Türkiye’de inanç haritasının en görünür yüzünü üç büyük din oluşturuyor: İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik. Her biri hem tarihsel köklere hem de güncel tartışmalara sahip. Devletin yaklaşımı, toplumdaki algı ve bu inanç gruplarının kendi iç dinamikleri, Türkiye’deki din-siyaset ilişkisini şekillendiriyor.
İslam: Devletle iç içe, toplumun merkezinde
Türkiye’de en yaygın inanç kuşkusuz İslam. Nüfusun yüzde 99’a yakını kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Ancak bu geniş kimliğin içinde farklı mezhepler ve yorumlar var. Diyanet İşleri Başkanlığı, milyonlarca liralık bütçesiyle devletin dini alandaki en büyük kurumu. İmam atamalarından hutbelerin hazırlanmasına, hac organizasyonundan din eğitiminin içeriğine kadar geniş bir alana müdahil.
Ancak bu güçlü kurumsal yapı, beraberinde tartışmaları da getiriyor. Eleştiriler, Diyanet’in sadece Sünni-Hanefi yorumu esas alması, farklı İslami yorumları göz ardı etmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Toplumun bir kesimi ise Diyanet’in siyasallaştığı görüşünde.
Hristiyanlık: Azalan nüfus, canlı miras
Türkiye’de Hristiyan nüfusu bugün 100 binin altında. Oysa bu topraklar, Antakya’dan İzmir’e kadar Hristiyanlığın ilk yüzyıllarına tanıklık etmiş bir coğrafya. Bugün en görünür Hristiyan topluluklarını Ermeniler, Rum Ortodokslar, Süryaniler ve Katolikler oluşturuyor.
Son yıllarda patrikhane ve kiliseler, daha çok dini değil, kültürel ve diplomatik gündemlerle öne çıkıyor. Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümeniklik iddiası Türkiye ile Yunanistan arasında diplomasi konusu olmaya devam ediyor. Süryaniler ise özellikle Mardin ve çevresinde varlıklarını koruma mücadelesi veriyor.
Hristiyan azınlıklar için en hassas başlık, mülkiyet hakları ve ibadethanelerin restorasyonu. Geçmişte el konulan vakıf malları ve kiliselerin onarımı hâlâ sıcak tartışma konuları.
Yahudilik: Sessiz bir cemaat
İstanbul ve İzmir merkezli yaşayan Yahudi toplumu, nüfus olarak 15 binin altına düşmüş durumda. Osmanlı’nın hoşgörüsüyle yüzyıllarca varlık gösteren bu cemaat, bugün Türkiye’nin en sessiz topluluklarından biri.
Son yıllarda İsrail-Filistin hattında yaşanan gerilimler, cemaatin güvenlik endişelerini artırıyor. Sinagog önlerinde sıkı polis kontrolleri sıradanlaşmış durumda. Yine de Yahudi kültürünün mutfaktan müziğe uzanan mirası, İstanbul’un çokkültürlü dokusunda yaşamaya devam ediyor.
Ve Diğerleri
Üç büyük dinin gölgesinde kalan inanç grupları, Türkiye’nin en kırılgan topluluklarını oluşturuyor. Alevilerden Ezidilere, Bahailerden Yehova Şahitlerine kadar uzanan geniş yelpazede, ortak payda çoğunlukla görünürlük mücadelesi ve hak arayışı.
Alevilik: İtiraz ve kimlik arayışı
Türkiye’de milyonlarca insan Alevi kimliğiyle yaşıyor. Ancak bu geniş topluluğun yasal statüsü hâlâ belirsiz. Cem evleri, devlet nezdinde ibadethane sayılmıyor. Bu durum, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin en somut simgesi haline geldi.
Son yıllarda hükümetin “Alevi açılımı” adı altında attığı adımlar, Alevi örgütleri tarafından yetersiz bulundu. Bir yandan cem evlerinin kamusal destek alması, diğer yandan zorunlu din derslerinde tekçi yaklaşım sürmesi, çelişkili bir tablo oluşturuyor.
Ezidilik: Göçle azalan bir halk
Ezidiler, özellikle Irak ve Suriye’deki katliamların ardından dünya gündemine gelmişti. Türkiye’de ise en yoğun oldukları yerleşimler Mardin ve Şırnak’taydı. Ancak son on yıllarda yaşanan göçler, nüfuslarını neredeyse yok denecek kadar azalttı. Bugün sayıları birkaç binle ifade ediliyor. Ezidiler için temel sorun, hem toplumsal önyargılarla baş etmek hem de köylerine dönüp dönmeme kararı.
Süryanilik: Binlerce yıllık izler
Süryaniler, Anadolu’nun en kadim halklarından biri. Dilleri Aramice, kökleri Mezopotamya’ya uzanıyor. Bugün Midyat ve çevresinde küçük bir topluluk olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Mülkiyet davaları, manastırların korunması ve gençlerin büyük şehirlere göçü, bu cemaatin geleceğini belirleyen başlıca faktörler.
Bahailik ve Yehova Şahitleri: Tanınmayan inançlar
Türkiye’de resmi olarak tanınmayan inanç grupları arasında Bahailer ve Yehova Şahitleri öne çıkıyor. İbadet yerleri yok sayılıyor, faaliyetleri çoğu zaman yasaklarla karşılaşıyor. Bu durum, onların görünürlüğünü daha da kısıtlıyor.
Ateizm ve Deizm: Sessiz çoğunluğun yükselişi
Son yıllarda gençler arasında ateizm ve deizmin yükselişte olduğu sık sık dile getiriliyor. Ancak bu yükselişin kamusal görünürlüğü çok sınırlı. Dernekler ya da örgütlü yapılar zaman zaman baskılarla karşılaşıyor. Bu nedenle dinsizler, Türkiye’nin en görünmez azınlıklarından biri olarak kalıyor.
- Türkiye’nin Din Haritası - 29 Ağustos 2025
- Çocuk Yoksulluğu Derinleşiyor: 171 Bin Gelecek Risk Altında - 23 Ağustos 2025
- Sessizlik Duvarının Ardında: Gazze’de Kayıp Bir İnsanlık - 6 Ağustos 2025