Komünizm adası: Dersim

Hayaller, başlangıçtır. Her eylemin evvelinde hayal vardır. Hayal edebiyatta, sinemada, siyasette olmazsa olmazdır. Aşkta mı, hayal her şeydir. Bu karanlık ülkede yıllar önce solcu bir parti, kendisine aşkın ve devrimin partisi demişti.

Hayallerin mekânı farklı farklıdır. O, gece derin bir uykuda veya bir öğleden sonrası kestirmesinde ruhunuzu ele geçirebilir. Daha büyük hayaller ise insanın bireysel dünyasını aşar. Bu mekân, bazen bir keşiş mekanı, bazen bir ulu dağ mağarası, bazen de unutulmuş tozlu bir tapınaktır. Ortadoğu’da çöldür, Avrupa’da adadır.

İlk sosyalistler hayalciydiler. Daha ortada ne kapitalizm, ne de makineler vardı. Eşit ve adil toplumun kurucuları henüz ortaya çıkmamıştı. Ama Saint Simon’un, Charles Fourier’in ve Robert Owen’in beklemeye ne mecali, ne de niyeti vardı. Bireycilik, amansız rekabet ve her türlü kötülüğün kaynağı özel mülkiyete karşı tepki dolu olan bu yazarlar, israfçı, adaletsiz ve plansız olan kapitalizme karşı eylemlerini hayata geçirmeye de çalıştılar.

Simon, iyiliksever bir fabrika düzeni kurarak sınıf kavgasına son verileceği hayalini kurdu. Fourier’e göre, insan tutkulu bir varlıktı ama kapitalizm tutkuları öldürüyordu. Kapitalizmin savurganlık, rekabetçilik, bunalım ve diğer hastalıkları ancak büyüklüğü beş bin hektarlık toprak parçaları üzerinde kurulacak falansterlerde insanlar bin 600 kişilik gruplar halinde yatıp kalkarak çalışma ve yaşamalarıyla engellenebilirdi. Salonlar, yemek evleri ve mutfaklar ortaktır. Falanster’lerde herkese tutukusuna göre iş verilecek, böylece çalışma zevkli ve gönüllü olacaktır.

Sosyalizmin İngiltere’deki temsilcisi Owen ise, işçilerin ve çalışanların yoksulluğundan derin bir üzüntü duymuş, yaşamını onların çalışma koşullarının düzeltilmesine adamıştır. Owen, büyük bir toplum reformcusu ve kooperatifçiliğin de ilk öncülerindendir. Köy ve fabrikayı, çalışanların insani şartlarını iyileştirmek için planlamış, fabrikaların yanında okul ve kreşler kurulmasını savunmuştur. Onun toplumsal örgütlenme modeli New Lanark adını almıştır. Ona göre, toplumsal kötülüğün kökeninde yarışma vardır ve buna karşı dayanışma sağlanmalıdır.

Thomas More’nun ütopyası bir adada geçer, ada ütopyanın bizatihi kendisidir. More da, eşitlik ve adalet hayallerine ruhunu kaptıranlardandır. Ütopya’da bütün mallar, mülkler ortaktır, altın ve gümüş değersizdir. Bir kişinin elde edibileceği toprak ve para sınırlandırılır. Özel mülk düşüncesini kökünden kurutmak için, her on yılda bir ev değiştirilir ve herkesin oturacağı ev kura ile belirlenir. Ütopya’da yasalar azdır, yirmi dört saatin yalnızca altı saati çalışmaya ayrılmıştır, üç saat öğleden önce yemeğe kadar, üç saat de iki saatlik dinlenmeden sonra akşam yemeğine kadar. Ütopya’da hayvan kestirilmez, acıma duygusunu yok eder, diye. Kadınlar on sekiz, erkekler yirmi iki yaşından evvel evlenemezler.

Dersim Anadolu’nun ortasında, dört dağın içinde, sıkıştırılmış, yapayalnız bir yerdir. Etrafında deniz yoktur, bu yüzden ada sayılamaz, ama içinden binlerce senedir iki sessiz nehir birden geçmektedir. Burada komünizm hayali hep vardı. Geçen yüzyılın ortalarında köylere tapu için takım elbiseli memurlar ilk defa geldiğinde, köylüler toprağın tapulanmasını anlayamamış, tuhaf karşılamışlardı. Köy, su ve toprak Hakk’a aitti, onu tapulamak da neydi. Henüz bir öğrenci olan İbrahim Kaypakkaya geldiğinde ise köylüler onu bağrına sevinçle basmışlardı.

Ve bu eski ve yorgun kent, iki gün evvel yine bir tuhaflıka imza attı ve Türkiye tarihinde ilk kez bir komünisti, kendisine belediye başkanı olarak seçti. Koyu karanlığa itilmiş bir ülkenin biricik eşitlik ve aydınlanma adası olduğunu yeniden kanıtladı. Fatih Mehmet Maçoğlu, Ovacık’ta kurduğu küçük tarım kooperatifiyle ilk kez adını duyurduğunda, kendi dünyasında eşitlik, kardeşlik ve dayanışma hayali görüyordu. Simon, Fourier ve Owen’den iki yüzyıl sonra onlarla aynı tutkulu hayali gören Fatih Maçoğlu, şimdi bunu tüm Türkiye’ye yaymayı amaçlıyor.

BirGün, 2.4.2019

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları