Türkiye’de Eğitim Sorunlarına Sosyolojik Bakış (Ailesel sorunlar)


Türkiye’de Eğitimin sorunları hep var olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Bu sorunları Sosyolojik olarak farklı açılardan değerlendirmek gerekir. Biliyoruz ki sorun tek nedenli değil birçok nedenlidir. Bu nedenlerden en temel sorun Ailesel Sorunlardır.

Sosyolojik olarak aile; aralarında evlilik ve kan bağı bulunan, eşler, çocuklar, kardeşler vb.nin oluşturduğu, toplum içindeki en küçük bütündür. Aile toplumun temel kurumlarından biridir. Toplumun temel kurumlarında biri olan Aile Kurumu ile toplumun temel kurumlarından biri olan Eğitim Kurumu arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Biri görevini yerine getirmediği takdirde öbür kurumun işlevini yerine getirmesinde sorunlar yaşanmaktadır.

  Günümüzde öğrenci velilerinin birçoğu okula karşı  duyarsızdır. Öğrencilerinin okul durumlarını takip etmemektedirler. Veliler okula gelip çocuklarının durumlarını sormaktan acizler. Okuldan telefonla arandığı zaman da çoğu veli ya telefonunu açmıyor ya da işim var kapatmam lazım diyerek telefonu kısa süre sonra kapatmaktadırlar. Yapılan toplantılara da katılım sağlanmamak ta, böylece okul ile aile arasında bir kopukluk yaşanmaktadır. Oysa okul ile aile arasındaki sıkı ilişki öğrencinin başarısını olumlu bir şekilde etkilemektedir.

Birçok öğrencinin evdeki çalışma ortamları yetersizdir. Özellikle geniş ailelerde bu anlamda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Birçok öğrencinin kendisine ait bir odası yoktur. Böylece öğrenci evde uygun çalışma ortamı oluşturamamaktadır.

Öğrenciler ya ekonomik yetersizliklerden dolayı yetersiz besleniyor, ya da bilinçsizlikten yanlış besleniyorlar(Abur-cubur, feast food beslenme).Özellikle bilinçsiz beslenmeden kaynaklı obez öğrencilerin sayısı gittikçe artmaktadır. Bilinçsiz ve yetersiz beslenme başarısızlığa neden olmaktadır.

Ekonomik durumu yetersiz ailelerde öğrenci işgücü olarak hesap edilmektedir. Özellikle daha okullar kapanmadan mevsimlik işler için çocuklar başka memleketlere götürülmekte öğrenciler uzun süre eğitimden uzaklaştırılmaktadırlar. Ayrıca çocuklar  ev işleri, arazi ve başka  işlerde de çalıştırılmaktadırlar. Son dönemlerde sokakta çalışan çocuk sayısı her gün biraz daha artmaktadır. Böylece öğrenci yeterince ders çalışmamakta, okulda olması gereken sürede okulda olamamaktadır. Bu durumda olan çocuklar belli bir süre sonra okuldan kopmakta, eğitimsiz işgücü ordusuna bir nefer olarak katılmaktadır.

Aile içi problemler, öğrenci başarısını olumsuz etkilemektedir. Aile içi şiddet aile kırımcılık yarattığı gibi eğitim kırımcılık ta yapmaktadır. Anne babanın bir birlerine, çocuğuna uyguladıkları şiddet çocuğun psikolojisini olumsuz etkilemekte bu durumda olan çocukların okul başarısı da gittikçe düşmektedir.

Ebeveynlerin eğitimsiz olmaları da, eğitime olumsuz bakış açıları geliştirmekte, bu durum öğrencinin başarısını olumsuz etkilemektedir.

Eğitimdeki sorunların giderilmesini istiyorsak toplumun temel kurumu olan ailesel sorunları öncelikli olarak çözmemiz gerekir. Bunun için de Ebeveyn okulları(Ebeveyn Okulu: ebeveynleri bilinçlendirmek, farkındalık kazandırmak, çocukların algı dünyaları ile buluşturmak üzere eğitimlerin verildiği programdır.) açarak aileler bilinçlendirilmelidir. Aksi durumda bu sorunlar katlanarak artacak eğitimdeki sorunlar çözülemez bir hale gelecektir.

Arslan ÖZDEMİR