back to top
Ana Sayfa Haber Le Monde: Trump’ın İkinci Perdesi Liberal Demokrasiyi Hedef Alıyor

Le Monde: Trump’ın İkinci Perdesi Liberal Demokrasiyi Hedef Alıyor

Yale Üniversitesi’nden David J. Simon, Le Monde’da yayımlanan analizinde Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin, liberal demokrasiyi ve II. Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzeni bilinçli biçimde zayıflatmayı amaçlayan bir “üçüncü perde” stratejisine dönüştüğünü savundu.

Üçüncü Perde Siyaseti: Çatışma Ve Dağıtma Mantığı

Amerikalı akademisyen David J. Simon’a göre Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ikinci yılı, klasik bir yönetim sürecinden ziyade dramatik bir “son perde” mantığıyla ilerliyor. Le Monde’da yayımlanan tribününde Simon, Trump yönetiminin iç ve dış politikada attığı sert ve ani adımların, liberal demokratik kurumları aşındırmaya yönelik sistematik bir tercihi yansıttığını belirtiyor.

Simon, bu yaklaşımı Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald’ın “Amerikalıların ikinci perdeye tahammülü yoktur” sözleriyle ilişkilendiriyor. Buna göre Trump, karmaşık kurumsal süreçler yerine doğrudan çatışmayı, kriz yaratmayı ve hızlı sonuç üretmeyi önceleyen bir siyasal anlatı kuruyor.

Televizyon Mantığından Devlet Yönetimine

Analizde Trump’ın siyasal tarzının kökeni, uzun yıllar sunduğu The Apprentice adlı reality şov üzerinden okunuyor. Simon’a göre bu programda Trump’ın inşa ettiği “karar veren güçlü patron” imajı, gerçeklikten çok sahnelenmiş bir otorite algısına dayanıyordu. Ancak bu kurgu, 2016’da onu Beyaz Saray’a taşıyan siyasal sermayenin temelini oluşturdu.

Simon, Trump’ın medya kökenli bu performatif liderlik tarzının, devlet yönetiminde denge-denetleme mekanizmeleriyle uyumsuz olduğunu vurguluyor. Bu nedenle ikinci dönem Trump yönetiminin, kurumsal süreklilikten ziyade kişisel güç gösterilerine dayandığına dikkat çekiliyor.

Uluslararası Düzenin Aşınması Ve Yeni Belirsizlikler

Tribünde özellikle Trump’ın dış politika hamlelerinin, NATO ve Birleşmiş Milletler gibi çok taraflı yapıların meşruiyetini zayıflattığına işaret ediliyor. Simon’a göre bu adımlar, yalnızca ABD’nin geleneksel müttefiklerini değil, küresel istikrar fikrinin kendisini de hedef alıyor.

Trump yönetiminin alternatif uluslararası yapılar önerme ya da mevcut ittifakları işlevsizleştirme girişimleri, Simon tarafından “düzeni reforme etme” değil, “düzeni dağıtma” siyaseti olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşımın, kısa vadeli iç politik kazançlar uğruna uzun vadeli küresel sonuçlar üretebileceği uyarısı yapılıyor.

2026 Uyarısı: Tetiğe Basılmadan Önce

Simon, analizinin sonunda 2026 yılını kritik bir eşik olarak tanımlıyor. Liberal demokrasinin yalnızca söylemsel olarak değil, fiili uygulamalarla hedef alınabileceğini savunan akademisyen, Trump’ın ikinci döneminin ilerleyen safhalarında daha sert ve geri dönülmesi zor adımların gündeme gelebileceğini öne sürüyor.

Bu çerçevede tribün, Trump’ı geçici bir “anomali” olarak değil, liberal demokrasinin içsel kırılganlıklarını açığa çıkaran bir siyasal figür olarak ele alıyor.