamanlar. Henüz sürü olup güdülecek kadar çoğalmamıştı insan soyu. Bunun olması için medeniyetlerin oluşmasını beklemek gerekti. Çoban olmak övgüsünün en büyüğü de krallara ve peygamberlere düşüyordu kuşkusuz. Şimdilerde bazı yerlerde siyasetçiler taşıyor bu övüncü. Ne var ki, sürüler ve çobanlardan söz eden bu nevzuhur spekülatif çobanlar, hiç hakiki çobanlık yapmamışlardır muhtemelen. Çobanlık yapmış biri olarak sürünün ve çobanın hakikatinden söz etmek isterim bu yüzden.

Her ne kadar sürü ve çoban ilişkisinde irade tek taraflı olsa da çobanlık mesuliyet isteyen bir meslektir yine de. Hasta bir kuzuyu sırtında taşımak gerekebilir sabaha kadar. Çobanın iradesi, sevgisi, merhameti ve uyanıklığı sürüyü bir arada tutar. Çobanlık etmiş biri olarak, bu merhameti bilirim; sürü merhameti, sürü sevgisi!

Sürüsüne değer verir bütün çobanlar, en yeşil otlaklarda, en soğuk suların başlarında beslemek isterler, iyi bakarlar sürülerine. Sürü sahibi olan hangi çoban besili koçlar, memeleri sütle dolu koyunlar, inekler istemez ki? Sürü değerlidir ve besili bir sürüdür bir çobanın övüncü.

Topal, hasta ve çelimsizlerin yanında yaramazları, haylazları başına buyruk olanları vardır sürünün içinde, özellikle de keçiler. Sürünün ittihat ve terakkisini bozar bunlar. Sürüyü bölmek parçalamak isterler. Onlar, benim gibi iyi ve adil bir çobanın gözünde haramiler ve bölücülerdir. Sürünün birlik ve beraberliğini bozmaya, sürünün yasalarını çiğnemeye yeltenen, iman ve ahlak değerlerini hiçe sayan bu hainler yok edilemiyorsa terbiye edilmelidir.

Sen keçene uzanmış yıldızları seyreden gözlerin kapanıp uyumanı beklerler, uyuduğundan emin olunca da harekete geçer, kaldırır sürüyü götürürler. Uyanırsın ki sürü yok yerinde. Bu yüzden uyanık olmalı çoban. Akıldan mahrum sürü, akılsız bir haylazın peşinden çekip gider. Muhbirler edinmelisin haylazların en haylazından. Bağlamalısın haylazları, bozguncuları. Öyle yapıyordum ben de. Uyumadan önce, yerinde durmak bilmeyen özgür ruhlu keçiyi ayağından bağlardım bir koluma. Harekete geçince kolumdan çekip uyandırırdı. Engel olurdum böylece sürünün dağılmasına sürünün en haylazları sayesinde.

Sürüde uyum olmalı, nereye güdülmek isteniyorsa oraya yönelmeli, körü, topalı, aykırısı, isyankarı olmamalı. Homojen, tek tip bir sürüden daha iyi bir şey yoktur bir çoban için. Bu yüzden çobana külfet gelse de besili ve uyumlu bir sürünün bekası için körü, topalı, çelimsizi, uyumsuzu gözden çıkarmak gerek.

Ancak her şeye rağmen çoban da bilir ki sürü olmaktan daha aşağılık bir hal yoktur, yine de iktidarını bu aşağılık sürü üzerinde sürdürerek huzur bulur. Evet, sürü aşağılıktır ama sürünün haberi olmamalı bundan. Çobanın sürüye sevgisi ve merhameti ve çoban köpeklerinin erdem ve fazileti engeller bu haberdar olma riskini. Çobanın sevgisiyle ve çoban kopeklerinin erdemiyle mutludur sürü.

Sürüye durumunun aşağılık olduğunu değil, erdem olduğunu aşılamak lazımdır. Nedir sürünün ahlakı ve erdemi; itaat ve uyum. Çoban köpekleri yapar bu erdem ahlak ve fazilet taşıma işini. Köpek hayvanlar arasında en erken biat edenidir, biat ona bir saltanat getirmediyse de sadık bir mümin olmak hayatta kalmasını sağladı. Yoksa onun da soyu tükenmişti çoktan. Çobanlar sevdi onu çünkü sadık bir mümin olmanın etinden daha değerli olduğunu kanıtladı çobanlara.

Çoban köpeklerinin görevi yücedir. Erdemin gerekliliğini hatırlatırlar sürüye, bu yüzden sürünün ahlakının korucularıdır onlar. Filozofları, psikologları, psikoterapistleri, aydınlarıdır onlar sürünün. Uyumsuzluğun sürü ruhuna aykırılıktan doğan kişisel bir günah olduğunu vaaz ederler. Egonun, süperegonun, nefsin oyununa gelip, saldırmamalı sürünün kutsal değerlerine. “Seni güdüleyenin bencil hazların olduğunu biliyorum ve bu yüzden, arada nefsine yenik düşüp bir yeşil ot tutamının peşinde sürünün dışına doğru uzanmana ses etmiyorum. Seni bunun için cezalandırmam ama sürünün kutsal medeniyetine isyan etmemen için sınırlandırıyorum senin doğanı ve güdülerini. Yoksa barajları yıkar, sürü medeniyetini yerle bir edersin sen” der bilge çoban köpeği. Sürünün selametidir tüm çobanların ve çoban köpeklerinin ortak düşüncesi.

Sürüden olmanın huzuru bambaşkadır bu yüzden. Arada sağındaki solundakiyle kavgaya tutuşsan da yanındakinin çöktüğü taze ot tutamını kıskanıp isyan etsen de sürüden olmanın saadeti yeter yine de. Çünkü sürü, sorumluluğun diğerlerinin sırtında olduğu sorumsuzluk halidir, sürü vicdan rahatlığıdır. Vicdanen huzursuz olmak isteyen biri sürüden ayrılmaya kalkışır ancak. Sürüden ayrı düşen hala sürüdendir ama sürüden ayrılan bir delidir. Deliliğin manası yok. Hem zaten herkes çoban olmayacağına göre sürüden olmaktan öte ne var ki.