“e. yolla gitsin…” | Emine Akı

Bazen olur böyle…

Yazasım gelmez… Bir şey yapasım gelmez… Hatta bir şey diyesim gelmez… Bu ara öyle… Akıl da karışık azcık… Gönlün de malum ayağı kırık… İşte böyle zamanlarda…

Oturur seyrederim âlemi…

Âlem bialem…

Türlü türlü haller içinde…

Samimiyetin suyun sıkıldığı zamanlarda yaşadığımızdan, içtenliği olmayan samimiyetlerde yorulduğumuzdan; bazen bu haller bana bin ışık yılı uzak geliyor…

Yazamamak hiçbir şey yapmamak eyleminin, edebi metin bağlamında gerçekleştirilen halidir. Yansıması hiçbir şekilde pozitif kazanç veya getiri sağlamayacak bir eylemsizlik süreci olsa da, götüreceği bir şey de olmayacağı için kayıptan saymak yanlış olur.

Yazmamak eyleminin anlam kazanabilmesi için daha öncesinde -ve özellikle çok miktarda-yazmış olmak gerekir kanaatimce. Ki öyle yapıyorum sürekli. Yazıyorum, yazarak isyan ediyorum…

Maksat ne olursa olsun, hedef kitlede veya hedef tahtasında kim olursa olsun yazmamak/konuşmamak bilinen en eski ve en kolay tepki yöntemidir.

“Yazı piç” ise, babasızlığı pekiştirmektir yazamamak… Ne derler…”anne vâkidir, babaysa bir rivayet”.

Bilir misiniz “vaki” ne demektir… “olan” demektir ama aynı zamanda “koruyan”da demektir… Ağırdır cümlenin anlamı… Belki de o nedenle “baba”lar pek anlamaz halden, bunca iş açar evlatlarımızın başına…

İşte o nedenle sahipsiz yazılar, hale ahvale tercüman olmuş ama kimsenin üzerine almadığı yazılar babasız çocuklardır…

Kafka “cinnete davetiye çıkarmak” der yazmamak için…

Çok yazınca, üslup bozuluyor, yazının bir ağırlığı kalmıyor, yoğunluk kaçıyor; tabii bu ortalama bir zihin için söylediğim şey, yoksa durmadan üretip yoğunluğu muhafaza edebilenler de vardır. Ben o olağandışı beyinlerden değilim elbette…

İşte bu durumu kompanze etmek için, bir nadas halidir yazmamak, biraz da düşüncelerin toparlanması, düzgünce ifade bulması ve belki de Türkiye gibi ülkelerde “ehere mehere otu boku gidip bloğuna, facebooka yazıyo la” vaziyetine düşmemek için yapılan eylemdir “yazmamak”… Yazmak istememek… Çünkü yazdığımı sebepsiz üstüne alınan, sebebi varken alınmayandan fazladır…

İlk yazmaya başladığımda kâğıt-kalem ve ben vardık. Üniversitenin ikinci sınıfında daktilo-kağıt ve ben bir araya geldik… Yıllardır değişik bilgisayarlar-klavye ve ben varız… Yazarken biten kalemler gördüm, harfleri takılan, çift vuran daktilolarla yazdım, klavyesi düzgün basmayan bilgisayarlarla yazdım ama hep yazdım…

Yaşama dair yazdım, arkadaşlığa dair yazdım, ana, baba, evlat, kardeş, yanlış için yazdım, geçmişe dair yazdım, unuttuklarımı hatırladım yazdım, unutmak istemediklerimi yazdım ama hiç “sevgili” için yazmadım… Sevgiden, sevgiliden bahsi geçen şeyler yazdım da, ima ettim de ama hiç “sevgili” için yazamadım… Oysa bir gün sevgiliyi yazmak lazım… İnsan neler yapar sevgili için… Onur, gurur darmadağın olur da insan toplar kendinin olmayan bir pisliği… O sebep yazmak ağırdır bazı konularda… Yazamamak en çok o noktada yapışır kalır bünyeye…

Bazen öyle bir hadsizlik, haksızlık hisseder ki ruhunuz yazsanız olmaz, yazmasanız olmaz… Onca kalabalığın içinde der ki yüreğiniz çok dağıldık müdür toplanalım…

İnsan yazdığını unutur ama yazmaya çekindiği aklında kalır hep…

Bu konuda yazmaya dair kendi kendime yaptığım başarısız denemelerim var elbette… Yazar sonra seçerim yazıyı ne yapacağımı…

a- sil

b- kenarda dursun

c- neden bunu yazdım ki? Diye kendine sor, sil

d- çöp kutusu da dolmuş, sakla bari…

e- yolla gitsin… Herkes okusun…

Yine yazdım; yolluyorum… Varlığı ile insanı hasta eden kindar ablalara gitsin… Gizli gizli bizi okuyan, takip edip yokmuş gibi yapanlara gitsin, haddini bildiği, edepli olduğu için bu hayatı omuzlarında taşıyanlara gitsin, sağlığından olanlara gitsin, her şeye hakkı var sananlara gitsin, canımızı bencillikleriyle yakanlara gitsin, kul hakkı yiyenlere gitsin, kötülük ettiğini fark etmeyenlere gitsin, kötüyüm ben yaşasın diyenlere gitsin, ben böyleyim deyip kesip atanlara gitsin, almayı bilip verirken eli titreyenlere gitsin, işine lazımken günde beş kere arayıp işi bitince sırt dönenlere gitsin, yanındayım deyip ilk fırsatta hainlik yapanlara gitsin, varsa bir hakkımız birilerinde helal olsun gitsin… Yazılamaz şeylerde var yaşamda… Uykumuzu piç edenlere de gitsin…

Onları bırakın gitsin… Yazarsanız önce sizi acıtır yazmayın bitsin…

SU AKAR YOLUNU BULUR…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları