Panayırlar ve festivaller zamanı

Panayır, antik çağın Yunan topluluklarının önemli gördükleri belirli zamanlarda bir araya gelip, eğlenceler düzenleyerek ticari mal alışverişlerinde bulundukları faaliyetler, günümüze kadar ulaştı. Yunancada “büyük toplantı, kurultay, festival, bütün halkın toplanması” gibi anlamlar içeren “Panegrysis” kelimesi, Türkçeye Panayır olarak yerleşti. Tarih içinde her büyük merkezde ve kalelere yakın yerlerde kurulan panayırlar, ekonomik ve sosyal hayat için bir ihtiyaç haline geldi ve giderek gelenekselleşti.

Eskiden bir karnaval havasının estiği ve akla gelen her şeyin alınıp satıldığı panayırların hepsinin olmazsa olmazı; atlıkarınca, sahne alan bir şarkıcı, çadır tiyatrosu ve sihirbazdır.  Günümüzde panayır denilince ilk planda aklımıza gelenler ise; irili ufaklı çadırlar, tiyatro, dönme dolap, salıncak, motosiklet gösterisi, cambazlar, sergiler, alışveriş yerleri, sihirbazlar, penaltı atışı, halka atışı, tüfek atışları, güreşler vb son derece zengin ve renkli gösterilerdir.

Türkiye’nin en eski panayırı 1910’dan beri kesintisizce süren ve her yıl tekrarlanan “Pavli Panayırı”  adıyla anılan Trakya’daki Pehlivanköy Panayırı’dır. Eskiden Anadolu’nun her yerinde açılan panayırlar artık iyice azaldı. Eski geleneği sürdüren panayırlar Trakya, Ege, Batı ve Doğu Karadeniz’in bazı ilçe ve beldelerinde varlığını sürdürmekte. Sürekliliği ve bölgesel etkinliği bakımından Trakya ve Kuzey Ege’nin il, ilçe ve beldelerinde bu gelenek hala bir şekilde yaşatılıyor. Ancak bu bölgelerde artık panayırlar yerine, belediyeler tarafından moda bir deyim haline getirilen ve aslında panayırlardan çok da farklı olmayan Festivaller yapılıyor.

Festival, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenen gün ve tarihlerde kutlanan ve gelenekselleşerek yapıldığı yörenin imgesi haline gelen etkinlikler bütünüdür. Festival sözcüğü Latince “Festa” kelimesinden gelmektedir. İlk kez bin 200’lü yılların başında kullanılmaya başlamış ve günümüze kadar gelmiştir. Türkçeye Fransızcadan geçen Festival, “Şenlik” olarak da adlandırılmaktadır.

Dünyada en yaygın olarak kutlanan festivallerden birisi mevsim festivalleridir. Newroz‘da olduğu gibi ilkbaharın kutlanmasına benzer olarak birçok kültürde kışın gelişi, hasat zamanı, beklenen yağmurun yağması, bağ bozumu gibi etmenlerle festivaller düzenleniyor. Sadece ekonomik kazanç ve tanıtım sağlaması amacıyla da festivaller düzenlenmekte ve özellikle bir yörenin ürününün tanıtımı için yapılmaktadır.  Son yıllarda “Yayla şenlikleri”, “Boğa güreşleri”, “Deve güreşleri”,”Cirit oynama”, “Ok atma”, “Yağlı güreş” gibi özgün festivallerin ülke çapında yaygınlaşmasının nedeni budur.

Önceleri festival sözcüğünün içeriğine uygun etkinlikler yapan Belediyeler, giderek adını festival koymalarına karşın, içeriğini tümüyle boşaltarak bir tür panayıra dönüştürdüler. Bu kapsamda yapılanlar özetle şöyledir: Belediye başkanlarının kendi yandaşlarını motive etmek için yaptıkları popüler sanatçılarla yapılan konserler, sünnet düğünleri, hayır yemekleri, mevlütler, standart güzellik yarışmaları, plaj voleybol turnuvaları, kitap fuarları, resim ve fotoğraf sergileri, konferanslar, paneller, tekstil pazarları ve çeşni katmak için yapılan birkaç sanatsal gösteri vb etkinlikler. Bazılarının başında “kültür ve sanat” adı olmasına karşın bu festivallerde gerçek kültür ve sanat adına bir etkinlik yoktur. Festival ya da panayır adıyla yapılan tüm bu etkinlikler belediye başkanlarının ideolojik, siyasi ve hatta örgütsel şovlarına dönüşmektedir.

Panayırlar 3-5 günlük olmasına karşın, sahil belediyelerinde kurulan panayır türü işler, yani tekstil pazarları, sergiler, yiyecek içecek standları yaz boyu sürmekte; bir tür sahil panayırları haline gelen bu etkinlikler ile sahiller ve parklar tümüyle işgal edilmekte ve muazzam bir görüntü kirliliği yaratılmaktadır. Genellikle emeklilerin yoğun olduğu sahil kasalarında Belediyelerin işgaliye parası aldığı bu ticari işlerden dolayı çaydan simite kadar en basit yiyecek-içecek fiyatları tavan yapmaktadır. Üstelik birçoğunun halka açık olduğu ilan edilen sahillerde spor kulüplerinden özel işletmelere kadar birçok kişi ve kuruluş gölgelik ve şezlong satarak haksız kazançlar elde etmektedir.

Belediye başkanları halkın oylarıyla seçilmektedir. Ancak hangi partiden olursa olsun seçildikten sonra tüm halkın temsilcisi olarak davranması ve belediye hizmetlerinde sadece kendisine oy verenleri ve parti üyelerinin değil tüm halk kesimlerinin yararlanmasın sağlamak zorundadır. Bu nedenle ister panayır ister festival adıyla yapılsın, bu tür etkinlikler ticaret için değil, eğitim, kültür, sanat, edebiyat etkinliklerin yanı sıra esas olarak yöre halkının toplumsal sorunları tartıştığı platformlar haline getirilmelidir. Yöre halklarını toplumsal sorunlara ortak eden, katılımcı ve demokratik yerel yönetim anlayışına uygun olarak yerelin temel sorunlarının dile getirildiği, etnik, kültürel ve inançsal ayrımın yapılmadığı halka açık toplantılar, sempozyumlar, konferanslar, seminerler olmalıdır.

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları