Türkiye’de Eğitim Sorunlarına Sosyolojik Bakış | Arslan Özdemir

(Sosyo - Ekonomik Problemlerden Kaynaklanan Sorunlar)


Günümüzde eğitimin en çok etkilendiği temel toplumsal kurumlardan biriside ekonomidir. Ekonomi; bir insan topluluğunun ya da bir ülkenin, yaşayabilmek için üretme ve bunları bölüşme biçimlerinin ve bu eylemlerden doğan ilişkilerinin tümüdür. Üretim, ticaret, dağıtım ve tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan insan etkinliğidir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılamada yapılan her türlü faaliyeti içerir. Ekonomi belli bir bölge içindeki ekonomik sistemden oluşur.

  Ailelerin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşullar, çocuklarına yeterli maddi destek verememeleri çocukların eğitimlerini ciddi derecede olumsuz etkilemektedir. Günümüzde eğitimin temelini paralı eğitim oluşturmaktadır ve parası olan en iyi eğitimi almaktadır. Ekonomik durumu yetersiz ailelerin çocukları sadece devletin eğitim olanaklarından faydalanmakta ve bu durum ciddi fırsat eşitsizliğini doğurmaktadır. Günümüzde sınavlara hazırlık kurslarına gitmeyen öğrencinin neredeyse sınavı kazanma şansı yoktur. Çünkü sınav sistemi ile okulun eğitim sistemi çokça bir birine uymamaktadır. Parası olan özel kurslara gitmekte, böylece açığını kapatmaktadır. Parası olmayan ise kendi olanaklarıyla bir şey yapabilirse sınavı kazanmakta aksi durumda başarısız olmaktadır.

Gelir düzeyleri düşük çevrelerden gelen öğrenciler eğitimin her aşamasında hem psikolojik hem sosyolojik olarak olumsuz etkilenmekte, bu nedenle birçoğu eğitimden yeterince faydalanamamakta ya da eğitimini bu yüzden yarıda bırakmaktadır.

Kırsal kesimdeki öğrencilerin dengesiz beslenmeleri, hatta beslenememeleri, buna bağlı zekâ gelişimlerini yeterince tamamlamamış olmaları eğitimlerini olumsuz etkilemekte ve istedikleri başarıyı yakalayamamaktadırlar. Devletin bu okullarda kuru üzüm, fındık, süt dağıtımı yetersizdir. Taşımalı eğitimin olduğu okullarda öğrencilere verilen yemekler sağlıksız koşullarda öğrencilere verilmekte, verilen yemeklerin kalitesizliği de çokça konuşulmaktadır.

Sağlık sorunları bulunan öğrencilere, yılda bir-iki defa yapılan sağlık taramaları ile yeterli yardım ve tedavi olanakları sağlanamaması, bu öğrencilerin eğitimin dışında kalmalarına neden olmaktadır.

Öğrencinin aile tarafından işgücüne katkısının hesap edilerek zaman zaman okul ortamından uzak kalmaları, öğrenciyi okuldan uzaklaştırmakta, okuldan uzaklaşan öğrenci eğitimden uzaklaşmaktadır. Bazı bölgelerde öğrenciler mevsimlik işçi olduklarından okul süresi onlar için yarı yarıyadır. Bu bölgelerdeki çocukların(özellikle kız çocuklarının) büyük bir çoğunluğu başarılı oldukları halde eğitimlerini yarıda bırakmaktadırlar. Yıllardır bu sorun konuşulduğu halde bu konuda çözüm hala çok uzaktadır.

Okulların devlet tarafından belirlenen bütçelerinin olmayışı, ihtiyaçların karşılanmaması okullar açısından olumsuzluk oluşturmaktadır. Özellikle pandemi döneminde bir çok okul dezenfekte malzemeleri ihtiyacını karşılayamadı. Hijyenik olmayan okullar hastalığın yayılmasında bitken rol oynadı.

Anadil, çocuğun kendi annesinden, ailesinden, çevresinden, içinde bulunduğu kültürel/dilsel topluluktan belirli, bilinçli bir öğrenim evresi olmaksızın edindiği, öğrendiği dildir. Anadili, insan kadar doğal olan, insanın hayatında vazgeçilmez yeri bulunan dildir. Anadili edinimi ve öğrenimi, hemen doğumun ardından başlayan, bebeklik ve çocukluk yıllarında elde edilmesi biçimlenen dildir. Ana dilde eğitimin olmayışı ana dili Türkçe olmayan öğrencilerde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Bazı okullarda haftada 2 saat ana dil eğitimi var anca bu çok yetersiz kalmaktadır. 

Arslan ÖZDEMİR