Faşizm ve Toplama Kampları VII

Ölümler sessizliktir. Ölümler suçtur, ölümler kayıtsızlıktır, ölümler çaresizliktir. Çünkü ölümler hikâyelerden kopar-kopartılırlar; başka adlarla, farklı kelimelerle anılmaya başlanırlar.” [20]

Geçen bölümde Yahudiler, Çingeneler ve muhalifler evlerinden zorla çıkartılıp, önce gettolarda, sonra da toplama kamplarında yaşamaya mahkûm edildiklerini, birçoğunun açlık, hastalık, havasızlık ve soğuktan öldüklerini, milyonlarca insanın gaz odalarında ve akıl almaz bir vahşetle deneylerde kobay gibi kullanıldığını, öldürülenlerin parmaklarındaki yüzüklerin, ağzındaki altın dişlerin sökülüp devlet bankasına gönderildiğini, çoğunun mezar taşlarına isimlerinin yazılmasının yasaklandığını ve isimsiz ölümlere zemin hazırladığını yazmıştık. Azınlık ve muhaliflerin insanlık dışı muamelelere tabi tutulduğu, köle gibi çalıştırıldıkları, ırkçı Almanların vicdanlarının tamamen karardığını, yok olduğunu insanlıktan uzaklaştıklarını belirtmiştik. Naziler; Yahudi, Çingene ve şüpheli katliamlarını, Avrupa’nın işgal altındaki ülkelerinde sistematik ve bilinci bir şekilde izole edilen yer, mahal ve bölgelerde yaptılar. Bu izole yerlere göz atmak istiyoruz.

Gettolar

Polonya’nın işgalinden yaklaşık bir yıl sonra Naziler, Yahudi ve şüphelilerin ölüm kamplarına gönderilmesinden önce bekletildikleri ve kontrol altında tutuldukları getto adı verilen bölgeler kurdular. Tıpkı toplama kampları gibi gettoları da Yahudi ve Çingenelere yaptırdılar, sonra da öldürüldüler.

Kökeni belli olmayan bu sözcük İtalyancadır. TDK’ya göre anlamı, “bir kentin, herhangi bir azınlık kümesince kendiliğinden yerleşilen kesimi” diye geçmektedir. Yahudilerin zor yoluyla yerleştirildikleri ve bu yüzden de sonunda sinir zayıflamasına varan davranış kalıpları oluşturdukları, kent dışında bir yerleşim alanı demektir. Modern kölelik döneminde “varoş”larla paralel bir yerleşim birimi olarak kabul edilir.

Gettonun özelliği ve kuruluş amacı ne olursa olsun, belli bir azınlığın sürülme yeridir. Naziler, Aryan ırkı diye tanımlanan Ari ırkını Yahudi ırkından ayırmak için tüm Yahudileri ayrı küçük mahallelere yerleştirdiler.

İlk Yahudi gettosu Polonya’nın ikinci büyük kenti olan Lodz’da 1940 yılında kuruldu. Aynı yıl ve müteakip yıllarda diğer illerde de gettoların kurulumu devam etti. 1941 yılında da Varşova gettosu açıldı. 14 kişinin sığdırıldığı bir gözlü hanede izdihamlar yaşanmıştı. Yine 1.500 hane için bazı başka binalar tahsis edilmiş, buralarda da insanlar nefes almada zorlanmıştı. Yahudiler bu gettoda iki yıl açlık, susuzluk ve sağlıksız koşullarda yaşadıktan sonra toplama kamplarına götürüldüler.

Eylül 1942 tarihinde Varşova kentine yaklaşık 80 km. mesafede bulunan Treblinka Kampı’na 300.000 Yahudi gönderildi. Kısa süre sonra 260.000 Yahudi katledildi. Geriye kalanlar, içinde 1.000 kişilik bir Yahudi grubu Almanlara saldırdı. Bu gettoda kalan 40.000 kişi ile birlikte 1943 Mayıs ayında katledildiler. Getto bombalanarak yok edildi [21].

Pogromlar

Pogrom, Rusça bir kelime olup, Yahudilere yapılan soykırım anlamında kullanılmıştır. Planlı katliam da denilebilir.

İlk pogrom, M.Ö. 167 yılında Yahudilerle Yunanlılar arasında “Makabi ayaklanması” diye tarihe geçmiştir. Haçlı Seferleri sırasında da Avrupa’da yaşayan Yahudilere karşı birçok pogromlar yapılmıştır. 1096 tarihinde Fransa ve Almanya’da, daha sonraki yüzyılda İngiltere Londra ve York pogromları buna örnek olarak gösterilebilir. 1543 yılında Protestan reformcu Martin Luther, “Yahudiler ve Yalanları” adlı kitabında birçok pogromlar yapılmış, diye yazmıştır. Çarlık Rusyası’nda 19. yüzyıl ile Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında 2.000.000 civarında Yahudi, imparatorluktan kaçmak zorunda kalmıştır. 1931 tarihinde Yunanistan’da da pogrom yapmıştır. Türkiye’de İstanbul’da 6-7 Eylül 1955’te pogrom tanımına uygun dehşet yaşanmıştır [22].

Pogrom, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı döneminde bazı Avrupa ülkelerinde yerel nüfuslar tarafından zaman zaman başvurulan bir katliam yöntemidir. Bazı pogromlar kendiliğinden, bazıları da Nazilerin teşvikiyle ve Yahudilere yönelik olmuştur. Bunların arasında en korkuncu 30 Eylül 1941 tarihinde Laşi Pogromudur. 14.000 Yahudi, Romenler ve polis tarafından katledildi. Temmuz 1941 tarihinde de Polonya’nın Jedwabne pogromunda 1.600 civarında Yahudi yerel Polonyalılar tarafından öldürüldü.

Ölüm mangaları

Ölüm mangaları, işkenceler, kayıplar, yargısız infazlar ve cinayetler gibi devlet tarafından faili meçhule uğratılan eylemleri yürütmek amacıyla militarist ve paramiliter birliklerin kurduğu resmi ve gayri resmi örgütlerdir. Nazi Almanyası’nda Einsatzgruppen (Hareket Birlikleri) Holokost’un bir birimi olarak çalışmıştı.

1941 yılında Litvanya’nın büyük bir bölümü Alman ordusu tarafından işgal edildi ve ülkenin Yahudi halkı Holokost’a (Yahudi Soykırımı) tabi tutuldu. Savaşın başlarından Litvanya’daki Yahudilerin sayısı 250.000’e yakındı. Alman işgali altında bu nüfusun % 90’ı ortadan kaldırıldı [23]. 1942 kışında başlayan işgal ile Beyaz Rusya, Letonya, Estonya, Ukrayna, Moldova ve Litvanya’da yoğunlaştı. 220.000 Yahudi aynı yıl içinde katledildi. Buna göre;

  • 1939 tarihinde Naziler toplu infaz yöntemi olan gazla Yahudileri öldürdüler,
  • 1941 yılında anti partizan operasyonunda 700 Kızıl Ordu Askeri, 1.100 Partizan ve 14.178 Yahudi öldürüldü [24].
  • Aynı yıl içinde dört ayrı “hareket birliği” sırasıyla 125.000, 45.000, 75.000 ve 55.000 Yahudi’yi öldürdü. Genelde hepsini şehir dışında toplu mezarlara koyarak üzerlerine el bombası atıldı.
  • 30 Eylül 1941 tarihinde yapılan bir operasyonda 33.771 Yahudi öldürüldü [24].
  • Kasım 1941 tarihi itibariyle kapasitesi 100 kişilik olan kamyonetlerle Yahudi taşındı. Chelmno toplama kampına 15 kamyonetle 500.000 Yahudi, Romen ve diğer azınlık ile muhalifleri intikal ettirmek için kullanıldı. Ayın sonunda 97.000 kişi öldürüldü [24].

İmha Kampları

Yahudiler, öldürülmeden önce bu kamplarda tutuluyordu. Varşova gettosu yaklaşık 3.500 dönüm arazi üzerinde kuruluydu ve bu kampta sayıları 500.000’e varan Yahudi yaşıyordu. 1942 Temmuz’unda 1.000’den fazla Yahudi Treblinka’daki imha kampına gönderilmeye başlandı. Kamptaki Yahudilerin silah deposundan temin ettikleri eski, kullanılmaz durumdaki silahlarla gardiyanlara saldırdı. Dört gün süren çatışmanın ardından 50 Alman ile çok sayıda Yahudi öldürüldü. Almanlar geri çekilerek 19 Nisan’a kadar nakil işlemlerini durdurdular.

1943 yılında üç kampta Yahudi ayaklanması yaşandı. Bunlar, Çestohova, Bialystok ve Varşova gettolarında yaşanan ayaklanmadır.

Polonya’nın Çestohova kentinde Almanlar tarafından kurulan gettoda 4 Ocak 1943 tarihinde başlayan ayaklanma başarılı olamamış ve misilleme yapan 50 Yahudi genç öldürülmüştü. Asıl büyük ayaklanma Haziran 1943 yılında yaşandı. Polonyalı Yahudi Muharebe Örgütü tarafından başlatılan ve destek gören ayaklanma beş gün sürebildi. Bu ayaklanma sonucunda 2.000 Yahudi katledildi.

Varşova Gettosu ayaklanması en kapsamlı olanıydı. Treblinka İmha Kampına gönderilmek istenen Yahudiler direnmeye başladı. Polonyalı Yahudi direnişçi örgütlerine siviller de katılınca sokak çarpışmalarına dönüştü. 19 Nisan 1943 tarihinde başlayan ayaklanmada Almanların amacı, 20 Nisan Führer’in doğum günü onuruna gettoyu temizlemekti. Bunun için özel bir harekât başlatıldı. Ancak yeraltı karargâhına ulaşamadı. Sığınakta saklanan siviller teslim oldu. Ayaklanma, yaklaşık bir ay sürdü. 600 kişinin katıldığı ayaklanma, 16 Mayıs günü kanlı bir şekilde bastırıldı. Bu direnişe Polonyalı Yahudi direnişçi örgütleri ile 70.000’den fazla sivil katılmıştı. Ayaklanmada ölenlerin sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte Almanlardan yaklaşık 350 kişi, Yahudilerden de ilk etapta 7.000 insan öldürüldü. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra Getto imha kampı 56.000 Yahudi’ye mezar oldu.

Hitler’in 55. Doğum günü kanlı bir şekilde kutlandı. Hitler ve ona Varşova Gettosu direnişçilerinin ölülerini armağan eden Himmler’in bugün yaşadığımız yeryüzünde bir mezarı bile bulunmamaktadır. Gettonun onurlu direnişçileri ise Varşova Meydanı’daki bir anıtta, dünyanın bütün zalimlerine ve onların kıyımlarına inat, tarihin zulme karşı boyun eğmeyen bütün kahramanlarını selamlamaktadır [25]. Varşova gettosu mazlum Yahudi halkının ve onların temsilcisi sosyalist direniş örgütlerinin yaşadıklarını yazıya dökmek imkânsızdır. Direnişçilerin hiçbiri sağ olarak ele geçirilmemiştir.

1943 Ekim ayında 600 Yahudi, Polonya’daki Sobibor imha kampında 11 “SS” görevlisini ve birkaç gardiyanı öldürerek kaçmaya çalıştı. Kaçmaya çalışan Yahudilerin üzerine ateş açıldı ve 300 mahkûm öldürüldü. Kaçanların büyük kısmı kampın etrafındaki mayın tarlalarında öldürüldü ya da infaz edildi. 60 mahkûm, Sovyet partizanlarına katıldı. Polonya’daki Auschwitz toplama kampında 1944 Ekim’inde 250 kamp çalışanı Yahudi, gardiyanlara saldırdı. Üç Alman gardiyan öldürüldü. Yaklaşık 30.000 civarında Yahudi partizan, Nazilere ve Doğu Avrupa’daki Nazi yandaşlarına karşı aktif savaştı. Sabotaj girişimlerinde bulundu, getto ayaklanmalarını destekledi, mahkûmlara yiyecek ve içecek sağlamaya çalıştılar. Litvanya’da 3.000 Alman askeri öldürüldü. 1.500.000 Yahudi asker müttefik ordusuna katılarak Almanlara karşı savaştı. Kızılordu’da savaşan 200.000 civarında Yahudi asker öldü. İşgal altındaki Polonya’da ve Sovyetler Birliği sınırında binlerce Yahudi sivil, bataklıklara ve ormanlara kaçarak partizanlara katıldı [26].

Bu direnişler, tüm dünyaya faşizmle mücadele edilebileceğini gösterdi. Varşova gettosu direnişi bir simgeye dönüştü. Bialystok ve Czestochowa gibi gettolarda ve hatta toplama kamplarında da ayaklanmalar yaşandı. Hayatta kalmayı başaran, gettolardan ya da toplama kamplarından bir biçimde kaçmayı başaran Yahudiler, partizan birliklerini kurdu ya da bulundukları ülkelerdeki direniş örgütlerine [27] katıldılar.

Varşova Getto’su direnişi, faşizme karşı yapılan mücadelenin destanıdır. Bir avuç insanın baş edemeyeceğini bildiği örgütlü ve modern silahlarla donanmış faşist Alman ordusuna karşı kahramanca direnmenin ve tarihi değiştirmenin destanıdır. Bir avuç insanın, bir cesaret simgesi olan bu direnişi faşizme karşı mücadelenin mümkün olabileceğini tüm dünyaya göstermiştir.

Varşova gettosu ayaklanması bize, koşullar ne olursa olsun, direniş ruhunu yıldıramayacağını, karamsarlığa yer olmadığını, çaresizlik içinde kıvranan büyük yığınların zulme karşı mücadele edebileceğini göstermiştir.

Varşova, Bialystok ve Czestochowa kamplarında direniş fitilini ateşleyen devrimci ve sosyalist Yahudileri, Çingene ve muhalifler ile mazlum halkları saygıyla anıyoruz.

< Önceki bölüme dön                                            Sonraki bölüm >


[20] Rita Ender, 26 Ocak 2012 tarihli Holokost Kurbanlarını Anma Günü” açılış konuşmasından.

[21] http://alper.akoglu.org/blog/gettolasma/

[22] https://tr.wikipedia.org/wiki/Pogrom

[23] Zigmantas Kiaupa, Litvanya Tarihi 1795 ‘ten önce, Vilnius Litvanya Tarih Enstitüsü, 2000-wikipedia).

[24] Encyclopedia Britannica,

[25] Yusuf Nazım T24 Gazetesi, (22 Nisan 2016)

[26] https://tr.wikipedia.org/wiki/Holokost

[27] Meltem Oral, Faşizme karşı Yahudilerin direnişi, Varşova Gettosu –Avlaremoz, (19 Nisan 2016).

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: