Patates üreticisinde ithalat endişesi

Patates, bu yıl hem üreticiyi hem de tüketiciyi memnun etmedi. Patates üreticileri, hükümetin 200 bin ton patates ithalatı için gümrük vergisini sıfırlamasına karşı tepkili. Gübre, mazot, ilaç fiyatlarının artması üreticiyi zora soktu bu nedenle patates ekim alanları azaldı. 2017 yılında patates üreticileri, ürünlerini maliyetine bile satamadı. Patates depolarda çürüdü. Yıllardır yüzü gülmeyen patates üreticileri, bu yıl bir miktar nefes alacaktı ki iktidar, ithalatta gümrük vergisini sıfırlayarak buna engel oldu.

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu, “İthal patates felaketimiz olur. Başka ülkeler ve onların şirketleri, biz ürettiğimiz sürece ürün fiyatını düşük belirler. Biz üretimi bıraktığımızda alternatifi, rakibi kalmayacağı için fiyatı bugünkü yüksek fiyatların bile çok üzerine çıkarır. Durum üretici, tüketici ve ülke ekonomisi için felaket olur. Hep birlikte çökeriz.” dedi.

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (Çiftçi-Sen) Genel Başkanı Abdullah Aysu, “Tüketici patatesi 4 liraya alıyor, üretici 1 liraya satıyorsa ortada sorun var demektir” dedi. Üreticilerin fiyat düşüklüğünden, üretim maliyeti yüksekliğinden dert yandığını belirten Aysu, ekim alanlarında her geçen yıl azalma olduğunu belirtti. Tohum, gübre, ilaç, mazot gibi girdi fiyatlarının dövize bağlı olduğu için en az yüzde yüz oranında arttığını dile getiren Aysu, halkın ithal de edilse pahalı patates yiyeceğini söyledi.

Türkiye’de devlet ve sermaye eliyle bitirilme noktasına getirilen tarımı, patates üreticisinin sorunlarını, patatesteki ithalatı Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu ile konuştuk.

  • Hasat başlarken yapılan sıfır gümrük vergili patates ithalatı fiyatları düşürdü. 5-6 TL olan patatesin fiyatı 2.70 kuruşa geriledi. Sizce ithalat çözüm mü?

Bu konuda kafalar çok karışık. Gümrüklerin sıfırlanması Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliği normlarından biri. DTÖ üyesi kaldığımız sürece DTÖ’de aksi bir karar çıkmadığı, ortaya konulmadığı sürece gümrük sıfırlaması yapmak durumundayız. Gümrük duvarları örmemiz, tarifeyi yükseltmemiz DTÖ’ye üye ülkelerin hükümetlerinin yetkisinde değil. İkinci olarak da ülkenin ihtiyacı olan gıdayı sağlamak için ürününüzü kendiniz üretmeniz, halkın gıda ihtiyacını üreterek karşılamanız doğru olandır. İthalat değil.

Fiyatı düşürmek gerekir, düşürmek için de üreteceksiniz. Üretirken üretim girdilerinin ucuza mal edeceksiniz. Maliyeti düşüreceksiniz. Ürünü satarken de üretilen ürünü aracısız, tüketici ile doğrudan buluşturacaksınız. Ürünün fiyatını bu yöntemle aşağıya çekeceksiniz. Kendi üretici ve tüketicinizi bu politikalarla koruyup kollayacaksınız.

  • İthalat üreticiye darbe vurdu diyebilir miyiz?

Evet. Diyebiliriz.

“HEP BİRLİKTE ÇÖKERİZ”

  • Tohum, gübre, ilaç, mazot gibi girdi fiyatları dövize bağlı olduğu için yüzde yüz oranında arttı. Borç yükü altındaki patates üreticisi önümüzdeki yıl ekim yapamayacağını dile getiriyor. Artık ithal patates mi yiyeceğiz?

Durumun dediğiniz biçimde gerçekleşmesi, iyi olmaz hatta felaketimiz olur diyebiliriz. Neden derseniz, şöyle; başka ülkeler ve onların şirketleri, biz ürettiğimiz sürece ürün fiyatını düşük belirler. Biz üretimi bıraktığımızda alternatifi, rakibi kalmayacağı için fiyatı bugünkü yüksek fiyatların bile çok üzerine çıkarır. Durum üretici, tüketici ve ülke ekonomisi için felaket olur. Hep birlikte çökeriz.

  • FAOSTAT verilerine göre Türkiye 2017 yılında 4,8 milyon tonluk üretimiyle, dünyanın en çok patates üreten 14’üncü, Avrupa Birliği ülkeleri arasındaysa 5’inci sırada yer aldı. Ama, 2018 senesinde Türkiye’deki çiftçiler zarar ettikleri gerekçesiyle patates ekimini azalttı ve üretim 1,5 milyon hektarın altına inerek son yılların en düşük seviyesine geriledi. Çiftçi 2 TL’nin altında (kilo başı) ürün satışı yaptığı zaman para kazanamıyor ve ekimden vazgeçiyor. Bu döngü böyle devam ederek fiyatların bir sonraki sene artmasına neden oluyor. Bu doğrultuda nasıl bir çözüm politikası uygulanabilir?

Öncelikle çiftçiler neden zarar ediyor, araştırıp ona çözüm bulmalıyız ve onlar için üretebilme zemini ile şevki sağlamalıyız. Yani desteklemeli ve teşvik etmeliyiz. Ayrıca üretim planlaması yapmalıyız. Ne kadar toprağımız var, ne kadar nüfusumuz var ve artıyor buna yönelik belirlemelerimiz olmalı. Teşvik ve desteği bu kriterler üzerinden yapıp ihtiyacımız kadar ürünü üretmeliyiz. Üretim girdi fiyat politikamızı ve ürün satış fiyat politikalarımızı bu kriterlere uygun belirlemeli, belirlemekle kalmayıp uygulamalıyız.

“TÜRKİYE EKONOMİSİNİN OMURGASINI KIRDIK”

  • Türkiye tarımda bu noktaya nasıl geldi?

Türkiye olarak bu noktalara tarımda uygulanan neoliberal-serbest piyasa politikalarıyla geldik. Daha doğrusu getirildik. Bu amaçla DTÖ, IMF, DB ve AB uyum yasalarıyla sürüklendik. Tarımsal KİT’lerimiz ve Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri’ne ait (yani çiftçilerin) fabrikaların ve pazarlama birimlerinin özelleştirilmesi ile çökertildik. Tarımın ve dolayısıyla Türkiye ekonomisinin omurgasını kırdık. Belimizi bu nedenle doğrultamıyoruz.

  • Türkiye’de patates hasadı başladı 10’uncu ayın 10’una kadar, sırasıyla Adana, Ödemiş, Reyhanlı, Nevşehir, Kayseri, Konya, Sivas diye 6-7 ay hasat oluyor. Ama ithalatla çiftçinin önü kesilirse önümüzdeki yılarda patates ekimi düşecek. Çiftçi ne yapacak?

Çiftçi ya patates üretmeyecek veya zarar etmeyeceği, kazanacağı başka bir ürüne yönelecek, onu ekecek, üretime devam edecek.

  • Geçen yıl Suriye’den ithal edilen 4 bin ton patatesin, gümrükte herhangi bir analize tabi tutulmadan iç piyasaya sürüldüğü iddia edildi. İç savaştaki Suriye’den 509 bin 176 dolara ithal edilen bu patatesler, kontrol edilmeden mi Türkiye’ye girdi?

Evet. öyle denildi. Ancak bu konuda yetkililer ve yönetenler, kamuoyunun bu kaygısını giderecek bir açıklama yapmadılar. Öyle mi değil mi günahı yönetenlerin boyunlarına (!)

  • Tarladan 2 TL’ye çıkan patates markete gidene kadar nasıl 5-6 TL oluyor?

Arada aracılar, kendi kazancını ekliyor, bu ara duraklarda devlet de vergisini ekliyor, fiyatlar öyle yükseliyor. Üretici ile tüketici doğrudan buluşturulmadığı için aradaki aracı şirketler ile devlet kazanıyor, çiftçi ile tüketici kaybediyor.

“ARİFE TARİF GEREKMEZ”

  • Kilosu 7 TL’ye ulaşan kuru soğan şimdilerde “Kilo 1 TL” etiketiyle tezgahlardaki yerini aldı. Bu düşük fiyatların sırrı soğanların çürük olması mı?

Tezgahtaki soğanları görüyorsunuz. “Arife tarif gerekmez” der atalarımız. Şimdi tezgahta boy gösteren soğanlar, soğan hasat mevsiminde ıskartaya ayrılan soğan sınıfındandır diyeyim.

  • Son olarak yeni mahsul patateslerin çoğu çürük çıkıyor çürük çıkmayanlarda ise siyah lekeler oluyor. Patatesin çürük çıkmasının sebepleri nelerdir? Kullanılan tohumdan kaynaklı olabilir mi?

Hastalık ve benzeri şeyler için görülen yani ancak gördüklerim üzerinden konuşabilirim. Sadece gördüklerim hakkında yorum yapabilirim. Genelleme yapamam.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları