Cumartesi Anneleri, 25 yıl önce Silopi’de gözaltında kaybedilen Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetini sorarak, zamanaşımı kararlarına ve cezasızlığa karşı Galatasaray Meydanı’ndan bir kez daha adalet çağrısı yaptı.
Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için sürdürdükleri haftalık buluşmalarının 1088’incisini Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 25 Ocak 2001’de Şırnak’ın Silopi ilçesinde gözaltında kaybedilen HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz’in dosyası gündeme taşındı.
Karakola Çağrıldılar, Bir Daha Dönmediler
Cumartesi Annesi İkbal Eren tarafından okunan açıklamada, Tanış ve Deniz’in, HADEP Silopi İlçe Teşkilatı’nın kuruluş sürecinde jandarma yetkililerinin tehdit ve baskılarına maruz kaldığı hatırlatıldı. Açıklamaya göre Tanış, 25 Ocak 2001’de Silopi Jandarma Komutanlığı’ndan telefonla aranarak karakola çağrıldı; Ebubekir Deniz ile birlikte karakola gitti ve bir daha kendilerinden haber alınamadı.
Resmî makamların çelişkili açıklamalarına dikkat çekilen metinde, Şırnak Valiliği’nin iki ismin karakola girdikten kısa süre sonra ayrıldığını öne sürdüğü, ancak ailelerin ve tanıkların bu beyanları yalanladığı vurgulandı. Baba Şuayip Tanış’ın, oğlunun dönemin Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Levent Ersöz tarafından açık biçimde tehdit edildiğine ilişkin ifadeleri de hatırlatıldı.
Etkisiz Soruşturma, Takipsizlik Ve Zamanaşımı
İkbal Eren, insan hakları örgütlerinin tüm girişimlerine rağmen dosyada etkin bir soruşturma yürütülmediğini belirterek, soruşturmanın 2015 yılında takipsizlik kararıyla kapatıldığını söyledi. Bu karara yapılan itirazların reddedildiğini, ardından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurunun ise “süre aşımı” gerekçesiyle kabul edilemez bulunduğunu aktardı.
Cumartesi Anneleri, zorla kaybetmenin “devam eden suç” niteliğine rağmen iç hukuk yollarında zamanaşımının işletilmesini, cezasızlık politikasının bir parçası olarak değerlendirdi.
AİHM Kararı: Devlet Sorumlu
Eren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2005 yılında verdiği karara da dikkat çekti. AİHM, Tanış ve Deniz’in kaybolmasına ilişkin olarak, etkili bir soruşturma yürütülmemesi ve makul bir açıklama sunulmaması nedeniyle Türkiye’yi yaşam hakkını ihlalden oybirliğiyle mahkûm etmişti. Cumartesi Anneleri, Türkiye’nin bu kararı uygulamakla yükümlü olduğunu vurguladı.
“Zamanaşımının arkasına saklanmaktan vazgeçin” çağrısında bulunan Eren, Tanış ve Deniz’in gözaltında kaybedilmesinin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve yargı önünde tespit edilmesinin hukuk devletinin asgari gereği olduğunu söyledi.
“Burada Ben Karar Veririm”
Eylemde konuşan dosya avukatı ve İHD Merkez Yürütme Kurulu üyesi Eren Keskin ise olayın yaşandığı dönemde oluşturulan insan hakları heyetiyle Silopi’ye gittiklerini anlattı. Keskin, jandarma komutanlığında yaşananları aktarırken, Levent Ersöz’ün heyete fiziksel şiddet uyguladığını ve “Burası Türkiye Cumhuriyeti’nden farklı bir yer, burada her şeye ben karar veririm” dediğini ifade etti. Keskin, bu sözlerin ardından Tanış ve Deniz’den bir daha haber alınamayacağını anladıklarını söyledi.
Cumartesi Anneleri, açıklamayı “Kaç yıl geçerse geçsin adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz” vurgusuyla sonlandırdı.
- NHY / Cumartesi Anneleri’nin 1088. hafta açıklaması, İnsan Hakları Derneği (İHD) açıklamaları, MA
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















