Zifiri Karanlık Çöktüğünde

Pusuya düşene, direnene...

Karanlığında ötesinde zifiri bir karanlık çökmüşse üzerine, her yanın yara bere içinde kalmışsa üzülme, korkma! Gözyaşının tuzunu em, acılarından beslenircesine, gözyaşının tuzu direnç olacaktır sana.
Karanlığın efendileri, cellatlar, işkenceciler sarsada dört yanını, acılar katlanılmaz hale geldiğinde yüreğine ve bilincine sarıl. Bilincine tutun, kendine tutunki yenebilesin tüm işkencecileri.
Zifiri karanlık üzerine çöktüğünde ihanete uğrayacaksın. Dost yüzler değişecek birden bir puşt tuzağının çemberinde dost sandıklarının dişlerinden dökülen kanı göreceksin. Üzülme! İşkenceden, ölümden beter bir yer varsa o da ihanettir. İhanetin kanlı bıçağı sırtına saplansa da yürümeye çalış. İhanet paramparça eder insanın yüreğini. Gözlerinden sessizce süzülen yaşların tuzunu em, yüreğinin yarasına tuz basar gibi. Bırak o tuz yaksın yüreğini, gözyaşının tuzunu bas ki yüreğine iyileşesin. Gözyaşının tuzu, akan kanı durduracaktır, sonra yaraların zamanla kabuk bağlayacak. Sabırla bekle! Unutma öldürmeyen yara güçlendirir insanı.
Zifiri karanlık çöktüğünde üzerine, önünde onlarca tuzak olacak. Karanlıkta ayağın bir kapana takılır, tuzağa düşersin. Pes etme! Karanlığın ortasında sana bu tuzağı kuranları merak edeceksin en çok, etrafına bakacaksın. İşkencecilerin iğrenç gülüşleri yankılanacak karanlıkta, yüzlerini göremeyeceksin. Sakın ha özgüvenini kaybetme! Bırak seni istedikleri kadar aşağılasınlar, üzülme! Bir silahın namlusu gibi dimdik ve mağrur bak onlara.
Dost yüzler ağzından salya akan işkencecilere dönüşmüş, ihanete uğramışsın. En iğrenç gülüşlerini kuşanmışlar, yaralarının üzerinde tepiniyorlar. Biliyorum, işkencenin acısı değil ihanetin acısı kahrediyor seni. Sakın ha! Tükür hepsinin suratına! Puslu, pusulu bir havada çakalların önüne atılmışsın. Yaralarının üzerinde tepinecekler. Senin en güzel duygularını yok etmek, kirletmek isteyecekler. İşkencecilerin o iğrenç gülüşleri kazınacak hafızana. Her yanı kırık dökük mağrur bir kadın heykeli gibi tek kelime etmeden dimdik bak suratlarına.
Zifiri karanlıktır üzerine çöken bu korkunç karanlık… Firavunların masasında kalmışsın tek başına, etini parçalayacaklar. Bilirim, parçalanan etinin acısı değildir yüreğindeki, cellatların iğrenç gülüşleridir seni tiksindiren bu acının rengi.
Pusuya düştün diye kendine kızma, direnmeye odaklan! Unutma, utanması gereken sen değilsin. Utanması gerekenler, sana pusuyu kuranlar ve seni bu tuzağa çekenlerdir. Seni bu tuzağa çeken dost görünümlü düşmanlarınıda iyi tanı, günü geldiğinde onlardan da hesap soracaksın. Haydi şimdi bakışlarını bir namlu gibi doğrult üzerlerine. Unutma bu işkenceci, cellat sürüsü, iğrenç bir böcek sürüsüdür. Sen onĺarın eline düşmüş olabilirsin ama iradenle yenebilirsin bu iğrenç böcek sürüsünü. Tek kelime etmeden, acılarını suskunluğuna gömüp, bir namlu gibi bak onlara. Unutma, öldürmeyen yara güçlendirir insanı. Sabırla bekle!
Ve asla unutma, sen direndikçe işkencecilerin en kurdu bile senin iradenin önünde saygıyla eğilecektir.
Varsın canını yaksınlar, en iyi psikolojik işkence tekniklerini uygulasınlar,uzman psikiyatristlerle çalışsınlar, zihin ve akıl oyunları oynasınlar. Unutma, gerçeklik duygunu yitirmemelisin. Onlar senin akıl sağlığını yitirmeni istiyor. Sakın ha, gerçeklik duygunu yitirme.
En önemlisi üzerine çöken bu karanlığın da bir sonu olduğunu unutma. İşkence ne kadar uzun sürerse sürsün elbette bitecektir, unutma! Sıkı dur, dayan. İstemsiz akan gözyaşlarının tuzunu em, acılarından beslenircesine. Sabırla bekle. Diren!
Unutma, o karanlık güçler ne kadar güçlü olursa olsun, senin iradenin karşısında er ya da geç eğilecektir. Her karanlık tünelin bir çıkışı vardır, sakın unutma! Onlar senden güçlü olabilir ama senin bir iraden var, çaresiz değilsin. Karanlığın çemberinde bir başına kalsanda çaresiz değilsin. Yaşam varolduğu sürece çare vardır, unutma!
Ve onlara inat, için kan ağlasada gülümsemeyi unutma! Aldığın ağır yaralar, iyileşecek. Sabırla bekle! Öyle bir sabırla bekle ki, senin hücum vaktin geldiğinde kaçacak delik bile bulamasınlar. Belki tüm olanlardan sonra yaşamak pek mutluluk vermeyecektir sana ama inadına yaşayacaksın. Unutma, her yanın yara bere içinde, kan revan içinde olsa da geleceğe doğru yürüyeceğin günleri hayal et. Sabrın çelikten zembereğini kuşan! Unutma, sabrı kaybeden savaşı kaybeder. Yaralıyken savaşa girme, geri çekil ve sabırla bekle.
Bu zifiri karanlık er ya da geç bitecek!
(Pusuya düşene, direnene öğütler… Denemeler- Arzu Torun)
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları