Ankara beton yığını

Ankara’nın 2 saatlik yağmurun altından bile kalkamadığını bunun nedeninin alt yapı yetersizliği ve hatalı planlama politikaları olduğunu belirten TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ender İplikçi, “Kentin her tarafı vadilerle dolu bu vadilerin tamamı yapılaşmaya açıldı. Vadilerin yapılaşmaya açılması, derelerin üstünün kapatılıp kanalizasyon sisteminin bir parçası haline getirilmesi sel taşkınlıklarına neden oldu. Dolayısıyla çok aşırı bir yağış olmasına gerek kalmadan düşük yağışlarda dahi yüzeylerin betonlaştırılması nedeniyle toprak suyu ememediği için su doğrudan vadilerin tabanına akıyor ve önünde hiçbir engel olmadığı için sele çevirebiliyor. Bu nedenle sel felaketleri yaşıyoruz.” dedi.

Merkezi ve yerel yöneticilerin yaşananları “doğal afet” gibi algılatmak ve sorumluluklarını unutturmak gayreti içinde olduğunu belirten TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ender İplikçi, “Yaşanan felaketler plansız ve çarpık kentleşmeden kaynaklanmaktadır. Kentler yaşam alanları gibi değil rant aracı olarak görülmektedir. Ne yazık ki bütün bunların doğal sonucu depremler, yağışlar vb. doğa olayları, afetlere dönüşerek can, mal ve toprak kaybına yol açmaktadır.” dedi.

Temiz su ile kanalizasyonun ayrı ayrı toplanmadığını, yani bir çok yerde yağmur suyu ile kar suyunun da kanalizasyona katıldığını ifade eden İplikçi, “Dolayısıyla alt yapı buna uygun olarak şekillenmediği için de zaten betonlaşmış su gidecek yer bulamıyor. Özellikle kent merkezlerinin olduğu noktalarda bir anda kanalizasyonla birleşerek sel taşkınlıkları oluyor. İklim değişikliği nedeniyle anormal iklim olaylarının yaşanacağını belirten İplikçi, “Buna hazırlıklı olmamız lazım. Bu nedenle Ankara’nın bir iklim eylem planının olması ve alt yapının buna göre yeniden ele alınması gerekiyor.” diye konuştu.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ender İplikçi ile Ankara’nın alt yapı sorunlarını, imara açılan vadileri, Ankara’nın yazında yaşanan kanalizasyon kokusunun nedenini konuştuk.

  • Türkiye’nin ikinci büyük kenti olan Ankara’nın altyapı sorunları çözülemiyor. 2 saatlik şiddetli yağmurun ardından can ve mal kayıpları oldu. Ankara 2 saatlik yağmurun altından neden kalkamadı?

Aslında bunun çok fazla nedeni var bu nedenlerden altyapı yetersizliği ve hatalı planlama politikaları daha ön plana çıkıyor. Sel felaketlerinin en büyük nedeni planlama politikaları. Ankara bir vadiler kenti bir çanağın içine yerleşmiş. Çevresi vadilerle, tepelerle ve dağlarla çevrili. Eskişehir ve İstanbul Yolu nispeten biraz daha düz. Bu nedenle Ankara’nın tarihinde büyüklü, küçüklü bir çok sel var. Ankara’nın vadiler kenti olması ve bu vadilerin sürekli yerleşimlere açılması (betonlaştırılması) ölüme davetiye çıkarıyor. Özellikle 1950’li yıllarda Ankara’nın her tarafı dere ve bu derelerin üstü kapatılıyor. Ankara’daki çoğu semt adının “dere” ile bitmesinin nedenlerinden biride bu. Aslında seller bu derelerin olduğu yerlerde yoğunlaşıyor. Örneğin geçen yıl Kavaklıdere’de Akay Kavşağı’nda ve Mamak’taki Boğaziçi Mahallesinde sel yaşandı.

Yani kentin her tarafı vadilerle dolu ve bu vadilerin tabanlarında dereler var ama bu vadilerin tamamı yapılaşmaya açıldı. Buraların yapılaşmaya açılması, derelerin üstünün kapatılıp kanalizasyon sisteminin bir parçası haline getirilmesi sel taşkınlıklarına neden oldu. Dolayısıyla çok aşırı bir yağış olmasına gerek kalmadan düşük yağışlarda dahi toprak suyu ememediği için ve yüzeyler betonlaştırıldığı için su doğrudan vadilerin tabanına akıyor ve önünde hiçbir engel olmadığı için sele çevirebiliyor. Sürekli bu nedenle sel felaketleri yaşıyoruz.

Bir diğer sorunda alt yapı sorunu. Dereler kanalizasyon sisteminin bir parçası ve bir noktada yetersiz hale geliyor. İklim değişikliği zaten en önemli gündem maddelerimizden bir tanesi ve dolayısıyla böyle anormal iklim olayları yani aşırı yağışlar, dolular, kar ya da aşırı sıcaklıklar önümüzdeki süreçte sürekli karşılaşacağımız afetler. Buna hazırlıklı olmamız lazım. Bu nedenle Ankara’nın bir iklim eylem planı olması ve alt yapının da buna göre yeniden ele alınması gerekiyor. Artık sürekli bu felaketlerle karşılaşacağız.

BETONLAŞTIRMA SICAKLIĞI ARTIRIYOR!

  • ‘Ankara’nın bir eylem planı olması gerekiyor’ dediniz. Peki Şehir Plancıları Odası olarak sizin böyle bir eylem planınız var mı?

Bizim oda olarak öyle bir çalışmamız yok. Dönem dönem raporlaştırdığımız hususlar oluyor. Yerel seçimler öncesi hazırlayıp belediyelere sunduğumuz “Yerel Yönetim Raporumuz” var. Bu hazırladığımız raporda iklim konusuyla ilgili önermeler ve problem tespitleri yer alıyor. Önümüzdeki süreçte belediyelerin en önemli gündem maddelerinden bir tanesinin iklim olması gerekiyor. Aslına bakarsanız evet 2 saatlik bir yağış ama normal olan bir yağış değil. Alışkın olduğumuz bir yağış türü değil. Bu nedenle önlemlerin arttırılması ve altyapı çalışmalarının ötesinde bir planlama yapılması gerekiyor. Bir kenti planlarken sadece yapı yoğunluğunu odağa almaktansa bu tip iklim meselelerinin de düşünülerek planlama yapılmalıdır.

Bir kenti kurarken asfaltını, üst yapısını, alt yapısını yapıp sonrasında binaları kurduğunuzda o bölgede sıcaklığı artırıyoruz. Sıcaklık arttıkça anormal iklim olaylarına zemin hazırlamış oluyor. Bunu gözeterek kapsamlı ve çok paydaşlı katılımcı planlama yapılmalı. En ufak iklim olayının afete dönüşmemesi için meslek odaları, STK’lar, üniversiteler bu konuda çalışma yapan bütün çevreler planlama faaliyetlerinin içerisine dahil edilmeli.

ALTYAPI MASTER PLANLAMASI YAPILMALI

  • Ankara’nın altyapı sorununu kalıcı olarak çözmek için neler yapılabilir?

Altyapı Master Planlaması kentin bütününü görmek demek. Türkiye’de trafikte tıkanan bir kavşak varsa o kavşak hemen katlı kavşağa çevriliyor. Benzer şekilde sel yaşanan bir noktada da geçici altyapı çalışmaları yapılıyor kanalizasyon sistemindeki borular büyütülüyor ve problemler geçici bir şekilde çözülüyor. Her zaman noktasal olarak ve olay yaşandıktan sonra müdahale ediliyor.

Alt yapıyla ilgili bütün kenti ele alan kapsamlı araştırmalar sonucunda ilgili meslek insanlarını (çevre mühendislerini, inşaat mühendislerini, şehir plancılarını) katarak bir altyapı master planı yapılmalı ve bütün risk faktörleri değerlendirilmeli ve böylelikle planlama bütüncül olmalı.

İNCESU’DA SEL FELAKETİ YAŞANABİLİR!

  • İmrahor Vadisi’ndeki DSİ’ye ait olan taşkın önleme bölgesinin bir inşaat şirketine AVM yapılması için tahsis edildiği ifade ediliyor bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir bilgim yok. AVM’yi bilmiyorum. Ama İmrahor Vadisi’nde Büyükşehir Belediyesi’nin Melih Gökçek döneminden kalma bir imar planı çalışması var. Ankara Boğazı Projesi deniliyor. İmrahor Vadisi’nin tabanına kanal yapılacak. Eymir Gölü’nden İncesu’ya kadar bir kanal projesi var. Bu kanalın etrafında çeşitli turistik ve ticari tesislerin olduğu yine vadinin yamaçlarında da konutların olduğu bir takım projeler geliştirdiler.

Oda olarak bu planlar için hukuki bir süreç başlattık. İmrahor Vadisi için 5 tane plan gelmiş hepsi için dava açtık. Onun haricinde de çeşitli kentsel dönüşüm kararları var 4 ya da 5 kentsel dönüşüm kararına dava açtık.  Onlarda da iptal edilenler ya da yürütülmesi durdurulanlar var. Vadi tabanları turizm ve ticari tesislere, yamaçlar da konut alanlara açıyor. Eğer bu projeler uygulanırsa 15 sene sonra bugün yaşadığımız sel felaketlerini İmrahor Vadisi’nin aşağı kotlarında yani İncesu’da yaşamamız kaçınılmaz.

İmrahor Vadisi tek değil şuan yapılaşmaya açılmış davalarımızın devam ettiği Şirindere Vadisi var. Çiğdem Mahallesi ve ODTÜ arasında kalan bir bölgede. Orası da bir gecekondu bölgesi ve kentsel dönüşüm sonucu yüksek bir yapılaşma öngörülüyor. O proje için de açılan 3 davamız var.

Aynı şekilde Keçiören Çevre Yolu arasında Hacıkadın Vadisi için kentsel dönüşüm sonucu yoğun bir yapılaşma öngörülüyor. (Hacıkadın Vadisi, Pursaklar ile Keçiören arasında bir vadi)

Onun için de hukuki süreç başlattık. Dikmen Vadisi için de hukuksal süreç başlatıldı. Ama Dikmen Vadisi için açılan davaların bir kısmı kaybedildi bir kısmı devam ediyor. Dikmen’in son etaplarında inşaat başlamadı fakat orada büyük kazanımlar elde ettik. Bu bahsettiğim davaların tamamı önceki belediye yönetiminden kalma davalar.

YAZIN KOKU ARTIYOR!

  • Ankara neden kötü kokuyor?

Tunus Caddesi’nin altı eski Kavaklıdere orası ıslah ediliyor, üstü kapanıyor ve kanalizasyon sistemi o dereye bağlanıyor. Bu dere de epey bir yerin altından ilerliyor. Yani kanalizasyon sistemi ile dere birleşiyor ve üstü kapanıyor. Hem Sıhhiye’de hem Tunus’un alt kısmında yani Akay Kavşağı’nın olduğu yerde yazın su azaldığında örneğin kanalizasyon kokusu gelir. Rögar kapaklarından bu nedenle koku geliyor. Bahar mevsimlerinde akan dere daha aktif o nedenle su daha yüksek olduğu için koku çok olmuyor ama yazın dereden akan su azalınca koku artıyor.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları