Küresel Din Değişimi: İslam Ülkelerinde Güçlü Bağlılık, Hristiyanlık ve Budizm’de Kayıplar

Dini inanç, yüzyıllar boyunca insan topluluklarını şekillendiren en güçlü kimlik unsurlarından biri oldu. Ancak modernleşme, bireyselleşme ve sekülerleşme süreçleriyle birlikte birçok insanın çocuklukta içinde büyüdüğü dini terk ettiği bir döneme tanıklık ediyoruz. Pew Araştırma Merkezi’nin 36 ülkede gerçekleştirdiği son anket, küresel ölçekte din değiştirme eğilimlerini analiz ederken, Batı’da Hristiyanlığın ve Doğu Asya’da Budizmin ciddi kayıplar yaşadığını, buna karşın İslam’ın güçlü bir bağlılık oranı sergileyerek bu değişimlerden en az etkilenen dinlerden biri olduğunu gösteriyor.

Özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da dinle bağlarını koparanların oranı giderek artıyor. Güney Kore’de yetişkinlerin yarısı, Hollanda’da üçte biri, ABD’de dörtte biri artık çocuklukta mensup oldukları dini benimsemiyor. İsveç’te Hristiyan olarak yetiştirildiğini söyleyen her on kişiden üçü artık kendisini dindar olarak tanımlamıyor. Almanya’da çocukken Hristiyan olarak yetiştirilen her 20 kişiye karşılık, yalnızca 1 kişi yetişkinlikte Hristiyan oluyor. Bu rakamlar, özellikle Hristiyanlığın Batı’daki erozyonunu açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Benzer bir tablo, Budizm için de geçerli. Japonya ve Güney Kore’de çocukken Budist olarak yetiştirilenlerin kayda değer bir kısmı artık herhangi bir dinle özdeşleşmiyor.

Ancak tüm bu değişimlere rağmen Müslüman nüfusun yoğun olduğu ülkelerde dini bağlılığın büyük ölçüde korunduğu dikkat çekiyor. Türkiye, Endonezya, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde insanların yüzde 95’inden fazlası, doğdukları dini kimliklerini sürdürüyor. Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerde Hindu olarak yetiştirilen bireylerin neredeyse tamamı Hindu olarak kalırken, Müslüman nüfusun da aynı derecede bağlı olduğu görülüyor. İslam’ı terk edenlerin oranı dünya genelinde yok denecek kadar düşük.

Bu noktada akıllara, İslam’ın bağlılığını diğer dinlerden daha güçlü kılan unsurların ne olduğu sorusu geliyor. Bazı yorumcular, İslam toplumlarının muhafazakâr yapısına ve dinin kültürel bağlamda daha katı bir yere sahip olmasına dikkat çekiyor. Ancak Pew araştırması, meseleye yalnızca geleneksel normlar açısından bakmanın yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Batı Avrupa’da göçmen Müslüman toplulukların İslam’a olan bağlılığını sürdürmesi, dini kimliğin kolektif bir aidiyet unsuru olarak korunduğunu gösteriyor. Hristiyanlık, Batı toplumlarında giderek daha bireysel bir tercih haline gelirken, İslam, güçlü bir topluluk duygusu yaratarak dini bağlılığın devamlılığını sağlıyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer dikkat çekici nokta, din değiştirme oranlarının yaş, eğitim düzeyi ve cinsiyetle nasıl ilişkili olduğu. Genel olarak gençler, yaşlılara kıyasla din değiştirme eğiliminde daha fazla. Latin Amerika, Avrupa ve Kuzey Amerika’da 35 yaş altı bireylerin, 50 yaş üzerindekilere göre çocukluk dinlerinden kopma olasılığı daha yüksek. Benzer şekilde, yüksek eğitim düzeyine sahip bireyler daha fazla din değiştiriyor. Ancak bu durum da büyük ölçüde Batı toplumlarına özgü bir eğilim olarak öne çıkıyor. İslam ülkelerinde eğitim seviyesi yükselse dahi dini bağlılık büyük ölçüde korunuyor.

Pew araştırmasının küresel ölçekte çizdiği tablo, bir yanda Hristiyanlık ve Budizm gibi dinlerin mensuplarını kaybettiğini, diğer yanda İslam’ın ise bağlılık açısından en dirençli dinlerden biri olduğunu gösteriyor. Bu yalnızca toplumsal normlarla açıklanabilecek bir durum değil. Sekülerleşme Batı’da dinin toplum içindeki rolünü azaltırken, İslam dünyasında din, hem bireysel hem de kolektif düzeyde güçlü bir aidiyet unsuru olarak varlığını sürdürüyor.

Peki bu süreç, gelecekte nasıl bir yön alacak? Batı, dinin tamamen geri planda olduğu seküler bir topluma mı dönüşecek? İslam, modernleşme ve bireyselleşmeye rağmen bağlılığını korumaya devam edecek mi? Bu soruların cevapları henüz net değil. Ancak Pew’in sunduğu veriler, dinin küresel ölçekte dönüşüm geçirdiğini, ancak bu dönüşümün her inanç sistemi için aynı hızda ve doğrultuda ilerlemediğini gösteriyor. Bugünün dünyasında Hristiyanlık ve Budizm zemin kaybederken, İslam, kimlik ve bağlılık açısından en istikrarlı dinlerden biri olarak öne çıkıyor.