Bir onur direnişinin hikayesi


Ey sınanmadıkları iftiraların evliyalığını taslayan hükümsüzler!

Ey toplumsal mücadelenin en önlerinde koşar gibi yaparken, kendilerinden dayanışma bekleyen bireylerin acısına kör bakan biçimsizler!

Ey Alevilik adına konuştuğu iddiasıyla kadim Alevilik değerlerini kirletenlere göz yuman düşkünler!

Ey dilsizler!

Aranızdaki kimliği belirsiz bazı karanlık şahısların kurduğu “Alevi Haber” isimli şer odağının, herhangi bir kirli amaçla hedef aldığı herkese ve her kuruma karşı işlediği insanlık suçları karşısında, mafyanın “omerta” denilen suskunluk yasası gibi sergilediğiniz ortak suskunluğun, yüz kızartıcı bir suç olduğunu haykırmak istiyorum sizlere!..

İnsan, kendi içindeki zalimlere ve hainlere de tepki gösterdiği kadar insandır.

Kırılan kolu yen içinde bırakmak; örtbas edilen suçların, uzun vadede bütün toplumu çürütmesine yol açar.

Zalimler, mazlumların suskunluğu sayesinde zulümlerini büyütürler ve bu şekilde onları da otomatikman suçlarının ortağı kılarak kendilerine benzetirler.

Mevzubahis şer odağının en büyük hedefi olduğum günden itibaren kurumlarınıza, benden önce Aleviliği kirleten bu iblislere dur demeleri için çağrıda bulundum; sitenin gerçek isimli bazı yazarlarına durumu anlattım; hepsi kulaklarını tıkayarak zulme seyirci kalıp suç ortağı oldular.

Ulaşabildiğim birkaç etkili ve yetkili Alevi bireyin söyledikleri sayesinde bu akıl ve vicdan dışı tutumun nedenini öğrendiğimde ise, kulaklarıma inanamadım!

Tamamı, söz birliği etmişçesine diyordu ki: “Biz o sahtekârların ne olduklarını ve maksatlarını çok iyi biliyoruz. Sizin kadar olmasa bile bize de çok pislik yaptılar; ama isimlerini gündeme getirmemek adına görmezden gelme kararı aldık. Sizin de öyle yapmanızı tavsiye ederiz.”

Evet, bizzat ulaşabildiklerim böyle dedi; çağrımı dolaylı yoldan ulaştırabildiğim -AAFB gibi- büyük büyük kurumların resmî ve sözde onursal başkanları ise, aracı olan dostlara “tek tek kişilerin sorunları ile ilgilenmediklerini” söyleyerek derdime sırtlarını döndü ve kontra Alevi Haber çukurunun sisler ardındaki kirli karanlık figürleri, yoğunlukla şahsıma yönelik olmak üzere canlarının istediği herkese karşı işledikleri suçları, bu suskunluktan aldıkları güçle giderek azgınlaşarak devam ettirdiler.

Taa ki aynı azgın ahlâksızlıkla hedef aldıkları Sayın Tamer Dursun ile dayanışarak, haber sitesi kisvesinin arkasında birilerinin şahsi kinlerinin taşeronluğunu yapan bu tetikçi linç çetesine karşı birlikte savaş açmamıza kadar…

Bu onur mücadelesine giriştiğimizde kimlerin kimlerin o benamuslar tarafından hedef alınıp da kıllarını kıpırdatmadıklarını gördüğümüzde şok geçirdik. Ne umursamazlıkla ne korkaklıkla açıklanabilecek olan bu insan onuruna aykırı tepkisizlik, utanç vericiydi.

Biz o utancı, herkesin adına yerden kaldırdık.

Savaşımızın sosyal medya ayağında aklıselim ve vicdan sahibi Alevilerin farkındalığını sağlamakla birlikte; bugün, bu ülkede nadir rastlanan hakkaniyette hukuk zaferleri de elde etmiş olmamızın mutluluğunu yaşıyor; aynı zamanda da mafya gibi omerta yemini etmiş bulunan suskun suç ortaklarının sergilemediği erdemi sergilemiş olmanın büyük gururunu taşıyoruz.

Değerli ortak avukatımız, bundan yaklaşık on gün önce Tamer Dursun hakkında yayınlanan iki adet iftira yazısına erişim engeli getirtmeyi başardı. Benim hakkımda yayınladıkları ve 20 tanesi, tam on beş aydır o çukurda duran tam 21 adet -yazı demeye dilimin varmadığı- pisliğe de bugün engel kondu. Hepsi şeytanın dahî aklına gelmeyecek yalanlar ve iftiralar içeren, isnat edilen suçlara dair en ufak bir delil sunulmadan servis edilen, ancak dünyanın en ahlâk yoksunu insanları tarafından uydurulabilecek iğrençlikte söylemlerle dolu o çöpler, bugün itibariyle yayından kalktı.

Ben kendi adıma, başta yol arkadaşım Tamer Dursun ve sevgili avukatımız olmak üzere bu süreçte bana müthiş bir feraset ve cesaretle destek veren sayısız -çoğu Alevi- değerli dostuma ve Sayın Menderes İnanç’a bütün kalbimle teşekkür ediyor; kazandığım onur ve hukuk mücadelesini onlara hediye ediyorum. Çünkü o erdemli insanların da bazıları, mağdurun yanında durmalarının bedelini, Alevi Haber çukurunda en ahlâksızca yaftalarla teşhir edilip hedef gösterilmek suretiyle çok ağır bir şekilde ödediler.

İş bu nedenledir ki benim kazandığım onur zaferi, aynı zamanda onların da zaferidir; hepimize kutlu mutlu olsun.

Hayatlarının her noktasında “Susma sustukça sıra sana gelecek, zulüm karşısında susmak suça ortak olmaktır, haksızlığa seyirci kalmak dilsiz şeytanlıktır” vb gibi büyük büyük sloganlar atarken, reel hayatlarında bu erdemli duruşların yanından bile geçmeyen düşkünlere ise diyorum ki:

Tesadüfen ezilen bir halkın içine doğmuş olmanız, sizi asla otomatikman değerli bir insan yapmıyor. Değerli insan olmanın en birinci koşulu, düşmanınız dahi olsa haksızlığa ve zulme uğrayan kişinin yanında durmanız; kapınıza sığınan hiç kimseye sırtınızı dönmemenizdir.

Beni Aleviliğin hak kapısından kovdunuz. Zalimin mazluma yapabileceği en büyük kötülük, onu kendine benzetmektir. Öyle gözüküyor ki benzemekle de kalmamış, solda sıfır bırakmışsınız zalimleri… Çok yazık.

NE OLMUŞTU:

Ben bundan 15 ay önce, suretinden hırs ve haset akan “isli puslu” bir Alevi kadının tetikçiliği sonucunda “Alevi düşmanlığı yaptığım” iftirasıyla linç edildim.

Birçok “candaşı” gibi, bütün varoluşu inanç asalaklı üzerine kurulu bulunan o sözde gazeteci kadının, Alevilerle ilgili -içinde en ufak bir düşmanlık ibaresi bulunmayan- bir fikir yazımı öven sayfa arkadaşlarıma “yalakalar” dediği için kendisini sayfamdan atmamın kiniyle kaleme aldığı intikam yazısında beni “Alevi düşmanlığı yaptığım” yalanıyla hedef göstermesi sonucunda, Alevi Haber denilen çukurda tam 21 adet itibar cellatlığı yazısıyla teşhir edildim; en belden aşağısından iftiralara uğradım; ağır tehditler aldım; insanın insan için uydurabileceği en iğrenç ve şeytanî söylemlerle yaftalandım; vahşice incitilip, karalandım. Kedimi yaktığım gibi korkunç bir yalan uyduracak; çocuğumla olan bir fotoğrafımızda, suratımın üzerine “kötü bir anne” yazarak ikimizi birden teşhir edecek kadar insanlıktan çıktılar.

Alevi Haber çukurunun arkasındaki çakma isimli ödlek gölgeler bununla da yetinmediler; benim adıma internet üzerinden sahte bir fan sayfası açarak, sözde haber sitelerinde işledikleri insanlık suçlarının bin mislini oraya taşıdılar ve düne kadar aylarca da orada yaşlı ve hasta annemi dahi dillerine dolayarak itibarıma, hatta hayatıma kast etmeye devam ettiler.

Ölüm oruçlarına dair yazdığım eleştirel yazılarım nedeniyle bana kin güden malum kesimin, yıllar içinde saygısızlıkları yüzünden sayfamdan attığım yüzlerce kindarın ve hepsi birbirinden habis ruhlu olan kifayetsiz muhteris şahsi düşmanlarımın oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni’nin zebanileri; “herkesin ucuz tetikçisi” Alevi Haber sitesinin, asla gerçek kimlikleri ile ortaya çıkacak yürekleri bulunmayan ödlek editörleri ve yazarları sayesinde bana tam on beş ay boyunca internet âleminin gördüğü en zalimce ve ahlâksızca sanal şiddeti uyguladılar. Üste bir de sergiledikleri insanlık suçlarının isyanıyla ettiğim dibine kadar haklı küfürler yüzünden, sanki ben bunlara durduk yere saydırıyormuşum gibi adımı “küfürbaza” çıkardılar.

Bugün itibariyle, yayınladıkları iftira yazılarına erişim engeli getirildi. Adıma açtıkları, sayısız yalan, hakaret, iftira ve aşağılama ile dolu sahte forum sayfası ise, zaten son süreçte Tamer Dursun’un ismini de o pisliğe eklemlemeleri sayesinde, onun benden önce açıp kazandığı davaların uzantısı olarak bunların elinden çıktığı resmen tespit edilip, üç gün önce mahkeme kararı ile kapatılmıştı.

Durum bundan ibarettir. Elbette ki sadece kötülükten beslenen habis ruhlar, kirli karanlık misyonlarının gereğini yerine getirmeye devam edecekler; ama biz de yaşadığımız sürece onların karşısındaki onurlu direnişimizi sürdüreceğiz.

Ya siz?

Rabia MİNE