Korona Günlerinde: Türkiye’nin yüzde 34’ü sosyal yardım aldı

Defne Altıok, DW

Araştırmalar Türkiye’de geçtiğimiz yıl nüfusun yüzde 34’ünün sosyal yardım aldığını gösterirken COVID-19 salgını ile bu oran daha da arttı. Sadece İstanbul’da yardım alan aile sayısı bir ayda en az yüzde 170 yükseldi.

Koronavirüse karşı Türkiye’de birçok farklı resmi kurum sosyal yardım faaliyetlerini artırdı. Bir yandan ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı’ projesi kapsamında ek devlet desteği açıklandı, diğer yandan da hem muhalefetten hem de iktidar partisinden belediyeler kendi kampanyalarını başlattı. Muhalefet belediyelerin bağış kampanyalarının İçişleri Bakanlığı genelgesiyle yasaklanması ve hesaplarının bloke edilmesi ise iktidar ve muhalefet partilerini karşı karşıya getirdi.

Peki koronavirüs krizinden önce Türkiye’de ne kadar sosyal yardım yapılıyordu? Yapılan yardımların etkisi ne olacak? Sosyal yardımlar üzerine çalışan uzmanlar, DW Türkçe’ye koronavirüs yardımlarını ve ne anlama geldiklerini yorumladı.

Salgından önceki yardımlar

Türkiye’deki sosyal yardımların en temel ayaklarından birini devlet kuruluşları oluşturuyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu kapsamdaki faaliyetleri yürüten asıl kurum olsa da Vakıflar Genel Müdürlüğü, MEB, YURT-KUR, TKİ-TTK gibi kurumlar da yardım dağıtımı yapan kamu kuruluşları arasında.

Yaşlı ve engelli aylığı, genel sağlık sigortası primleri, evde bakım, kömür yardımı ve öğrenci bursları gibi birçok alanda yapılan yardımlar sosyal yardım kabul ediliyor. Ayrıca bazı eğitim, sağlık, sosyal güvenlik harcamalarının yanı sıra belediye yardımları da kamu sosyal yardımına dahil.

Sosyal yardımın bütçedeki payında koronavirüs öncesinde de artış olduğunu söylemek mümkün. Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erdem Yörük’ün DW Türkçe ile paylaştığı veriler, bu artışı ortaya koyuyor.

Yörük’ün yayın aşamasındaki “Türkiye’de Refah Devleti’nin Siyaseti” kitabı, kamudaki sosyal yardım payının yıllara göre dağılımını gösteriyor. Türkiye’de özellikle son 20 ile 30 yıl arasında büyük bir dönüşüm olduğunu belirten Yörük’ün sağladığı verilere göre, 1980’de sosyal yardımların gayri safi milli hasıladaki (GSMH) oranı sadece yüzde 2,2. Ancak bu oran, özellikle 1995’ten itibaren büyük bir ivme kazanarak 2009 yılında yüzde 13 ile tepe noktasına ulaşıyor, 2016’da ise yüzde 12.5 oluyor.

Nüfusun yüzde 34’üne sosyal yardım

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayınlanan faaliyet raporlarında da Bakanlık aracılığıyla sosyal yardımlardan yararlanan kişi sayısının yıllar içerisinde arttığı belirtiliyor.

Her yıl yardımlardan yararlanan kişi sayısına ve harcamalara dair detaylı bilgiye resmi verilerden ulaşmak ise mümkün değil. Ancak Bakanlık raporlarında, 2017’de 3,2 milyon hane için 36 milyar TL ve 2018’de 3,5 milyon hane için 43 milyar TL harcandığını belirtiyor. Türkiye İstatistik Kurumuna göre ortalama hane halkı büyüklüğü 3,35 kişi.

Cumhurbaşkanlığı 2020 Yıllık Programı’na göre ise belediyeler dışındaki kamu kuruluşlarının sosyal yardım harcamalarından 17 milyona yakın kişi yararlamış. Aynı rapor, belediyelerin tüm sosyal yardımlarının 2016’da 2,1 milyar TL, 2017’de 3,2 milyar TL ve 2018’de 4,9 milyar TL’ye ulaştığını belirtiyor.

Araştırmalar, kamu dışındaki yardımlar da göz önüne alındığında yardım alan kişi sayısının çok daha fazla olabileceğini gösteriyor. Yörük’ün KONDA ile birlikte yürüttüğü anket araştırmasından DW Türkçe ile paylaştığı bilgilere göre, nüfusun yüzde 34’ü son bir yıl içerisinde sosyal yardım aldığını belirtiyor.

Yoksulluğun payı ne?

Daha önce memur ve işçilerin yardım aldığını, kayıt dışı çalışanların yardım alamadığını vurgulayan Yörük’e göre, “2000’lerden sonra istihdam statüsünün yerine gelir düzeyinin ana kriter haline gelmesi, yani yoksulluğun bir kriter haline gelmesi” artan yardımların en önemli nedenlerinden biri oldu.

Türkiye’deki insanların yüzde 42’sinin asgari ücretle geçindiğini ve düzenli geliri olmayan milyonlarca insan bulunduğunu söyleyen Yörük, “Demografik ve ekonomik dönüşümün sonucu olarak, Türkiye’de artık en kritik toplumsal gruplardan bir tanesi yoksullar” yorumunda bulunuyor. Aynı zamanda, AKP’nin seçim başarısı için en önemli faktörlerden birinin partinin dağıttığı ve yaygınlaştırdığı sosyal yardımlar olduğunu belirtiyor.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu’nun merkez müdürü Doç. Dr Volkan Yılmaz da sosyal yardımlara olan talebin ekonomik koşullarla ilişkisini vurguluyor. Yardımların özellikle AKP döneminde arttığını belirten Yılmaz, “Alanın esas olarak genişlemesi 2001 ekonomik krizi sonrasında gerçekleşti. Krizde şartlı nakit transferleri uygulanmaya başlandı. 2002’den itibaren de hem mevcut programlara erişim arttı ve hem de yeni bazı programlar geliştirildi” diyor.

Yoksulluk ve sosyal politika alanında çalışmalar yürüten araştırmacı Doç. Dr. Burcu Yakut-Çakar ise hükümet bütçesinden sunulan yardımlardan yararlanan kişi sayısına bakarak ülkenin ekonomik durumuna ilişkin tespitte bulunmanın yanıltıcı olacağı görüşünde.

Yakut-Çakar, koronavirüs kapsamında artan yardım talebini ise “Çalışma yaşamında istihdamın güvencesiz, düşük ücretli işlerde daha fazla artması, pandemi döneminde ise başta bu tür işlerde olmak üzere kitlesel ve yıkıcı bir işsizlik dalgasının ortaya çıkması, artan sayıda haneyi yoksulluk riskiyle karşı karşıya bırakmış ve dolayısıyla da sosyal yardıma muhtaç duruma getirmiş durumda” şeklinde yorumluyor.

İstanbul’daki hanelerin yüzde 14’üne yardım

Koronavirüs kapsamında Cumhurbaşkanlığı tarafından başlatılan “Bizbize Yeteriz Türkiyem” kampanyasında 850 bine yakın bağışçı tarafından 2 milyar TL’ye yakın bağış toplandığı belirtiliyor. Hükümet, aynı zamanda, Pandemi Sosyal Destek Programı kapsamında 5,3 milyon haneye bir kereye mahsus 1.000 TL’lik nakit yardımı yaptığını açıkladı.

Nisan ayında, Ankara ve İstanbul gibi muhalefete mensup belediye başkanlarının yardım toplama kampanyaları ise İçişleri Bakanlığı genelgesiyle yasaklandı ve milyonlarca TL tutarındaki bağışların bulunduğu hesaplar bloke edildi. Ancak belediyelere yapılan sosyal yardım başvuruları da, kampanyalar da devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Nisan ayının başında yaptığı açıklamada 230 bin aileye sosyal yardım yapıldığını belirtmişti. Nisan’da yapılan başvuru sayısının ise 682.697’ye çıktığı, Mayıs ortasına gelindiğinde ise bu sayının yüzde 140 artış göstererek 955.144’e ulaştığı bildirildi. Bu verilere göre, İstanbul’daki hanelerin yüzde 14’e yakını İBB’den sosyal yardım alıyor.

Ankara’da ise 120 binden fazla aileye yardım yapıldığı açıklandı. Askıda fatura uygulamaları İstanbul, İzmit, Antalya, Ankara, İzmir, Aydın ve Edirne gibi belediyelerde uygulanıyor. Kapatılan faturaların değeri ise milyonlarla sayılıyor.

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları