Ankara Katliamı

10 Ekim 2015, günlerden Cumartesi, saat 10.04’ü gösteriyordu. Ani bir patlama ve ardından gelen çığlıklar. Ortalığı cehenneme çevirmişti burjuvazinin emrindeki AKP ve ABD destekli IŞİD militanları… Üç saniye arayla 2 patlama gerçekleşti. Yer Altındağ ilçesi, Ulus semti, Ankara Garı Kavşağı. Türkiye tarihinde görülebilen en ölümcül bombalı intihar saldırısıydı. Katliama imza atanlar da kandırılmış, beyinleri yıkanmış gençlerimizden başkası değildi. Yunus Emre Alagöz ve adı açıklanmayan diğer saldırgan. Saldırı sonucu 102 kişi öldü, 391 kişi yaralandı.

10 Ekim günü demokratik kitle örgütleri, Siyasi partiler DİSK, KESK, TTB, TMMOB, EMEP, SDGF, HDP, CHP milletvekillerinden bazıları ve birçok sivil toplum örgütünün katılımı ile “Barış Mitingi” adı altında bir eylem gerçekleştirildi. Oysa yürüyüş henüz başlamadan alana kortej halinde ilerleyen grupların bulunduğu Tren Garı kavşağında 3 saniye arayla 2 patlama gerçekleşti. Patlamanın ardından ambulanstan önce polis meydana ulaştı. Meydanı boşaltarak yaralılara muhtemel ilk yardımı bilinçli ya da bilinçsiz engelledi. Yaralılara yardım etmek isteyen katılımcıların üzerine tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti. Bu da olası yaralıların kurtulması yerine ölüme terk edilmesine sebep oldu. Çünkü Türk Tabipler Birliği mensupları ve sağlıkçıların müdahale etmesine engel olundu. Saldırının hemen ardından sanki önceden haberi varmış gibi RTÜK tarafından yayın kuruluşlarına yayın yasağı getirildi, internet servis sağlayıcıları tarafından Twitter ve Facebook sitelerine erişim engeli uygulandı.

Olayın Ardındaki Gerçek

Temmuz 2015 tarihinde AKP iktidarın Türkiye’yi Suriye’deki savaşa sokmasına karşı çıkan HDP ve CHP milletvekilleri ile bazı sendikalar, meslek örgütleri, vakıf ve platformların desteklediği Barış Blok’u oluşturuldu. Bu blok, çeşitli miting, protesto ve yürüyüşler düzenledi. Ekim ayının başında 10 Ekim’de Ankara Gar’ı önünde yapılacak Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için Barış Bloku destekçileri Devrimci İşçi Sendikaları, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu tarafından çağrı yapıldı.

Patlama

Bu çağrıya uyan ülkenin her yanındaki sivil örgütleri farklı illerden katıldılar. Katılımcılar mitingin yapılacağı Sıhhiye Meydanı’na gitmeden önce Ankara Garı önünde toplanmaya başladılar. Katılımlar henüz tamamlanmadan saat 10.04’te 3 saniye arayla iki patlama gerçekleşti. Patlamalar Gar’ın önündeki alt geçitte ve trafik ışıklarının arasında HDP, SGDF ve EMEP pankartlarının açıldığı yerde gerçekleşti. Patlama sonrasında Sırrı Süreyya Önder, 3. Bir patlamanın daha gerçekleştiğini bildirdi. Patlama sonucunda 102 insanımız hayatını kaybederken, 391 insanımız da yaralandı.

Olay sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, iki canlı bomba ihtimali üzerinde durulduğunu belirtti. Saldırıdan bir gün önce Twitter ’da bir kullanıcının Ankara’da patlama gerçekleşebileceğine dair paylaşım yaptığı anlaşıldı. Katliam olayı örgütler tarafından henüz üstlenmemişken MHP lideri olayın IŞİD tarafından gerçekleştiğini iddia etti. HDP de ülkede güvenliği sağlamakla sorumlu tuttuğu siyasi iktidarı açıkça katil ve “en büyük terör destekçisi” olmakla suçladı.

Soruşturma

Siyasi iktidar her zamanki gibi karşıt olduğu PKK, DHKP-C ve MLKP örgütlerden herhangi birinin ya da olası bir DEAŞ tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini bildirdi. DEAŞ, her zamanki gibi son ihtimaldi. Başbakan Davutoğlu saldırıdan iki gün sonra birinci önceliğin DEAŞ (IŞİD) tarafından olabileceği ihtimali üzerinde duruldu. Bu da ileriki zamanda görevden alınmasına vesile oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, canlı bombalardan birinin Suruç bombacısının ağabeyi Yunus Emre Alagöz olduğunun, diğerinin de fotoğrafla teşhis edildiğini ve açık kimliğinin belirlenmesi çalışmalarının yapıldığı beyan etti. Katliama yardım ettiği düşünülen 20 kişiden 11’inin tutuklandığı açıklandı. MİT raporunda ise IŞİD’in uzman bombacısı Tuncay Kaya’nın katliamdan günler önce serbest bırakıldığını, patlama sonrasında arandığını bildirdi. Saldırıya ilişkin takipsizlikle suçlanan Ankara valisi, Emniyet müdürü, MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nin önlem almadığı ortaya çıktı.

Dava

7 Kasım 2016 yani bir yıl sonra Ankara Adliyesi’nde dava görülmeye başlandı. 9 ay süren davada iddianame kabul edildi. 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamu görevlilerin yargılanmadığı davada 35 sanık hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası istendi. Aralarında EMEP, HDP, CHP’nin yanı sıra KESK, DİSK, TMMO, TTB gibi emek ve meslek örgütleri ve Tunus’tan bir parlamenter de hazır bulundu. Duruşmada sanık Yakup Şahin, yaptığı konuşmada, polislerin kendisini nezarethaneye götürmediklerini, çay ikram ettiklerini, “eline sağlık, birkaç çocuk ölmüş, ama zayiattır” diyerek güldüklerini ve kendisiyle selfie çektiklerini söyledi. Duruşmada DİSK, KESK, TMMO, TTB, CHP, HDP, EMEP ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası müdahil olma talebinde bulundular.

3 Ağustos 2018 tarihinde Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar, müştekiler, taraf avukatları ile bazı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili katıldı. Duruşmada savunmaların tamamlanmasının ardından sanıklara son sözleri soruldu. Son sözlerin alınmasının ardından mahkeme karar verdi. Mahkeme 9 sanığı saldırıdan sorumlu tuttu. Sanıklar Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç’u ‘anayasal düzeni ihlal’ suçundan 1’er, ‘100 kişiyi kasten öldürme’ suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırdı. Bu sanıklar 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 10 bin 557’şer kez hapisle cezalandırıldı. Sanıklardan Yakup Şahin, Hüseyin Tunç, Abdülmubtalip Demir, Metin Akaltın ayrıca ‘izinsiz patlayıcı madde bulundurmak’ suçundan da 10 yıl hapis cezası aldı. Ayrıca 9 sanığa da örgüt üyeliğinden ceza verdi. Sanıklar Burak Ormanoğlu, Suphi Alpfidan, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez ve Yakup Karaoğlu’na ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 12’şer yıl hapis verirken, sanıklar Esin Altıntuğ, Hatice Akaltın, Yakup Yıldırım ve Abdulhamit Boz’a aynı suçtan 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verdi. Sanık Erman Ekici’nin ‘silahlı terör örgütü yöneticisi olmak’ suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılmasına hükmeden mahkeme, söz konusu sanığın 100 kişiyi ‘kasten öldürme’ ve 391 kişiyi ‘kasten öldürmeye teşebbüs etme’ suçlarından da yargılanması için suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Bunun yanı sıra firari sanıklardan İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur’un dosyalarının ayrılmasına, sanıklar hakkında yakalama kararının infazının beklenilmesine hükmetti. Mahkeme, ölen sanık Mehmet Kadir Cabael hakkında açılan davanın ise düşürülmesine hükmetti. Mahkeme, hiçbir sanık için iyi hal indirimi uygulamadı.

Bugün 10 Ekim’in 2 yıldönümünde Ankara Garı önüne karanfil koymak isteyen sivil toplum kuruluşları, patlamada yaşamını yitirenlerin yakınları ve vatandaşların üzerine polis tarafından plastik mermi ve biber kazı ile saldırı düzenlendi. Ankara’nın çeşitli yerlerinde devam eden eylemlerde 15 yurttaş gözaltına alındı. Mahkemece kamu görevlilerinin hiçbiri davaya dahil edilmedi.

Sonuç

Davanın avukatları, müdahilleri, aileleri, barış ve demokrasi güçleri, “Bu davanın burada bitmediğini açıkladılar. Kamu görevlileri ve arkasındaki siyasi sorumlular yargılanmadan bu dava bitmeyecektir” diyorlar.

Katliamlar emperyalizmin ve yerli işbirlikçileri ile bunların tetikçisi devletin adeta vazgeçilmez bir geleneği haline gelmiştir. Sınıflı toplumlarda egemen sınıfların katliamları ve soykırımlarına bakıldığı zaman neredeyse dünya nüfusunun 1/4’üne eşdeğerdir. Toplum olarak büyük acı çektiğimiz Maraş katliamı, 1 Mayıs Katliamı, Çorum katliamı, Sivas katliamı, Gazi Mahallesi katliamı, Roboski katliamı, Suruç katliamı, Soma katliamı davası gibi örnekler aklımızdan çıkmayan hukuksuzluk ve adaletsizlik örneği olarak duruyor hala. Madımak hala yanıyor, Soma hala göçük altında, Maraş hala zulüm içinde, Çorum hala yüreğimizi burkuyor, Roboski hala bombalanıyor. Son yıllarda yaşadığımız Cizre, Silopi, Sur, Lice, Nusaybin, Dargeçit, Yüksekova’da yüreğimiz hala kanıyor. Bunlarla ilgili bugüne kadar kim ve ne zaman yargılandı? 1980 öncesinden başlayıp, 1996 tarihine kadar devam eden ve özellikle Kürt diyarında 17.500 faili meçhul ile günümüze değin süregelen ve gelenek haline gelen burjuva devlet katliamlarında kimler yargılandı ve ne kadar ceza aldılar?

10 Ekim 2015 tarihinde yapılan “Barış Mitingi”nin hiçbir sınıfsal yanı olmadığı gibi proletaryanın da sözcülüğü üstlenilmemiştir. Miting bildiğimiz demokratik ve ilerici yanı ile de bir yerde baskı rejiminin, katliamların ve özellikle Suriye’ye asker gönderiminin protestosu için yapılmak istenmiştir.

Ankara Garı katliamının karanlıkta kalmasına, aydınlatılmasının engellenmesine tıpkı faili meçhuller gibi devlet odaklı terörün yargılamalara yaptığı baskı ile kendisini hissettiriyor. Mahkemelerde eylemcilere protesto yasaklanırken “Ya Allah Bismillah Allahuekber” ve “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganlarına izin verilmektedir.

Ankara Garı katliamı başlı başına bir devlet ayıbıdır. Çünkü katliamla ilgili raporlara göre, orduevlerine patlamanın olduğu sabah istihbaratın gelmiş olmasına rağmen önlem alınmamıştı. Bir hafta önce de AB üyesi ülkelerin Türkiye’deki temsilciliklerine güvenlik uyarısı geçtiği ve önlemlerin artırıldığı ortaya çıkmıştır.

Değerli arkadaşımız, sevgili hocamız Sultan Karataş’ın şiiriyle bitirmek istiyorum. Selam ve sevgiyle…

SİZ ORDA MISINIZ?

bugün sabır kuşanıp
keskin sözcükler doladım dilime
rest çekiyorum hayata kendimce
ahh güzel yüzlü çocuklar
geri gelecek misiniz?

topladım tüm çiçekleri
bahçelerden bu sabah
tarlalarda ölüm tohumlarına
yaşamağacı sundum
sınırlar boyu sevgi taşıyan
ahh güzel yüzlü çocuklar
siz nerdesiniz?

yırttım zulmün resmini
yok ettim ölümü
kara delikler aradım
ahh ölüme meydan okuyanlar
siz orda mısınız?

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları