Ölümlü Dünya


Bir gün gelip de öleceğinizi kaç yaşındayken öğrenmiştiniz? Hatırlıyor musunuz? Çocuklar ölüm kelimesini daha önce öğrenebiliyorlar ama herkes gibi kendilerinin de anne babalarının da ölümlü varlıklar olduklarını genelde altı-yedi yaşlarında idrak ediyorlar. Kendi oğlumdan ve duyup, görüp okuduklarımdan anladığım kadarıyla genelde bütün çocuklar “Bana ne olacak? Annem, babam ne zaman ölecek? Nereye gideceğiz” türündeki ısrarlı sorularla dolu kaygılı bir dönem geçiriyorlar. Bu sorulara altı-yedi yaşa uygun cevaplar verebilmek de ebeveynler için pek kolay olmuyor. Ben, bir gün gelip de öleceğimi, annemin babamın da öleceğini (yazması bile hiç kolay değil) sanırım biraz daha büyük yaşlarımda, sekiz-dokuz olabilir, öğrenmiştim çünkü o günü çok net hatırlayabiliyorum.

Kendine oyun arkadaşı bulamayan genelde yalnız bir çocuk olan ben, sık sık evimizin balkonunda annemin suyla karıştırdığı bulaşık deterjanını koyduğu bir kabın içine batırıp çıkardığım kapı anahtarının deliğine üfleyerek balonlar yapar uçururdum. En büyük balonu yapmak, balonları en uzağa uçurmak, kondukları yerde uzun süre patlamadan durmalarını sağlamak…vs derken kendi başıma eğlenirdim.

Hiç unutmuyorum, güneşli, neşeli bir yaz günüydü ve ben balkonda yine balonlarımı uçuruyordum. Balkon kenarındaki büyük saksıda mis kokulu, kıpkırmızı karanfiller açmıştı. Bitişik binanın bizim gibi ikinci katında oturan Emine adında, sanırım benden iki-üç yaş daha büyük bir kız vardı, birlikte oyun oynamazdık ama bazen balkonda karşılaşınca konuşurduk karanfillerin arasından. İşte o gün Emine bana hepimizin öleceğini söyledi. İnanmadım. Herkes ölebilirdi ama ne ben ne annem ne de babam asla! “Biz ölmeyeceğiz” dedim Emine’ye. Emine ise benimle öyle bir alay etti ki kendinden emin tavrından söylediğinin doğru olabileceğini sezinledim ve gözyaşları içinde koşarak babamın yanına gittim. Çok korkmuştum, ölmek korkunç bir şeydi, kendimi güvende hissetmeye ihtiyacım vardı. Babama Emine’nin söylediklerini anlatınca babamın bana söylediklerini hatırlamıyorum ama o tatlı gülümsemesi ve beni sırtımı sıvazlayarak kucaklaması bugün gibi gözlerimin önünde. Birkaç dakika sonra gözyaşlarım yerini sonsuz bir güvene bırakmış bir halde balkonda, balonlarımı Emine’ye doğru uçurmaktaydım yine.

Gelgelelim oğlum Deniz’e… Deniz ilk ölüm korkusunu yaşadığında altı yaşındaydı. Off ne sorular ne sorular… Ne yazık ki ben babam gibi hazırlıklı değildim; Deniz’in kaygısı karşısında ne diyeceğimi, nasıl diyeceğimi bilemiyor ve bu nedenle sorularını unutturmaya, dikkatini başka şeylere yönlendirmeye çalışıyordum. Oysa çocuklar korkularını da sorularını da unuturlar mı hiç? İnanmadığım şeyleri söyleyemediğim gibi, inandığım şeyleri nasıl anlatabileceğimi de bilmiyordum. Bir akşam uykudan önce sohbetimiz sırasında yine sormaya başladı sorularını. Annelere bazen en beklenmedik anlarda sanki vahiy gelir, öyle bir şey söyler öyle bir şey yaparlar ki en açılmaz görünen kördüğümler çözülüverir. O akşam da öyle oldu. Hiç aklımda yokken en derinimden gelen neşeli bir güven duygusuyla: “Denizciğim nereye gideceğimizi bilmiyorum ama ben bunu hiç düşünmüyorum. Sana söz veriyorum nereye gidersek gidelim, birlikte gideceğiz, ben seni asla bırakmam!” dedim. Ahh… Yavrumun gözlerinde parlayıveren ışıklar birer kuş oldular da kanatlandılar sanki… O boncuk gözlerinde korkusundan özgürleşmesini seyrettim.

Bazen çocuklar için cevaplar aramaya gerek yoktur; çünkü tek ihtiyaçları güvende hissetmektir. Bende de öyle olmuştu. Babamın söylediklerini hatırlamıyorum bile ama babamdan bana akan o güven duygusu ben var oldukça baki kalacak.

En son ne mi oldu? Bir sene sonra, yine uykudan önce bir sohbetimizde Deniz dedi ki: Anne ben ölmekten hiç korkmam. Neden biliyor musun? Ben şimdi bu dünyada var olduğuma göre demek ki daha önce de vardım. Demek ki o zaman buradan gitsem de var olacağım, başka bir yerde başka biri olacağım.”

Kendisine sorduğumda bunu başka birinden öğrenmediğini, kendisinin böyle düşündüğünü söyledi. Belki öyle belki değil… Önemli de değil. Çocuklar cevapları bilirler, bulurlar. Tıpkı büyüdükçe başka başka cevapları da keşfettikleri gibi… Yeter ki korkmasınlar… Yeter ki hep güvende olsunlar…

 

Elif Demirbaş TOPCU
Latest posts by Elif Demirbaş TOPCU (see all)