Gazeteci Furkan Karabay, hakkında yapılan bir haber paylaşımı gerekçe gösterilerek bir kez daha gözaltına alındı; nezarette geçen saatlerin ardından bu kez tutuklama yerine ev hapsi uygulanırken, Karabay’ın kişisel tanıklığı Türkiye’de basın özgürlüğü ve ceza adaleti sistemine dair ciddi soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
Haber Paylaşımı Gözaltı Gerekçesi Oldu
Gazeteci Furkan Karabay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, hakkında açılan yeni bir soruşturma kapsamında Mali Şube ekiplerince gece saatlerinde gözaltına alındığını duyurdu. Karabay’ın aktardığına göre, gözaltı gerekçesi, kamuoyunu ilgilendiren bir haberin sosyal medyada paylaşılmasıydı. Dosyanın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ilişkin ana soruşturma dosyasına eklenmesi dikkat çekti.
Karabay, sağlık kontrolünün ardından İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü, burada nezarette tutulduğunu ve sürecin hukuki olduğu kadar insani açıdan da ağır koşullar içerdiğini ifade etti. Gazetecinin anlatımı, gözaltı ve nezarethane uygulamalarının yalnızca özgürlük kısıtlamasıyla sınırlı kalmadığını, fiziksel ve psikolojik yıpratmaya dönüştüğünü ortaya koydu.
Nezarette Eşitlenmeyen Adalet
Karabay’ın paylaştığı tanıklıkta öne çıkan en çarpıcı unsurlardan biri, aynı gerekçeyle gözaltına alınan başka bir yurttaşın yaşadıkları oldu. Haberin paylaşıldığı bir sosyal medya hesabıyla ilişkilendirilen 40 yaşındaki bir kuryenin, hesabı yıllar önce satmış olmasına rağmen gözaltına alındığı, ailesel ve psikolojik yükler altında ezildiği aktarıldı.
Bu anlatı, soruşturma süreçlerinde “şüpheli” tanımının ne kadar geniş ve keyfi biçimde uygulanabildiğini gözler önüne sererken; gazetecilik faaliyetiyle hiçbir profesyonel bağı olmayan yurttaşların da aynı mekanizmanın parçası hâline getirildiğine işaret etti. Karabay’ın ifadesiyle, adliyede kendisini karşılayan avukatlar ve meslektaşlar varken, diğer gözaltı şüphelilerinin “kimsesizliği” sistemsel bir adaletsizlik tablosu sundu.
Tutuklama Yerine Ev Hapsi, Sorun Yerinde Duruyor
Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilen Karabay hakkında bu kez tutuklama kararı verilmedi; ancak gazeteciye ev hapsi uygulanmasına hükmedildi. Karabay’ın daha önceki soruşturmalarda tutuklandığı ve cezaevinde kaldığı bilinirken, bu karar “kısmi bir geri adım” olarak değerlendirilse de, basın ve ifade özgürlüğü açısından yapısal sorunu ortadan kaldırmadı.
Gazetecinin neredeyse her haberi sonrası soruşturma ve gözaltı süreçleriyle karşı karşıya kalması, Türkiye’de gazetecilik faaliyetinin fiilen bir “sürekli yargılanma hali”ne dönüştüğü yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Karabay’ın metni, bireysel bir mağduriyet anlatısının ötesinde, ceza adalet sisteminin caydırıcı ve yıldırıcı işleyişine dair güçlü bir tanıklık olarak öne çıktı.
Basın Özgürlüğü Tartışması Yeniden Alevlendi
Furkan Karabay’ın yaşadıkları, Türkiye’nin uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde gerileyen konumunu ve gazetecilerin yargı yoluyla baskı altına alınması eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı. Gözaltı, nezarethane koşulları, ev hapsi ve soruşturma sarmalı; haber yapmanın ve haber paylaşmanın kriminalize edildiği bir tabloyu işaret ediyor.
Karabay’ın yazısını “siz hayat yaşayın diye biz bunları yaşamaktan çekinmeyeceğiz” sözleriyle bitirmesi, gazeteciliğin hâlâ kamusal sorumluluk ve bedel ilişkisi üzerinden yürütüldüğünü hatırlatan güçlü bir not olarak kayda geçti.
NHY / Furkan Karabay’ın kişisel sosyal medya paylaşımı
- Gazetecilik Ev Hapsinde: Furkan Karabay Yine Yargı Kıskacında - 24 Ocak 2026
- Teknoloji Devlerinin Ütopyası: Üretim Onlarda, Geçim Yardımı Bizde - 17 Ocak 2026
- Savunulamayan İktidar ve Ekrandan Kaçış - 26 Aralık 2025
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.













