Guguk Kuşu Filmi İzleme Rehberi (Büyük Hemşire)


Pehlivan tefrikasına dönen yazının sonuna geldik şükürler olsun. Mevzumuz hemşire Ratched, yani Büyük Hemşire; Hemşirenin etkili bir profili sunuluyor filmde. Bu yazıda hemşirenin birkaç özelliğini vurgulayacağım sadece. 

Milos Forman, romanı sinemaya adapte ederken romanın aksine, koğuşa ve hastalarla olan terapi ve benzeri toplantılara, doktorları, internleri psikologları, uzmanları, elektroşokçuları ve benzeri unvan sahiplerini sokmamış. Çünkü romanı okuyanlar bilir ki, onların yaptığı ve söylediği her şey, hemşirenin kararı karşısında hükümsüzdür. Son sözü daima hemşire söyler. Zaten Büyük Hemşire yalnız kara oğlanların seçicisi değildir. Doktorları da o seçer; İstemediği “doktorlar üç hafta, üç ay dayanabilirler.

Nitekim, kurtuluşunu sağlayacak olan heyet toplantıda McMurphy’nin gönderilmesi kararına karşı çıkar: “Bu başımızdaki bir sorunu başkalarına yüklemek olur. Gerekirse haftalarımız, aylarımız, hatta yıllarımız var… Bu hastanede geçireceği süre yalnızca bize bağlı. Şimdi, konuşacak başka bir şey yoksa…” diyerek toplantıyı sona erdirir.

Hemşire, McMurphy’nin hesabını kendisi görmeye kararlıdır, çünkü Randle Patrick McMurphy’nin kişilik bütünlüğünü henüz parçalayamadığının farkındadır; “Bir psikopat olarak McMurphy, Bay Randle Patrick’e düşkündür.” demektedir ve McMurphy’yi (Öteki Beni) iğdiş edemezse, Randle Patrick (Ben) ile birlikte yok edecektir onu. 

Hemşireye göre cinsellik zayıflıktır ve bu zayıflık sadece bedenin meselesidir. Ve o herkesin zayıflığını ortadan kaldırmaya kararlıdır. Elindeki kadınlara mahsus çantada “kadınların taşıdığı türden şeyler yoktur, görevi sırasında kullanması gereken tekerlekler, dişliler, çarklar, haplar, iğneler, forsepler, kerpetenler, bakır teller” vardır.  

Suratına gülücük kondurulmuş, hiçbir canlı sıcaklığın eritemeyeceği buz kalıplarından müteşekkil” cinsiyeti olmayan bir seramik biblodur, dakik ve sevecen bir makinadır hemşire. “Çelik kapıyı kilitleyip gitmeden önce ‘İyi geceler çocuklar, yaramazlık yok, ha!demeyi ihmal etmez.

Ve bir de memeleri. Üretimde bir yanılgıya düşülmüş besbelli. Kusursuz bir parçaya o iri, kadınsı memeleri koymak! Büyük Hemşire’nin bu işe nasıl bozulduğu da belli oluyor zaten.” 

Hemşire göğüslerinin fark edilmesinden nefret eder ve bu nefreti Harding’in ve diğerlerinin üstüne kusar; “Bay Harding’in sorununu konuşuyorduk… Karısının çok iri göğüsleri olduğunu, sokakta yürürken erkeklerin dikkatini çektiğini, … karısının iri göğüsleri yüzünden aşağılık duygusuna kapıldığını da belirtmişti.” diye açar aşağılama seansını. 

Çocukluk günlerimden hatırlıyorum. Erkek sığırı yere yatırıp, bir metreye yakın kolları olan bir kerpeteni testislerinin dibine geçirip sıkarlardı. Kocaman gövde serbest bırakıldığında, boynuna boyunduruk vurulup çifte sürülecek, iğdiş bir hayvan olarak yerinden kalkardı. 

Büyük Hemşire de kurbanlara aynı operasyonu uyguluyor ama testislerine değil, beyinlerine. Tüm her şey düzen ve uyum içindir elbet; “disiplin ve düzeni yalnızca sizin iyiliğiniz için kurmaya çalıştığımızı anlayacağınızı umuyorum” der.

Hemşirenin adı gibi kendisi de metafordur; Biliyoruz ki, toplumsal otorite biçimleri erkektir. Ancak bu durum kadınların bu rolü oynamadığı ve terör iktidarı kuramayacağı anlamına gelmez. 

Şef Broomden’in beyaz annesi, kombineye uyum adına Kızılderili babasını çürütmüştür. Kocasının iyiliği için elbette.

Harding’in karısı, kombinede konum adına Harding’i aşağılamaktadır. Harding’in iyiliği için elbette.

Billy Bibit’in annesi, kombinedeki kimliğini koruma adına Billy’yi intihara sürüklemiştir. Billy’nin iyiliği için elbette. 

Bizim koğuştan geçici bir süre için gönderildiğim Britanya adlı koğuşta “Demir Hemşire” vardı. Koğuşun hemşiresi olur olmaz İrlandalılara dünyanın kaç bucak olduğunu göstermiş, açlık grevlerinde ölenleri umursamamış, yeni vergiler koymuş, Falkland Adalarında Arjantin’e savaş açmıştı. Sonra da başta Telekom olmak üzere, satışa geçmişti. Slogan da çok çekiciydi; “Freedom of Speech For Everybody!” Britanyalılara, telefon özelleşince özgürce konuşabileceklerini müjdeliyordu. Britanya halkının iyiliği için elbette.

Buralarda da bir “Sarışın Hemşire” vardı bir zamanlar. Elinde infaz listeleriyle dolaşırdı o da, infazların çetelesini tutardı. Türk halkının iyiliği için elbette.

Bütün bunları yazmama vesile olan “İyi Hemşire”yi unutmadım tabi. İçinden geldiği nasyonalist yapının başına talip olunca, barikat kurmuşlardı önüne ve kendisini engellemek isteyen kocasına “Sana ne oluyor?” diye bağırmış ve oğluna dönüp “Al şu babanı!” diye emretmişti. Kocasının iyiliği için elbette.

Dede kontenjanından bir vekil “hemşire” daha vardı. Dersim’e Dersim dendiği, helalleşmeden söz edildiği günlerde kıyamet koparanlar arasındaydı; “Dedemgiller Dersim’i medenileştirmek için katlettiler. O medenileştirdiklerimizden biri, şimdi dedemin koltuğunda oturuyor” mealinde bir şeyler söylemişti. Kurucu ideolojinin kutsiyeti için elbette. 

Kombinenin ‘hafif’ kadın karakteri olarak sunulan Candy’yi anmazsak ayıp olacak. Ken Kesey’in hinliklerinden biridir kendisi; Kombinenin bekası adına elini kana bulamamış, kimseyi aşağılamamış bir masumiyet metaforudur. Gerçekte o, toplumsal ahlakın standartlarına uygun diğer kadın figürlerinin hepsinden daha samimi, daha insan biri olarak sahnededir. 

Hasılı kadın ya da erkek, kimse eline geçirdiğinde gücü kullanım kılavuzuna göre kullanmaktan imtina etmez. Ayrıca ‘hemşire metaforu’, yazı serisine yol açan iddiamızı da destekliyor. Rol icrasında, güç ve otorite kullanımında, kombinede etkili bir aparat, işlevsel bir makina olma bakımından cinsiyetin, sosyal ve etnik kimliğin hiçbir önemi yoktur. Gücün ve terörünün cinsiyeti yoktur çünkü.

Şimdi soralım; bizim “iyi hemşire”, kombinedeki kumanda kabinine oturursa, bu yazı serisi boyunca özetle değinilen otorite araçlarının hangisinin kullanımından vazgeçecek? Araçları mı daha “modern ve laik” olanlarıyla değiştirecek, yoksa araçları kullananları mı? 

Hakikat şu ki, varlığını farklı kademeler itibariyle sınıflandırıp mahkum ettiği deliler topluluğuna borçlu olan müesses nizam sürdükçe kötü hemşireyle iyi hemşirenin yer değiştirmesi bir aldatmaca olarak kalır. Ve müesses nizamın muhafızları olarak bakıcıların, gardiyanların, elektroşokçuların, lobotomistlerin, psikiyatrist ve psikoterapistlerin tanımlanmış fonksiyonlarında anlamlı bir değişiklik yapma imkan ve ihtimali eşyanın tabiatına aykırıdır.

Şimdi filmi yeniden izlemeye ne dersiniz? Biletler benden.

M. Şirin ÖZTÜRK
Latest posts by M. Şirin ÖZTÜRK (see all)